ekolojiHaber

Yangınlar kimi canlılar için hayattır

Yangınların kimi bitkilere ve hayvanlara faydasının olduğunu biliyor musunuz? Ama bu yangın çıkaralım anlamına gelmiyor elbette. Yangın ekolojisi çalışmaları, yangınlara bakış açımızı değiştiriyor. Yangınların ardından oluşan kül tabakasının kimi bitkilere gübre görevi görmesinden, bazı böceklerin yangın bölgesinde toplanarak çiftleşmesine kadar yangın ekolojisini konu edindik.

Hacettepe Üniversitesi, Biyoloji bölümü, Ekoloji anabilimdalında görevli Doç. Dr. Çağatay Tavşanoğlu, yangın ekolojisini anlattı. Tavşanoğlu röportaja yangın ekolojisini açıklayarak başladı. Doç. Dr. Tavşanoğlu, yangın ekolojisi alanının, ekoloji biliminin alt dalı olduğunu, yangınların ekosistemler üzerindeki etkisini incelediğini belirtti. Çağatay Tavşanoğlu, yangın ekolojisini açıklayarak devam etti: “Aslında yangın ekolojisi, yangınların, ekosistemler üzerindeki etkisini, canlıların yangına nasıl tepki verdiğini inceler. Yangından sonra canlıların nasıl geri geldiğini, yenilendiğini inceleyen bir bilim dalıdır diyebiliriz. Bu alan incelerken de ekoloji, evrim gibi biyolojiyle ilgili bilim dallarından faydalanır. Bu sayede de yangına tek yönlü olarak bakmaz. Yangınların elbette olumsuz sonuçları vardır. Ancak yangınlar aynı zamanda doğal bir süreçtir ve bitkilerin, hayvanların evrimini ekolojisini etkiler. Bazı ekosistemlerde çok faydası da vardır. Ama şöyle de bir durum var tabi, iklim değişikliği ile birlikte de yangınların büyüklüğünde ve sıklığında artışlar oldu. “

Tavşanoğlu, röportaja yangınların çıkış nedenlerinden bahsederek devam etti. Bilinçli yangınların çıkartıldığını söyleyen Çağatay Tavşanoğlu, “Ülkemizde çıkan orman yangınlarının yüzde 85’i insan kaynaklı olarak çıkıyor. İhmal çok fazla; elektrik tellerinin kopması gibi. Ayrıca bir kasıt unsuru da var kimi yangınlarda. Çeşitli sebepleri var bu kasıtlı yangınların çıkarılmasında; rant sağlamak, turizm tesisi kurmak, tarım yangınları, anız çıkarmak bunlara örnek gösterilebilir.  Dolayısıyla insanlar geçmişten beri yangınları kullandı. Özellikle tarım devrinden beri, tarım alanları açmak için, açık alanlar ortaya çıkarmak için bilinçli yangınlar çıkartılıyor. Avcı-toplayıcı toplum iken bile insanlar av toplamak için yangın çıkarmıştır. Fakat dünyanın bazı yörelerinde ise insan kaynaklı yangınlar neredeyse hiç yok. Sibirya bölgesi, tropikal bölgelerde olduğu gibi. Özellikle Ilıman kuşakta insan kaynaklı yangınlar daha çok çıkıyor. Sibirya’da insan az, tropikal bölgelerde insan sayısı var ama teknoloji gelişmiş değil.” şeklinde konuştu.

Tavşanoğlu, bilinçli yangınlardan bahsederken bir ekleme de yaptı: “Yanan orman alanları halen orman kabul edilir esasen. Anayasa gereği ormanlaştırılmak zorundadır. Bu yüzden otel yapmak, tesis kurmak yasal olarak da yanlış.”

Hilal Bardakcı: Peki, ormanlaştırılıyor mu?

“Ormanlaştırılmak zorunda. Bu işlem ağaç dikerek doğrudan yapılabilir ya da doğal sürece bırakıp ormanın kendini yenilemesini bekleyerek de olur. Biz yangın ekologları olarak doğanın kendini yenilemesini beklemeyi daha doğru buluyoruz. Ormanlaştırmak için alana makineli araçlarla girip, orada onbinlerce yıldır var olan bitkileri kaldırıp çam dikmek doğru değil. Çünkü, toprakta yangına adapte olmuş bitkiler yok ediliyor. Sadece yangınla çimlenebilen tohumları yok etmiş oluyorsunuz. Ek destek gerekebilir ama daha az yapay yöntemlerle olabilir. Akdeniz kuşağı için konuşursak orman yangınlarından sonra ormanlar kendini yenileme özelliğine sahip. Doğanın kendi işleyişinin farkında olmak gerekiyor. Ekonomik ve ekolojik anlamda en iyi sonuç bu şekilde alınır.”

H.B.: Bir ormanın kendini yenilemesi ne kadar sürer?

“Bu durum ortama bağlı olarak değişir. Akdeniz çalılıklarından, makilerden bahsediyorsak sadece 5 yıl kadar alabilir. Akdeniz çam ormanından bahsediyorsak 20 yıl alabilir. Ama Karadeniz’deki bir ormanda, yangınla uyarlanmış olmadıkları için rejenerasyon daha uzun sürer; 50-100 yılı bulur. Bu sorunun cevabı her bölgenin kendine özgü yangın rejimine göre farklılık gösterir. 700-800 yılda bir karadenizde yangın çıkması normaldir ama 50 yılda bir çıkarsa ekosistem çok zarar görür, ormanın yok olması gibi bir durum söz konusu olur. Bazı yerler sık yanar doğal olarak , bazı yerler az.”

Ormanların kendini yenilemesini anlatan Tavşanoğlu, iklim değişikliğinin kuraklığı artırmasıyla birlikte yangınların sıklaştığını ekledi. Çağatay Tavşanoğlu, “İklim değişikliği endişe verici faktörlerin başında geliyor. Daha önce yangınların çok fazla olmadığı yerlerde yangınların ortaya çıktığını görüyoruz. İklim değişikliğinden ötürü yangınların sıklığı ve büyüklüğü arttı. Kuraklıklar arttığı için daha büyük alanlar yanıyor. Sibirya’da çıkan yangınlar buna örnektir.” dedi.

H.B.: Yangınların şiddeti, büyüklüğü anlamında bakarsak, verdiği zararlar veya yangın ekolojisi bağlamındaki faydaları değişiklik gösterir mi?

“Ortamın yapısına bağlı bu da. Akdeniz için çok büyük yangınlar zarar verici olur. Çünkü büyük yangınlarda açığa çıkan enerji de büyük olur. Yangının şiddetini çıkardığı enerji miktarıyla, büyüklüğünü de kapsadığı alanla ölçeriz. Yüksek enerjili yangınlar, durdurulması daha zor olduğu için daha büyük alanda etkisini gösterir. Normalde ölmeyecek olan birçok bitkinin daha yüksek sıcaklıklara maruz kaldığı için ölmesine yol açabilir ya da topraktaki birçok mineralin yanma sırasında atmosfere karışmasından dolayı yüksek enerjili yangınlar daha zarar vericidir elbette. Büyümesinin ise şöyle bir zararı olabilir, yangının çok sık olmadığı yerlerde bölgenin yenilenmesi çok zor olabilir. Avrupa’da görüldüğü gibi doğrudan insan hayatına çok büyük etkileri olmaya başladı yangınların. Birkaç yıl içinde meydana gelen Portekiz’deki ve Yunanistan’daki yangınlarda birçok insan öldü. Bu hayatımızın bir gerçeği olmaya başladı. Her sene neredeyse büyük yangınlar çıkıyor ve insanlar da etkileniyor. Bunun birkaç sebebi var; en büyük sebeplerinden biri insanların ormanların içlerine ev yapması gösterilebilir. Tatil yörelerinde çıkan yangınlar buna örnek.”

Kül bazı bitkiler için gübre görevi görür

H.B.: Bir yangın oldu ve bitti. Hangi bitkiler için faydalıdır, nasıl fayda sağlar? Yangın sonrası meydana gelen kül tabakasının nasıl bir faydası oluyor? Yaşlı ağaçların ölmesinin de faydası mı var? Yangınların insan etkisiyle oluşması veya doğal oluşması fark ediyor mu bu etkilerinde?

“Bir yangının insan etkisiyle oluşması veya doğal olarak meydana gelmesi çok fark etmiyor. Toprak üzerinde birikmiş olan bütün organik madde, yanıyor ve kül oluyor. Bir kısmı buharlaşıyor ama bir kısmı toprağın yüzeyine düşüyor. Kül, organik maddenin toprağa dönmesi için bir yöntemdir. Toprağın gübrelenmesi gibi düşünülebilir, toprağa besin sağlıyor. Ormanın altında ışık göremeyen tohumlar, yangının ortaya çıkmasıyla çimlenebiliyor, çünkü ışık alıyor orman örtüsü ortadan kalktığı için. Buna ek olarak toprağın mineral yapısı zenginleşiyor. Yangın sırasında ölmeyen bitkiler vardır. bunlar toprak üstüne baktığında yanmış görünen ama aslında toprağın altında izolasyon sağlayan bitkilerdir. Birçok bitki canlı dokularını toprağın altında da biriktirir. Dolayısıyla yangın sırasında ölmüyor. Yangından hemen sonra sürgün vererek bitmeye başlıyor kimi bitkiler. Aynı birey yaşamına devam eder yani. Kimi bitkiler ise birey olarak ölüyor ama popülasyonlarının devamını farklı şekilde sürdürmeye çalışır. Mesela bazı bitkiler, tohumları yangına adapte olduğu için yangın olmadan çimlenmez. Tohumlar uyku halindeyken, sıcaklık şokuyla tohumlar çatlar ve daha önce sert kabuklarından ötürü su alamayan tohumlar su alabilir duruma gelir. Bu sadece yangınla mümkün olmuyor bazen dumandaki kimyasallarda bunu etkiler. Dumanda binden fazla kimyasal vardır. Bu kimyasal maddeler de bitkiler için uyaran görevini üstlenir. Yangından sonra ilk olarak 2-3 ay içinde sürgün verenler ortaya çıkar, yağışlı dönem gelince bunlar (en parlak dönemi ilkbahar döneminde görülür) ormanda göremediğiniz kadar bitki çeşitliliği görmemizi sağlar. Çiçeklerin artmasından dolayı böcekler de görülür. Genel olarak biyoçeşitlilikte artış görülür. Zaman geçtikçe de yanmamış bitkiler büyür. Kızılçam ormanları için konuşursak, 10-15 yıl içinde aynı bitkiler alanda görülür.”

H.B.: Hangi bitkiler yangından sonra tekrar ortaya çıkar? Bahsettiğiniz bu “bazı bitkiler”, “bazı elementler” neler?

“Element olarak yaprakta birikmiş olan organik maddeleri söyleyebiliriz. Bitkiler için çok önemli olan besinsel elementlerden, azot ve fosfor vardır. Tarlalarda ürün yetiştirirken azot ve fosfor kullanılır. Bu, dolayısıyla yangın alanlarında toprağa gelir. Bitkiler ise, yangından sonra sürgün verenlerin içinde meşe türleri, sandal ağacı, tespih ağaçı, akçakesme, menengiç, sakız ağaçı, keçiboynuzu örnek verilebilir. Tohumla yenilenen türler içinde ise trifolium (üç yapraklı), laden, lavanta türlerinin yangından sonra alanı kapladığını görebilirsiniz. Çam türü olarak da kızılçamı örnek verebiliriz. Ancak kızılçam farklı bir strateji gösteriyor; yangın sonrası ölüyor ama tohumlarını toprağın içinde biriktirmek yerine kozalağın içinde tutuyor. Kızılçam kozalaklarının bir kısmını açmaz, kapalı tutar. Bu, bir bitki için aslında evrimsel olarak saçma gelebilir. Tohum üretip, kapalı tutmak açısından. Fakat yangın faktörünün olduğu bir yerde anlamlı hale geliyor. Yangın sırasında, kapalı olan kozalak sayesinde tohumlar ölmüyor. Kozalağın pullarının arası reçinelerle tutturulmuştur. Yangın sırasında reçineler erir ve yangından sonra kozalaklar açılır, tohumlar, ışık için hiçbir rekabetin olmadığı ortamda, külle zenginleşmiş toprakta çimlenir. Verdiğim örnekler bizim ekosistemimizden. Dünyanın başka bölgelerinde, bütün bu özelliklerin tek bir bitkide toplandığını da biliyoruz. Örneğin, Kanarya Adaları’nda Kanarya çamı var. Kanarya çamı, hem sürgün verir hem kozalaklarını kapatır. Soğanlı bitkilerde ise yine farklı bir strateji vardır; yıllar boyunca toprak altında soğan olarak bekler, yangın meydana geldiğinde toprakta değişen nitrat miktarı gibi etmenlerle sürgün vermeye başlar. Yangın sonrası bölgelerde soğanlı bitkileri görmek mümkün.”

H.B.: Normalde neden çıkmıyor bu bitkiler?

“Çünkü çevrede bu kadar ağaç varken ışık alması zordur, tozlaşma da ormanlarda arı ve kelebeklerin açık alanlara kıyasla daha az görülmesinden ötürü daha azdır. Bunun için her yıl çıkmaya zorlamak yerine kendi gücünü biriktirip yangından sonra çıkıyor.”

Sıklıkla yangına maruz kalan bitkilerde genetik değişiklikler oluyor

H.B.: Yanan bitkilerde genetik değişiklikler oluyor mu?

“Uzun yıllar boyunca yangınlara maruz kalan bitkilerde yangına karşı adaptasyonlar gelişir. Genetik tekniklerin gelişmesiyle, son yıllarda birçok bitki karakterinin genetik altyapısının olduğu kanıtlandı. Halep çamının genetik altyapısı olduğu tespit edildi. Daha az yanan ve daha çok yanan popülasyonlarda farklılık var. Daha az yanan bölgelerde kozalaklar daha kısa süreli kapalıdır, daha çok yanan bölgelerde daha uzun süreli kapalı olarak bulunur. Arazi gözlemlerimiz kızılçamda da bu durumun olduğunu gösteriyor. Bitkiler buna kendi karar vermiyor, doğal seçilim neden oluyor.”

Duman böcekler için çiftleşme sinyali olabiliyor

H.B.: hayvanlar böcekler boyutuna da geçelim. Hayvanlar için neden faydalı olabiliyor yangınlar?

“Birçok böcek yangında ölür ama bazılarının toprağın altına gizlenme özelliği var. Canlı olarak atlatıyorlar yangını. Böcekler için şöyle bir faydası var; yangından sonra kimi bitkiler ortaya çıkar. Bu, nektar şöleni anlamına gelir. Ormanda çok az sayıda kelebek görülürken, yangın sonrası alanda çok miktarda kelebek, arı görebilirsiniz. Besin almak amacıyla gelir. Karşılıklı bir etkileşim vardır. Bitkiler ve böcekler birbirinden faydalanıyor. Bazı böcekler ise yangın bölgesine çiftleşmek için gelir. Dumanı görüp o bölgede toplanır ve çiftleşirler. Dişiler larvalarını kütükte bırakır ve bu larvalar için bulunmaz bir ortamdır. Ancak yangınların hayvanlar üzerindeki etkisi bitkiler kadar çok çalışılmış değil. Bir diğer etken ise yangın sırasında kanatlı böcekler kaçmaya çalışır ve kuşlar için besin kaynağı olur. Bazı kuşlar yangın alanlarına özellikle gelir.”

Avustralya’da yangın bölgesinden yanan bir parçayı alarak yanmayan bölgeye taşıyan bir yırtıcı kuş. Kuşlar bu şekilde yangını büyüterek, daha fazla besin kaynağı elde eder. Kaynak; Bob Gosford.

H.B.: Türkiye’de yangın ekolojisi hakkındaki çalışmalar ne durumda, yeterli mi, değil mi?

“Genel olarak dünyada yeterince çalışılmış bir konu değil. Kuzey Amerika’da 1950’lerde bu görüşün ortaya çıktığını görüyoruz. Ama bunun asıl kabul edilişi, 1988’de meydana gelen Yellowstone milli parkındaki yangına kadar gider. Avrupa biraz daha geriden geldi. Kuzey Amerika’da ormanları yönetmek için kontrollü yangınlar çıkartılıyor. Kimi zaman yangın olmaması bir bölgede ekosistemi etkiliyor ve daha büyük yangınlara zemin hazırlıyor. Bu yüzden kontrollü, küçük yangınlar çıkartılıyor.”

Daha fazla yangın ekoloğuna ihtiyaç var

Çağatay Tavşanoğlu.

H.B.: Türkiye’de yapılıyor mu bu kontrollü yangınlar?

“Deneme amaçlı, yangının davranışını anlamak amacıyla küçük kontrollü yangınlar yapılabiliyor. Genel olarak çalışmalara gelirsek, yangının canlılarla ilişkisi açısından 1980’lerde yapılmış çalışmalar var. Ormancıların, ekologların, biyologların bu durumu kabullenmekte zorlandığını görüyoruz. Dünya için de geçerli bu durum. Son 10-15 yıldır daha fazla çalışma yapılıyor yangın ekolojisiyle ilgili. Ekonomik getirisi olan çalışmalara daha çok yönelim var Türkiye’de. Yangın ekolojisi çalışmalarının da ekonomik getirisi var ama daha uzun zaman gerektirir. Ülkemizde yangın ekolojisini çalışan aktif grup sayısı bizim ekibimizle birlikte bir elin parmaklarını geçmez. Ülkemiz için çok az. Daha fazla uzmana ihtiyaç var. Genç araştırmacılar daha popüler çalışmalara yöneliyor. Ancak gelecekte iklim değişikliğinin de etkisiyle yangınlar daha da artabilir ve haliyle bu alanın da önemi artacaktır.”

H.B.: Yangın ekologlarıyla politikalar bazında ortak bir çalışma var mı ülkemizde?

“Bizim yaptığımız bilim, kendi başına değerli olsa da bunun uygulamaya konması gereklidir. Çalıştaylar yaparak, orman müdürleriyle görüşerek bilgilerimizi aktarıyoruz. Ekoloji kitaplarında yangından yeni yeni bahsediliyor. Türkiye’de yangın ekolojisini çalışanların sayısının azlığı da uygulamada eksiklikler olmasına sebep oluyor. Sonuçta beş kişinin bir deklerasyon yayımlaması ile 50 kişinin yayımlaması farklı olur. Yangın alanlarının sürülmesi çok zararlı ama devlet politikası da bu yetkiyi oranın orman şefine bırakıyor. Bir örnek vereyim; Karadeniz’de yıllarca orman şefliği yapmış bir memur, Akdeniz’e atanmıştı. Haliyle yangından hiç haberi yoktu. Memur, büyük bir yangının ardından bütün alana ağaç diktirmişti. Bu, bizim için dehşet verici bir uygulama idi. Normalde karma sistem uygulanır. Bilim insanları ile uygulayıcılar arasında bir köprü olması gereklidir. Ama bu köprüler henüz sağlam değil. Bunun devlet politikası haline gelmesi için daha çok çalışmamız, duyurmamız gerekiyor.”

Yazar Hakkında

Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümü mezunudur. Bilim ve teknoloji haberciliğinden önce spor ve gündem alanlarında muhabirlik yaptı. Paylaşmak istediğiniz haberler için +90 (541) 380 12 73 numaralı whatsapp ihbar hattımızdan veya [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz.
Alakalı İçerikler
HaberTürkiye

Araştırma ve aday araştırma üniversitelerinin performansı açıklandı

Haber

Yapay Zeka Mühendisliği bölümü ile bizi neler bekliyor?

Haber

Göcek yangını sonrası ağaçlandırma önerileri ne kadar doğru?

Haber

Ekoloji ve Evrimsel Biyoloji Sempozyumu devam ediyor

Bilim dünyasının son haberlerini kaçırmamak için eposta bültenimize hemen üye olun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir