Bilim İnsanları

William Harvey – Kan dolaşımının keşfi

William Harvey kimdir

William Harvey 1 Nisan 1578’de İngiltere’nin Folktone şehrinde doğdu. Babası zengin bir tüccardı. William Harvey, eğitimini Centerbury’de Kins’s School’da sürdürdü. Daha sonra yüksek öğrenimini Cambridge’de tamamladı. Harvey iyi bir öğrenciydi. Ancak profesörlerinin beklediği parlak öğrenci imajına uymuyordu. 1597 yılında dönemin en ünlü tıp okulu olan Padua’ya gitti ve anatomi uzmanı Fabricius‘un derslerine katıldı. Fabricius, insanlardaki damarlarda valflar olduğunu bulmuştu. Fabricius, damarlardaki valfları bulmuştu ancak tam olarak nasıl bir görev edindiklerini açıklayamamıştı. William Harvey’in kan dolaşımını bulmasında Fabricius’un ortaya çıkardığı bu valflar önemli bir nokta olmuştur.

William Harvey

Eğitim hayatından sonra Harvey, Londra’da çalışmaya başladı. Bu sürede Kraliçe Elizabeth’in özel doktoru Launcelot Browne’nin kızı Elizabeth Browne’a aşık oldu ve evlendiler. Bu evlilik Harvey’in saray ahalisine katılmasına yardımcı oldu.

1609’da St. Bartholomew Hastanesi’nde çalışmaya başladı. Burada özellikle hastanede belli günler bulunup hastaların sorunlarına çözüm arıyordu. Bu hastanede oldukça tecrübe edindi ve kan dolaşımıyla ilgili çalışmaları için ilham aldı.

Harvey’in çalıştığı dönemlerde kanın karaciğerden çıktığı, vücutta iki ayrı kan olduğu, biri kalbin sağ karıncığından çıkıp vücudu dolaştığı diğeri sol karıncıktan çıkıp atardamarlarla yavaş ve düzensiz bir şekilde dolaştığı düşünülüyordu. Harvey, bunun yanlış olduğunu düşündü ve araştırmalarını bu soru çerçevesinde sürdürdü. Valfler kanın bir doğrultuda çıktığını gösteriyordu. Bunun yanısıra kan nereden çıkıp nereye gidiyordu?

William Harvey devrim niteliğinde bir kuram geliştirdi

kan dolaşımı

Harvey, elinde bir nesneyi tutan gönüllünün koluna turnike uyguladı. Daha sonra, kan damarlarının içinden akan sıvının birikmesi nedeniyle şişmesini bekledi. Küçük çıkıntılar (B, C, D, E), ven kapakçıklarının varlığını gösteriyor. 

Harvey vücutta iki ayrı kan olmadığını ortaya çıkardı. Bununla da kalmadı ve kanın kalpten pompalandığını sonra da tekrar kalbe döndüğünü buldu. Yani kan akışı bir dolaşım içindeydi. Harvey buluşunu önce 1616’da Royal College of Physicians (Kraliyet Tıp Okulu)’da sundu. İlk başlarda meslektaşları bu buluşu pek önemsemediler. Ancak Harvey çalışmaya, çalışmalarını anlatmaya devam etti. 1628’de ise bir kitap yayınladı. “Exercitatio Anatomica de Mota Cordis et Sanguinis in Animalibus” yani “İnsan Vücudunda Kalbin ve Kanın Hareketi Konusunda Deneme” anlamına gelen bu kitap, tıp çevrelerince oldukça sansasyon yarattı. Ortaya koyduğu kuram oldukça devrimciydi. Ancak bu durum ilk başlarda pek olumlu geri dönüş sağlamadı. Doktorların bir kısmı karşı cephe alırken, halk da kaçık gözüyle bakıyordu.

Ancak geçen sürede Harvey’in kuramını inceleyen diğer doktorlar bunun doğru olduğunu gördüler. Böylece bu direnç zamanla azaldı ve Harvey, bu buluşuyla ünlendi. Benzer tepkiler Avrupa kıtasında da geldi ancak zamanla onlar da bu kuramı kabul etti.

Bu çalışmaları sürerken Harvey, sarayda da ilgi görmüştü. Birinci Charles’in özel doktoru olmuştu. Kral Harvey’i destekliyordu. Ancak araya İngiltere’deki iç savaş girdi. 

Harvey emekliliğinden sonra Londra’ya döndü. 1654 yılında Kraliyet Tıp Okulu “Okulun Başkanlığını” teklif etti ancak Harvey, yaşlılığından dolayı bu teklifi kabul etmedi. Harvey 3 Haziran 1657’de felç geçirerek hayata gözlerini yumdu.

Eşi yıllar önce ölen Harvey’in çocuğu olmamıştı. Bu sebeple bütün vasiyetini Kraliyet Tıp Okulu’na bıraktı. Bununla birlikte her yıl okulun açılışında okunması için de bir tebliğ bırakmıştır. Bu tebliğ, Harvey Söylevi olarak anılır. Söylevin içinde meslektaşlarını deneyler yoluyla doğanın sırlarını çözmeye ve mesleğin onuru için birbirlerine daima karşılıklı sevgi ve dostluk göstermeye teşvik ediyordu. 

Yazar Hakkında

Hacettepe Biyoloji Bölümünden 2011 yılında mezun olduktan sonra ODTÜ’de Antik DNA çalışmaları ile lisans üstü eğitimini sürdürmüştür. Lisans eğitiminde ve daha sonrasında ekoloji ve popülasyon ile ilgilenmiş olup, vektör ekolojisi üzerine çalışmaları ve yayınları bulunmaktadır. ODTÜ’de lisans üstü çalışmalarına devam ederken biyoteknoloji girişimciliğine adım atmış olup, Türkiye’de inovatif biyoteknoloji ekosisteminin gelişmesi için çalışmalarına devam etmektedir. Bildiklerini ve öğrendiklerini paylaşmaktan büyük mutluluk duyan Elçin, doğrulanabilir Türkçe bilimsel yayın kaynaklarının az olmasından rahatsız olmuş ve ortağı Emre ile birlikte Bilimma'yı kurmuştur. Ekim 2016'dan itibaren bilimsel haber ve bilgilerin sorgulanabilir kaynaklarla insanlara ulaşması için yazılar yazmaktadır. Fotoğraf çekmek, arazi çalışmalarına katılmak ve gezmek başlıca ilgi alanları olup, ERES Biyoteknoloji'de projelerini sürdürmektedir.
Alakalı İçerikler
Bilim İnsanları

Kindî - İlk müslüman filozof

Bilim İnsanları

İskenderiyeli Heron

Haber

Uzay asansörü fikri yeniden gündemde

Haber

En eski genetik veriler 1.7 milyon yıllık gergedan dişinden çıkarılıyor

Bilim dünyasının son haberlerini kaçırmamak için eposta bültenimize hemen üye olun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir