sıtma paraziti Plasmodium falciparum nasıl hayatta kalıyor
//

Sıtma paraziti Plasmodium’un gen ifadesini değiştirerek nasıl dormant hale geçtiği bulundu

Sıtma, dişi anofel sivrisineklerin beslenirken insana bulaştırdıkları Plasmodium cinsi parazitlerin kırmızı kan hücrelerini enfekte etmesiyle gelişen bir enfeksiyon hastalığıdır.

4 dakikalık içerik

Sıtma paraziti Plasmodium falciparum kurak mevsimlerde insan konakta hareketsiz kalarak saklanıyor. Birleşik Krallık’taki Exeter ve Almanya’daki Heidelberg üniversitelerinden araştırmacılar, sıtma parazitinin uygun olmayan koşullarda bile hayatta kalma stratejisini araştırdı. Ekip, parazitin gen ifadesini değiştirerek dormant yani uyku haline geçtiğini buldu. 

Yeni araştırmalar, sıtmaya neden olan Plasmodium falciparum parazitinin, insan kan akışında tespit edilmeden hayatta kalmak için gen ifadesini değiştirebileceğini gösterdi. Aralarında Exeter Üniversitesinden Dr. Mario Recker‘ın da bulunduğu uluslararası araştırmacılardan oluşan bir ekip, Plasmodium falciparum adlı parazitin olumsuz koşullar altında nasıl görünüşte dormant (uykuda) olabileceğini inceledi. Çalışma, sıtmanın baş göstermesinden önce yağmur mevsiminde sivrisinek popülasyonları yeniden ortaya çıktığında, parazitin gözlenebilir semptomlar göstermeden bir kişide nasıl hayatta kalabileceğini açıklıyor.

Sıtma, Afrika’da halen önemli bir ölüm nedeni ve her yıl çoğu 5 yaşın altındaki ortalama 100 bin kişiyi öldürüyor. Kuraklık, sıtma paraziti P. falciparum için büyük bir sorundur, çünkü suyun azalması sivrisinek ve vektörlerini yılın yalnızca birkaç ayıyla sınırlıyor. Vakaların çoğu yağmurlu mevsimde meydana gelse de parazitin insan konakçıda uzun süre kalabilme yeteneği, sivrisineklerin nadir olduğu ve bulaşma fırsatının çok azaldığı kuru dönemde de yaşamasını sağlıyor. Bununla birlikte, parazitin insan konakta bağışıklık sisteminin sürekli saldırısına rağmen nasıl kalabildiği tam olarak anlaşılamıyordu. Yeni çalışmada, Almanya Heidelberg Üniversitesinden Silvia Portugal liderliğindeki ekip, Mali’deki bireyleri birbirini izleyen kuru ve yağışlı mevsimlerde takip etti. Ekip, düşük P. falciparum seviyelerinin 5-6 aylık kurak mevsimde asemptomatik Malili bireylerin kanında kaldığını, nadiren semptomlara neden olduğunu ve konakçı immün tepkisinin minimum düzeyde olduğunu belirtti. Araştırmacılar, kurak mevsimin sonunda parazitlerin farklı bir gen transkripsiyon (DNA’dan RNA’ya genetik bilginin kopyalanması) modeline sahip olduğunu buldu.

Bu model, enfekte olmuş kırmızı kan hücrelerinin kan damarlarına daha az yapışmasıyla bağlantılıydı. Çalışmanın matematiksel modellemesini yürüten Exeter Üniversitesinden Dr. Recker, “Çalışma, aynı zamanda parazitin bağışıklık sisteminin radarına takılmamak için dalağı kullanarak gizlenmesini sağlayan başka bir stratejiyi benimsediğini gösterdi.” dedi. Araştırmacılar, bu özellikler sayesinde parazitin vücuttaki düşük P. falciparum seviyelerini koruduğunu ve bağışıklık sistemi tarafından tespit edilerek ortadan kaldırılmasından kaçındığı, böylece sonraki yağmur mevsiminde sıtma bulaş döngüsünü tetikleyebileceğini gösterdi.

Çevresel değişikliklerin, P. falciparum‘un belirli koşullar altında hayatta kalmasına izin veren transkripsiyonel profillerini nasıl etkilediğini açıklamak için daha fazla araştırma gerekiyor.

Çalışma, 26 Ekim 2020 günü Nature Medicine‘da yayımlandı.

Kaynaklar;

Science Daily -Haber metni

Nature Medicine -Makale

Sizin yorumunuz nedir?

Your email address will not be published.