p53 genindeki onarım kanser deneylerinde önemli bulgular sağladı

4 dakikalık içerik

Kanser tedavilerini geliştirmeye yönelik çalışmalara neredeyse her gün yenileri ekleniyor.

Genomun koruyucusu” olarak da bilinen tümör baskılayıcı gen p53, kanseri önlemede kritik bir işlev görür. p53, birçok organizmada kanseri baskılamak için çok önemli bir proteindir. TP53, genomda mutasyon olmasını önleyerek genom stabilitesini korur. Araştırmacılar uzun zamandır p53 gibi tümör baskılayıcı genlerin aktivitesini onarmanın bir yolunu arıyor. Şimdi yeni bir çalışmada araştırmacılar, klinik öncesi deneylerde, p53’ü sentetik mRNA nanoparçacıkları kullanıp onararak akciğer ve karaciğer kanseri hücrelerini mevcut kanser ilaçlarına duyarlı hale getirdi.

Nanoteknolojideki ilerlemelerden faydalanan Brigham and Woman’s Hospital (ABD) araştırmacıları bu çalışmayı gerçekleştirdi. Ekip, sadece p53-yetersiz karaciğer ve akciğer kanseri hücrelerinin büyümesini geciktirmekle kalmayıp, aynı zamanda tümörleri mTOR inhibitörleri olarak bilinen kanser ilaçlarına karşı daha savunmasız hale getirebileceğini buldu.

Brigham Nanoilaç Merkezi ve Anesteziyoloji Bölümü’nden Dr. Jinjun Shi, bulgulara ilişkin açıklama yaptı: “mTOR inhibitörleri belirli kanser türlerinin tedavisi için onaylıdır. Ancak birçok yaygın kanser için klinik çalışmalarda bile işe yaramamıştır. Burada, p53’ü onarmak için geliştirdiğimiz lipit-polimer hibrid mRNA nanoparçacık platformunu kullanarak kanser hücrelerini mTOR inhibitörlerine karşı duyarlı hale getirebileceğini gösteriyoruz. Çalışma, kanser tedavisi için potansiyel olarak güçlü bir kombinasyonu ifade ediyor.”

Karaciğer ve akciğer kanseri deneylerinde olumlu bulgular elde edildi

Sentetik p53, hücre dizisinin bloke edilmesine, hücre ölümüne neden oldu ve p53’ün tükendiği karaciğer kanseri hücrelerinin ve akciğer kanseri hücrelerinin büyümesini geciktirdi. Ek olarak sentetik p53, hücreleri bir mTOR inhibitörü olan Everolimus’a (ilaç) daha duyarlı hale getirdi. Ekip, birden çok in vitro (laboratuvar ortamı ya da yapay koşullar) ve in vivo (yaşayan organizma) modelde başarılı sonuçları rapor etti.

Everolimus’un önceki klinik çalışmaları, ileri karaciğer ve akciğer kanseri vakalarında klinik bir fayda gösterememişti. Ancak ilaca verilen yanıtın hastalar arasında büyük ölçüde değiştiği bulundu.

Çalışmalar ayrıca p53’ün -karaciğer kanserinin en yaygın türü olan- hepatosellüler karsinomların yaklaşık yüzde 36’sında; küçük hücreli dışı akciğer kanserlerinin yüzde 68’inde değiştiğini buldu. Yazarlar, yaklaşımın translasyonel potansiyelini ve ölçeklenebilirliğini; diğer p53 mutasyonlarına ve diğer kanserlere uygulanabilirliğini araştırmak için daha fazla klinik öncesi geliştirmeye ihtiyaç duyulacağını belirtti.

Araştırma ekibi, “Bu mRNA nanoparçacık yaklaşımının, diğer birçok tümör baskılayıcıya uygulanabileceğini ve etkili kombinatoryal kanser tedavisi için diğer terapötik yöntemlerle rasyonel olarak birleştirilebileceğini umuyoruz.” dedi.

Bulgular Science Translational Medicine‘de yayımlandı.

Kaynak;

EurekAlert

Sizin yorumunuz nedir?

Your email address will not be published.