orman yangını yangın sonrası

Ormanları Yangından Çok Kontrolsüz Faaliyetler Etkiliyor

7 dakikalık içerik

Orman yangınlarından sonra, yanan ağaçlara ve arazilere yapılan agresif faaliyetler, ormanların kendilerini yenilemesini olumsuz yönde etkiliyor.

2021 yılında Türkiye’de gerçekleşen orman yangınları, Akdeniz ekosistemlerini büyük ölçüde etkilemişti. Peki, doğada yaşanan bu bozulmanın tek suçlusu yangınlar mı? Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü profesörü Prof. Dr. Çağatay Tavşanoğlu’na göre, durum bundan biraz farklı.

Ormanlar Yangın Sonrası Kendi Kendini Yenileyebilir

Prof. Dr. Tavşanoğlu, Orman Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen yangın sonrası faaliyetler hakkında bilgiler verdi. Bu konuda Science dergisine bir yazı yazan Prof. Dr. Tavşanoğlu, yanan ormanların yangın sonrası kendi kendilerini yenileyebileceğini söyledi. Ona göre yangın sonrası yürütülen faaliyetler, ormanların kendi kendini yenilemesini ve iyileştirmesini engelliyor. Bu nedenle devlet tarafından yürütülen yoğun yangın sonrası faaliyetlerin minimuma çekilmesi oldukça önemli hale geliyor.

Şu anda ormanlık alanlardaki yanmış ağaçların hızlı ve aşırı bir müdahale ile kesildiğini söyleyen Prof. Dr. Tavşanoğlu, “Kasım ayından beri Antalya ve Muğla’da farklı yangın alanlarında, yangın sonrası kesim işlemlerinin habitatı olumsuz yönde etkilediğine şahit olduğum çok sayıda gözlemim oldu” diye belirtiyor.

Prof. Dr. Tavşanoğlu, olumsuz gözlemlerinden bazılarını şu şekilde ifade ediyor; “Tomruk taşımak için yangın alanı içinde geniş yollar açılmakta, dere yatakları toprakla doldurulmakta, kesim ve taşıma için yangın alanına paletli araçlarla girilmekte ve kesilen materyal kendini yenilemekte olan bitkilerin üzerine bırakılmakta”. Tüm bu hızlı ve agresif insan faaliyetlerinin, yangından zaten hasar görmüş olan ormanlara, faydadan çok zarar verdiği görülüyor.

Ekonomik Değil Ekolojik Düşünmek Gerek

Prof. Dr. Tavşanoğlu’na göre ağaçların hızla kesilmeye çalışılmasının öncelikli nedeni, yanmış ağaçların böceklenmesine dayanan inanç olabilir. Ancak kendisi bu inancın pek de bilimsel bir kanıtı olmadığını söylüyor. Bu çalışmaların ikinci bir nedeni ise, yanan ağaçların halen ekonomik değer taşıması olabilir. Ancak Prof. Dr. Tavşanoğlu, ekonomik yönden kazanç olarak görülen ağaç kesimlerinin, ekolojik anlamda çok da doğru olmadığını düşünüyor.

Çünkü yanmış ağaçların yerlerinde durması, ekolojik denge açısından fazlaca önemli. Bu ağaçların birçok böcek ve kuş türü için yaşam ortamı olduğunu ve biyoçeşitliliği desteklediğini söyleyen Prof. Dr. Tavşanoğlu; yanan ağaçların zamanla devrilerek toprağa karışmasının ormandaki madde döngüleri ve ekosistem fonksiyonlarının gerçekleşmesine destek olduğunu da ekliyor. Ona göre; “Yangın sonrası ağaçların kesilmesi bile ekosisteme bir müdahale iken, çevreye daha büyük zarar veren kontrolsüz ağaç kesimleri sürgün veren bitkilere ve toprak tohum bankasına zarar vererek biyoçeşitlilik kaybını artırıyor”.

Yanan alanlarda yapılan bir diğer çevreye zararlı faaliyet ise, toprakların sürülmesi ve yeniden ağaçlandırılması. Prof. Dr. Tavşanoğlu bu konuda şöyle söylüyor, “Ağaçlandırma öncesi arazi hazırlığı için alana iş makinaları girmekte ve yangın sonrasında sürgün verebilen Sandal, Menengiç, Meşe gibi bitkileri kökleyerek ortadan kaldırmakta. Alanın sürülmesi, toprak içerisinde baharda çimlenmeyi bekleyen onlarca bitki türünü de yok etmekte”.

Bu derece hızlı bir ağaçlandırma faaliyetinin faydadan çok zarar verdiğini belirten Prof. Dr. Tavşanoğlu’nun önerisi ise, yeniden ağaçlandırma çalışmasından önce bir müddet beklemek. Geçmiş yıllardaki yangın dönemlerinde, Orman Müdürlüğünün yeniden ağaçlandırmadan önce bir süre beklediği görülüyor. Prof. Dr. Tavşanoğlu, günümüzde de aynı şekilde bir süre beklendiği takdirde, ormanların doğal ortamlarında kendi kendini yenilediğini göreceğimizi söylüyor. Yanan ormanlardan kontrolsüz insan müdahalesini uzak tutmak gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Tavşanoğlu, “Yanan alana ne yapılacağına karar vermek için bir süre beklemenin amacı, eğer bir sene sonra doğal yolla alana yeterince çam fidesi geldiyse (ki çoğu zaman gelir), o alanın kendi haline bırakılması ya da tohum takviyesi ile alandaki çam varlığının desteklenmesidir” şeklinde konuşuyor.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.