//

Optimal Hidrasyon Yaşlanma Sürecini Yavaşlatıyor

5 dakikalık içerik

Ulusal Kalp Akciğer ve Kan Enstitüsü’ndeki bilim insanları, 25 yıllık uzun bir takibi olan, popülasyona dayalı büyük bir gözlemsel çalışmada, sıvı alımı azaldığında yükselen serum sodyum seviyeleri ile çeşitli sağlık göstergeleri arasındaki bağlantıları analiz etti. Çalışmada normal aralığın daha yüksek ucundaki serum sodyum seviyelerine sahip yetişkinlerin, orta aralıklarda serum sodyum seviyelerine sahip olanlara göre kronik durumlar geliştirme ve ileri biyolojik yaşlanma belirtileri gösterme olasılığının daha yüksek olduğu ortaya çıktı.

Bazı İnsanlar Diğerlerinden Daha Hızlı Yaşlanıyor

Bazı insanların diğerlerinden daha hızlı yaşlandığı, bazı insanların hastalıksız bir şekilde yaşlılık dönemine girdiği, bazılarının ise yaşa bağlı kronik hastalıklara yakalandığı bilinen bir gerçek.

Ulusal Kalp, Akciğer ve Kan Enstitüsü Kardiyovasküler Rejeneratif Tıp Laboratuvarı’nda araştırmacı olan başyazar Dr. Natalia Dmitrieva meslektaşları ile yaptığı araştırmayı anlatırken, “Çalışmada, hafif subklinik hipohidrasyonun yaşlanmayı önleyici etkilerini değerlendirmeyi amaçladık” dedi.

Hipohidrasyonu, düşük su alımı veya yüksek su kaybı şeklinde açıklayan Dr. Dmitrieva, “Bu durum vücut su içeriğinin azalmasına ve plazma tonisitesinin yükselmesine neden olduğunda, antidiüretik hormonun salgılanması ve renal idrar konsertasyonu dâhil olmak üzere su koruma mekanizmalarının etkinleştirildiği bir durum olarak tanımlıyoruz” diye konuştu.

Serum Sodyum Seviyelerinde Değerlendirmeler Yapıldı

Çalışmada, hidrasyonun sağlık sonuçlarıyla nasıl ilişkili olduğu konusunda adil bir karşılaştırma olması amacıyla, başlangıçtaki kontrollerde yüksek serum sodyum seviyelerine sahip olan veya obezite gibi serum sodyum seviyelerini etkileyebilecek altta yatan koşulları olan yetişkinler hariç tutuldu.

Daha sonra, serum sodyum seviyelerinin, 15 sağlık belirteci aracılığıyla değerlendirilen biyolojik yaşlanma ile nasıl ilişkili olduğu değerlendirildi. Bu; sistolik kan basıncı, kolesterol ve kan şekeri gibi, her bir kişinin kardiyovasküler, solunum, metabolik, böbrek ve bağışıklık sisteminin ne kadar iyi çalıştığı hakkında fikir veren faktörleri içeriyordu.

Ayrıca yaş, ırk, biyolojik cinsiyet, sigara içme durumu ve hipertansiyon gibi faktörlere göre ayarlamalar yapıldı.

Sıvı Alımını Güvenli Bir Şekilde Artırmak Gerekiyor

Araştırma ekibi, daha yüksek normal serum sodyum seviyelerine sahip yetişkinlerin (normal aralıklar litre başına 135-146 milieşdeğer (mEq / l)) daha hızlı biyolojik yaşlanma belirtileri gösterme olasılığının daha yüksek olduğunu buldu. Bu, metabolik ve kardiyovasküler sağlık, akciğer fonksiyonu ve inflamasyon gibi göstergelere dayanıyordu.

Benzer şekilde, 144,5-146 mEq/l seviyeleri, 137-142 mEq/l arasındaki aralıklara kıyasla yüzde 21 oranında daha fazla erken ölüm riski ile ilişkilendirildi.

Serum sodyumu 142 mEq/l veya daha yüksek olan kişilerin, sıvı alımlarını değerlendirmenin faydalı olacağını söyleyen Dr. Dmitrieva, “Çoğu insan, önerilen seviyeleri karşılamak için sıvı alımını güvenli bir şekilde artırabilir; bu, su ve meyve suları veya yüksek su içeriğine sahip sebze ve meyveler gibi diğer sıvılarla yapılabilir” dedi.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.