//

Neurodiverse Bireylerin Mesleki Hayatlarındaki Zorluklar Nelerdir?

8 dakikalık içerik

Araştırmacılara göre, neurodiverse insanlar başarıya giden yolda kalıcı engellerle karşı karşıya kalıyor. Beyinleri tıbbi veya tıbbi olmayan nedenlerle çoğu insanınkinden farklı gelişen veya çalışan insanları tanımlayan bir terim olan neurodiverse, genellikle yöneticiler ve meslektaşların göremediği günlük zorlukları yaşıyor. Böyle olunca neurodiverse çalışanlar, genellikle kendilerini dışlanmış ve değersiz hissediyor.

İşe Alım Uygulamalarında İşsiz Kalma Olasılıkları Yüksek

Neurodiverse, coğrafyaya ve kültüre göre büyük farklılıklar gösterse de, istatistikler bu durumun son derece yaygın olduğunu ve küresel nüfusun yüzde 15 ila yüzde 20’sini etkilediğini gösteriyor. İşe alım uygulamalarında da, başka herhangi bir engeli olan bireylere göre işsiz kalma olasılığı daha yüksek olan neurodiverse insanlar, dezavantajlı duruma getiriliyor.

Bu eşitsizliğin açık bir örneği, tahminen yüksek gelirli ülkelerde daha yüksek olmakla birlikte, dünya nüfusunun yüzde 1’inden biraz daha azını etkilediği düşünülen otizmde gözlemlenebiliyor. Otistik insanların işyerinde nasıl daha rahat olabileceğine dair giderek artan bir kamu bilincine rağmen, bu grubun üyelerinin işsiz kalma olasılığı, diğer herhangi bir engeli olan kişilere göre daha fazla.

“Otistik İnsanlar Sistematik Olarak Marjinalleştirilir”

Swansea Üniversitesinde Araştırma Görevlisi olan Aimee Grant, kendisine 37 yaşına kadar otizm teşhisi konulmadığını belirterek, “Ben, disleksi ve mast hücre aktivasyon sendromundan mustaribim. Bu, kurdeşen, şişlik, düşük tansiyon ve aşırı yorgunluk gibi tekrarlayan şiddetli alerji semptomlarına neden olan bir durumdur. Bu nedenle elektrikli tekerlekli sandalye kullanıcısıyım. Bu, evden çıkmanın zorlu ve bazen güvensiz olduğu anlamına geliyor” dedi.

2021 yılında Swansea Üniversite’nde halk sağlığı araştırmacısı olduğundan beri evden çalıştığını ve kendini geliştirdiğini söyleyen Grant, “Otistik olmanın ne anlama geldiğini düşünmek için de zamanım oldu. Her zaman güçlü bir şekilde sosyal adalete odaklandım ve İngiltere’deki Cardiff Üniversitesi’nde sosyal politika alanında doktoram için yoksulluk içinde yaşayanlar da dâhil olmak üzere marjinalize edilmiş annelerin yaşamlarını araştırdım. Otistik insanlar sistematik olarak marjinalleştirilir ve ayrımcılığa uğrar. Bu da hasara neden olur. İntihar oranı, otistik olmayan insanlara göre dokuz kat daha fazladır” diye konuştu.

Engelli olmayan insanların, engelli insanların çalışmalarıyla meşgul olmadıkça ve onların deneyimlerini anlamaya çalışmadıkça, onların günlük zorluklarını gerçekten kavrayamayacağını ifade eden Grant, “Ancak sorun iş arkadaşlarıyla sınırlı değil, arkadaşlara ve aileye de uzanıyor. İnsanlar oldukça görünür bir hareket yardımcısının kullanımını anlayamadığından (benim tekerlekli sandalyem parlak mor), otizm gibi daha az görünür bir şeyi yaygın ve doğru bir şekilde anlayabilmemiz için kat etmemiz gereken uzun bir yol var” dedi.

Serebral Palsi Tamamen Fiziksel Bir Durum Değildir

İspanya Girona Üniversitesi’nden Fotokimya Araştırmacısı Ouissam El Bakouri, serebral palsi ile ilgili en büyük yanılgılardan birinin, onu tamamen fiziksel bir durum olarak görmek olduğunu söyleyerek, “Sadece bu da değil, aynı zamanda insanlar, onunla yaşayan bizlerin profesyonel olarak katkıda bulunma kapasitesine sahip olmadığımız düşüncesiyle, sıklıkla göz ardı etme eğilimindeler. Engelliliğim nörolojik zorluklarla birlikte geliyor ama beni zihinsel olarak yavaşlatmıyor” şeklinde konuştu.

Serebral palsi’nin, yürümek, yemek yemek veya giyinmek gibi günlük eylemlerini etkilediğine değinen Bakouri, “Bunları yavaş yavaş ve bazen zorlukla gerçekleştiriyorum. Ancak her gün karşılaştığım en büyük zorluk sözlü iletişim. Yavaş konuşuyorum ve bazen insanlar konuşmamı zor anlıyor” dedi.

“İş Başvurularında Özgeçmişimde Her Zaman Engelliliğimi Belirtiyorum”

İş başvurularında özgeçmişinde her zaman engelliliğini belirttiğini söyleyen Bakouri, “İnsanlara yüz yüze söylemek zorunda kalırsam, bu beni utandırıyor. Onları önceden veya resmi olmayan bir toplantı sırasında haberdar etmek daha iyi oluyor” diye konuştu.

Laboratuvardaki diğer arkadaşlarla etkileşimde bulunmanın ve bir grup projesine liderlik etmenin, yapmayı hiç düşünmediği şeyler olduğunu belirten Bakouri, “Bu, kendime olan saygımı artırdı. Ama düşüncelerimi geldikleri kadar çabuk ifade edememek sinir bozucu. Bu, kelimeleri söylemeyi kolaylaştırmak için sık sık değiştirdiğim anlamına geliyor – örneğin, zor bulduğum bir cümleye “C” veya “R” sesiyle başlamaktan kaçınmaya çalışıyorum. E-posta bu konuda çok yardımcı oluyor çünkü bu şekilde sözlü iletişim kurabileceğimden daha etkili iletişim kurabiliyorum” şeklinde konuştu.

Kaynak: nature.com