Haber

Londra Doğal Tarih Müzesi araştırmacıları bu yıl 412 yeni tür tanımladı

Londra Doğal Tarih Müzesi bilim insanları, 2019 yılı boyunca toplamda 412 yeni tür tanımladı. Araştırmacılar, bir noktadan bile daha küçük canlılardan, bilinen en eski Stegosaur’a kadar yüzlerce yeni tür tanımladı.

Biyoçeşitlilik krizi ve habitatların baskı altına girmesiyle Dünya’daki yaşamı belgelemek hiç bu kadar önemli olmamıştı. Bu yıl tanımlanan 412 türden bazıları, eşekarısı, liken, keseli hayvan, yılan, amip ve göktaşlarını içeriyor. Çalışmalar, doğal dünya hakkında halen ne kadar çok şeyi bilmediğimizi ve biyolojik çeşitlilik krizi sürmeye devam ettikçe ne kadar çok şeyi kaybedeceğimizi vurguluyor.

Müzenin Bilim Müdürü Tim Littlewood, “Türlerin keşfi her zaman heyecan verici olmuştur ve gezegenimiz hakkında halen ne kadar şeyin anlaşılacağını gösterir. Evrimin dünyadaki farklı yaşam alanlarında yaşayabilen yeni türleri nasıl sağladığını öğrenmek inanılmaz. Ne yazık ki, bu adaptasyon ve biyolojik çeşitliliğin çoğu artık ciddi bir tehdit altında. Türleri, keşfedebileceğimizden daha hızlı şekilde kaybediyoruz. Doğal dünya hakkındaki anlayışımızı kaybediyor, onunla kendi bağlantımızı ve doğanın istikrarını destekleyen bağlantıları koparıyoruz.” dedi.

Hindistan’da birçok tür keşfedildi

Brezilya’da bulunan bu yeni bitki türü “Solanum medusae”nin, nesli tükenmekte olduğu düşünülüyor. Foto; Y.F. Gouvêa

Bu yıl 7 yeni bitki ve 7 yeni liken tanımını öğrendik. Bunlardan biri olan Solanum medusae, güney Brezilya’daki şehirlerin yakınında bulunur. Gelişen tarım ve tarımın sınırlı dağılımını tehdit ettiği için zaten tehlikede olduğu düşünülüyor. Müzede yürütülen çalışmalar, çok az çalışılan Hint kıta parçasının önemini gösterdi. Bu yıl sekiz kertenkele, beş yılan, dört balık ve Hindistan’a özgü bir amfibi tanımlandı. Bunların çoğu Güney Hindistan’ın Batı Ghats bölgesinde bulunuyor. Hint kıta parçası, en büyük biyoçeşitlilik sıcak noktalarından biri olarak bilinmesine rağmen, hala yeni türleri karşımıza çıkarıyor. Ayrıca, ülkenin kuzey doğu eyaletinde keşfedilen Trimeresurus arunachalensis, son 70 yılda Hindistan’dan bildirilen ilk yeni çıngıraklı yılan türüdür.

Yeraltının yılan Gollum’u

Yeni tanımlanan yeraltı yılan türlerinin ilkine Yüzüklerin Efendisi’nin Gollum karakterinden yola çıkılarak Aenigmachanna gollum adı verildi. Foto; Britz

Yeni keşiflerin bazıları zaten yok olmuş ve insanların vahşi yaşam üzerindeki kalıcı etkisini vurguluyor. Araştırmacılar, domuz ayaklı bandicoot Chaeropus yirratji‘yi buldular; Avrupalıların Avustralya’ya ilk gelişini takiben 1950’lerde soyu tükenmiş, habitatını değiştiren sıra dışı bir keseli hayvandır. Mauritius adasına insanların gelişinin yeni tanımlanan, uçamayan Dryolimnas chekei sutavuğunun tükenmesinden sorumlu olduğu düşünülüyor.

Omurgasızlar tanımlanan tüm hayvanların yüzde 95’ini oluşturuyor. Bu nedenle yeni tanımlanan türlerin sayısının bu grup tarafından domine edilmesi şaşırtıcı değil. 350 yeni tür 16 büyük aileyi temsil etti. Pasifik Okyanusu’nun zaten derin deniz madenciliği için hedeflenen bir bölgede olmasıyla birlikte derin denizlerin temizlenmesi, zengin bir biyolojik çeşitliliği gözler önüne serdi.

Karanlık, soğuk ve besin eksikliğine rağmen, Pasifik Okyanusu’nun deniz tabanı, bu solucanlar Travisia zieglerae da dahil olmak üzere inanılmaz derecede biyolojik çeşitliliğe sahip. Kaynak; Wiklund

Araştırmacılar, Oligobregma brasierae gibi 12 yeni su kurdu türünü tanımlamış olsa da, derinlikteki gerçek yeni türlerin sayısı hala bilinmemektedir. Kaynak; Wiklund

Araştırmacı Dr. Adrian Glover ve ekibi, Clarion-Clipperton Bölgesi’nin (Pasifik Okyanusu’nda jeolojik bir denizaltı kırılma bölgesi) tortularından 12 yeni su solucanı tanımladı. Yaklaşık altı milyon kilometrekare büyüklüğünde ve beş kilometreye kadar derinliğe sahip olan bu alan, kobalt ve nikel gibi yaygın nadir toprak mineralleri nedeniyle madencilik endüstrisinden büyük ilgi gördü. Karada, bu yıl açıklanan diğer türler arasında sekiz eşekarısı, beş kırkayak, dört yaprak biti, 13 salyangoz ve 34 güve ve kelebek bulunmaktadır.

33 yeni güve türü tanımlandı

Araştırmacılar, Doğu Afrika’dan Yponomeutidae horologa, Yponomeutidae onyxella, Yponomeutidae oromiensis ve Yponomeutidae octocentra dahil olmak üzere toplam 33 yeni güve türünü tanımladılar. Kaynak; David J. L Agassiz

Bu yıl, yeni tanımlanan türlerin açık ara en büyük grubu coleoptera (kınkanatlılar) veya böceklerdir. Müze araştırmacıları Japonya, Malezya, Kenya ve Venezuela gibi uzak yerlerden 171 yeni böcek türünü topladı. Bu yeni böcek türlerinin çoğu, Michael Darby tarafından tanımlandı. Darby, Ptiliidae olarak bilinen çok küçük olan böceklere yoğunlaştı. Darby, yüksek güçlü mikroskoplar kullanarak, son yıllarda toplanan toprak örneklerindeki bu küçük böcekleri gözlemliyor ve fotoğraflarını çekiyor. Bu örneklerden biri, genç iklim aktivisti Greta Thunberg‘e ithafen ismi verilen, ilk yeni tür olduğu düşünülen Nelloptodes gretae idi.

Nelloptodes gretae. Kaynak; Michael Darby

Bilim insanlarının belgelediği sadece canlı türler değildi; 71 yeni fosil canlı türü de tanımlandı. Bu yeni fosil türlerinden biri Rhenopyrgus viviani idi. Bu eski omurgasızlar, 435 milyon yıl önce Silüryen Dönemi’nde deniz tabanında dikkat çekiyordu. Bu eski omurgasızı tanımlayan ekibin lideri Dr Tim Ewin, “Çamur yuvalarında yaşamak yerine, şimdi deniz tabanından çıkmış olan bu canlıların bir dereceye kadar esneklik sergilediğine inanıyoruz. Yeni fosil bulgularının eski yaşam algımızı nasıl değiştirebileceği dikkat çekici.” dedi.

Fosiller ve mineraller de keşfedildi

Dinozor Ngwevu intloko fosili. Kaynak; Jonah Choiniere

Bu yıl Londra Doğa Tarihi Müzesi tarafından iki yeni dinozor türü de keşfedildi. Birincisi Ngwevu intloko, Jura Dönemi’nin başlangıcında güney Afrika’da yaşadı ve başlangıçta tamamen farklı bir tür olduğu düşünülüyordu. İkinci yeni dinozor, Fas dağlarında bulunan yeni bir stegosaur türüdür ve kuzey Afrika’da bilinen ilk stegosaur olarak dikkat çekti. Müze dinozor uzmanı Dr. Sannahnah Maidment, Adratiklit boulahfa adı verilen ve Fas’ta bulunan bu türü tanımlayan çalışmaya öncülük etti. Maidment, “A. boulahfa’nın keşfi, Orta Jura ile tarihlendirdiğimiz için özellikle heyecan verici. En bilinen stegosaurlar, Jura Dönemi’nin ilerleyen dönemlerinden kalmadır, bu tanımlanan en eski kesin stegosaur oldu.” dedi.

Ekinoderm (Derisidikenliler) fosili Rhenopyrgus viviani, biraz alışılmadık bir görünüme sahip.

Tıpkı hayvanlarda ve bitkilerde olduğu gibi mineraller ve göktaşları da tür olarak tanımlanıyor. Bu yıl, Müzenin Yer Bilimleri bölümü toplam 9 yeni mineral türünü ve 9 yeni sınıflandırılmış göktaşını tanımlamak için çalıştı. Bu mineraller Kaliforniya, Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Rusya dahil olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinden geldi. Her yıl sadece yaklaşık 100 yeni mineral tanımlandığında, gezegenin jeolojisi hakkındaki bilgimize önemli bir katkı sağlanmakta. Bu yeni minerallerden biri olan Tsikourasite, Yunanistan’da terk edilmiş bir madende bulundu. Nickeltyrrellite ise Bolivya, Potosi’deki El Dragón madeninde keşfedildi. Bu keşiflerin önemi, yeni minerallerin kimyasının ve yapılarının, malzeme bilimi dünyasında henüz bilinmeyen kullanımlarının değerlendirildiği zaman ortaya çıkacaktır.

Bilim insanları, yeni minerallerin yanı sıra bu yıl dokuz yeni göktaşını da sınıflandırdı.

Kaynak;

Londra Doğal Tarih Müzesi

Bilim dünyasının son haberlerini kaçırmamak için eposta bültenimize hemen üye olun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir