WO Virüsünün karadulla kaçış planı!

0
367

Virüslerin konaklarından gen çalmaları bilinen bir gerçek. Girdikleri hücrelerden genleri kendi genomlarına kopyalayabiliyorlar. Ancak bu kadar uç bir örnek ile ilk defa karşılaşılıyor. Dünyanın en zehirli canlılarından sayılan karadul örümceklerinin zehir kodlayan genlerini virüsler kendi genomlarına kopyalamışlar. Böylece konak içine girerken daha etkili olabiliyorlar. Sadece konak içine girerken değil aynı zamanda ana konak hücreden kaçarken de bu zehirden faydalanıyorlar.

WO isimli bu virüs Wolbachia bakterisini konak olarak kullanıyor. Wolbachia bakterileri ise böceklerin hücreleri içinde yaygın olarak bulunan bir bakteri türü.

Evet böceklerin hücreleri içinde Wolbachia bakterisi, Wolbachia bakterisinin içinde de WO virüsü yaşıyor. Yani ökaryotik hücrelerin içindeki prokaryotik hücrelerin içinde WO virüsleri yaşıyor.

WO virüsünün bir ökaryot içinde olması, virüsün yeni konak hücrelere ulaşabilmesi önünde büyük bir engel oluşturuyor. Çünkü WO virüsleri yeni hücreleri enfekte edebilmek için sadece Wolbachia’nın içinden değil aynı zamanda böceklerin hücrelerinden de çıkabilmeleri gerekmekte. Karadul örümceğinin zehri, ökaryot hücrelerin membranları üzerine etki eden bir yapıya sahip. Bu durum latrotoksini, WO virüsü için kullanışlı bir araca çevirmekte. Böylece WO virüsü konağından ayrılırken karadul örümceklerinden  kopyaladığı latrotoksini kullanarak konakçı hücresinden kaçabiliyor.

ncomms13155-f6-2Vanderbilt University’de mikrobiyolog olan Sarah ve Seth Bordenstein WO virünün genomunu diziledikleri bir çalışma gerçekleştirmişler ve WO genomunda ökaryot genomunda bulunan genlere çok yakın genlerin varlığını ortaya çıkarmışlar. Bunlardan birisi ise latrotoksin isimli, karadul örümcülerinin zehrine ait bir gen. Daha da fazlası, bu araştırma sonucunda ilk defa bir bakteriyel virüsün ökaryotik genleri kendi genomuna kattığı gözlenmiş (Bakteriler prokaryotik canlılar, böcekler ve diğer pek çok canlı ise büyük ve organellere sahip hücreleri ile ökaryotik canlılar).

Nature Communications

Paylaş
Önceki İçerik3 milyon dolarlık yapraklar : Leaf peeping ya da Momijigari
Sonraki İçerikUzay mantarından ilaç yapmak!
Hacettepe Biyoloji Bölümünden 2011 yılında mezun olduktan sonra ODTÜ’de Antik DNA çalışmaları ile lisans üstü eğitimini sürdürmüştür. Lisans eğitiminde ve daha sonrasında ekoloji ve popülasyon ile ilgilenmiş olup, vektör ekolojisi üzerine çalışmaları ve yayınları bulunmaktadır. ODTÜ’de lisans üstü çalışmalarına devam ederken biyoteknoloji girişimciliğine adım atmış olup, Türkiye’de inovatif biyoteknoloji ekosisteminin gelişmesi için çalışmalarına devam etmektedir. Bildiklerini ve öğrendiklerini paylaşmaktan büyük mutluluk duyan Elçin, doğrulanabilir Türkçe bilimsel yayın kaynaklarının az olmasından rahatsız olmuş ve ortağı Emre ile birlikte Bilimma'yı kurmuştur. Ekim 2016'dan itibaren bilimsel haber ve bilgilerin sorgulanabilir kaynaklarla insanlara ulaşması için yazılar yazmaktadır. Fotoğraf çekmek, arazi çalışmalarına katılmak ve gezmek başlıca ilgi alanları olup, ERES Biyoteknoloji'de projelerini sürdürmektedir.

Bir Cevap Yazın