HaberRöportaj

İşte Twitter’ın bilim fenomenleri

twitter'ın bilimsel içerikli paylaşım yapan hesapları

Sosyal medya günümüzde neredeyse herkesin kullandığı çoklu bir ortamdır. Bireyler, sosyal medyayı, kendileri hakkında bilgiler vermek, işlerini tanıtmak, bilgi paylaşımı yapmak ya da eğlenmek amacıyla kullanmaktadır. Sosyal medya ağları arasında ise Twitter, en çok kullanıcıya sahip ilk ağlardan biridir. Fotoğraf ve video ağlarının aksine daha çok bilgi paylaşımı, örgütlenme veya tartışma ortamı olarak kullanılan Twitter’da dikkat çeken, sıklıkla bilimsel içerikler paylaşan hesapları derledik. Biyolojiden evrime kadar birçok farklı disiplinde araştırma yapan, bilgi ve yorumlarını Twitter’da takipçileriyle paylaşan kullanıcılardan birkaçı ile röportaj yaptık.

İşte o röportajlar, bakalım sizin favori kullanıcınız hangisi ve ne tür cevaplar vermiş…

1-) Fatma Hanım : @bilimhatunu

Fatma Hanım, kullanıcı adıyla “bilimhatunu”, röportaj teklifimizi büyük bir içtenlikle kabul etti. Ardından “bilimhatunu” ile röportaj için bir gün belirledik ve Twitter Direkt Mesaj (DM) üzerinden mülakatımızı yaptık. Fatma Hanım röportaja, Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü lisans mezunu olduğunu söyleyerek başladı. Lisansın ardından kendisi, Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi‘nde yüksek lisansa başlamış. Alan değişikliği yapmış gibi görünen Fatma Hanım buna da şöyle açıklık getiriyor:

Burada çok güzel bir moleküler biyoloji laboratuvarı var. Yani aslında alan değiştirmemiş, aksine daha spesifik bir alana girmiş oldum. Fakültede çok sayıda bölüm olduğu için pek çok alanda çalışma fırsatım oldu.

Fatma Hanım, mülakatın devamında şunları söyleyerek ekledi:

Yüksek lisansa başladığımda canlı canlı bir buğday hiç görmemiştim. Daha sonra hayatımın içinde bayağı büyük bir yer aldı. Laboratuvar, sera ve tarlada üç farklı alanda da çalıştım. Yüksek lisans sürecimde en ağırlıklı çalıştığım proje tuz stresine toleranslı buğday ıslah projesi oldu. Tez çalışmam ise bor toksisitesi üzerine oldu.

Fatma Hanım öğrencilerle bilgisini paylaşmaktan mutluluk duyuyor

Fatma Hanım çalışma alanına açıklık getirdikten sonra, sorumuz üzerine Twitter’daki varolma amacından ya da diğer bir deyişle bilimsel içerikler paylaşmasındaki amacından bahsetti. Yani bu tür paylaşımlar yaparak kullanıcıları bilinçlendirmek mi isteniyor yoksa böyle bir amaç taşımadan farklı istekler doğrultusunda m bilimsel içerikler paylaşılıyor?

Fatma Hanım, Twitter’ı 2009 yılından beri aktif şekilde kullandığını belirterek,

“İlk burada tweet atmaya başladığımda henüz lisans 3. sınıftım. O vakitler insanları bilgilendirmek gibi bir amacım yoktu. Yeni bir platform olduğu için arkadaşımın daveti ile buraya geldim. Twitter’ı kullanma motivasyonum şu anda ise ağırlıklı olarak haber kaynağım olması oluşturuyor. Bu platformun ders notları paylaşır gibi kullanılması hoşuma gitmiyor. Twitter’da bilimsel konulu bir tweet attığım zaman bu planlı bir okumanın sonucu olmuyor. Bazen okumam gereken makaleler veya yazmam gereken bir proje olduğunda ilginç bulduğum şeyleri paylaşıyorum. Mesela Türkçe yazılmış eski makalelerin dili çok hoşuma gidiyor. Şimdilere göre daha masalsı.” dedi. 

Fatma Hanım, sorunun cevabına ilişkin devamında ise öncelikle çalıştığı alana tarımsal biyoteknoloji demenin uygun olacağını ifade ederek şunları söyledi:

Bu alanda takip ettiğim, çoğunlukla yurtdışından bilim insanlarının Twitter kullanımı çok hoşuma gidiyor. Hatta bu şekilde bir pre-doctoral internship pozisyonu ilanına denk geldim. Başvurdum ama maalesef olmadı. Bir de bu platform ip üstünde yürümek gibi. Bir konuda ufak bir malumatım varsa, bana bir soru sorulduğunda bir ufak araştırma yapmam daha gerekiyor.”

Fatma Hanım’a, Twitter’dan nasıl dönüşler aldığını sorduk. Fatma Hanım’ın cevabı ise şu şekilde oldu:

“Twitter’da DM’de bölüm tercihi hakkında çok soru soran oluyor. Bazı öğrenciler gerçekten daha bilinçli. Onlara kendi tecrübem penceresinden artıları eksileri anlatıyorum.  Buna bir yandan önem veriyorum. Çünkü ben üniversitesiye başlamadan önce danışabileceğim kimse yoktu. Bunun dışında ziraatte yüksek lisans bitirdiğim için evdeki süs bitkilerinin neden hasta olduğunu soran oluyor. Bu soruya cevabım çok kısıtlı, çünkü uzman değilim. Bunun dışında yaptığım paylaşımlarla ilişkili soru gelebiliyor, ama zaten mention atarak soruyorlar.”

Hangi alan üzerine çalıştığı, Twitter kullanmadaki amacı, Twitter’dan gelen dönüşler üzerine sorularımızı yanıtladıktan sonra Fatma Hanım’a anonim olma sebebini sorduk. Fatma Hanım ise bu soruya,

“Başlangıçta anonim değildim. Sonradan anonim olmak beni daha güvende hissettirdi. Twitter bir nevi sanal günlük. Bir yandan yazdıkça, kendine dair ipuçlarını insanlarla paylaşmış oluyorsun. Günümüz şartları klavyeden çıkan her kelimede insanı biraz daha sorumlu kılıyor. Yani anonimliğe de güvenmemek lazım. Buna güvenip dilediğince yazabilmek artık ütopik bir şey. Kısaca gerçek ismim Google’da aratıldığında sanal günlüğümün arama sonuçlarında çıkmaması diyebilirim.” şeklinde cevap verdi. 

Ancak anonim değilken de hiç sorun yaşamadığını ekledi.

Hilal Bardakcı: Ülke genelinde soracak olursam, insanların bilime yaklaşımı sizce nasıl?

“Bu sorunun cevabı sınıflara göre farklılık gösterecektir. Ama en eğitimlilerin bile safsatalara inandığını görüp şok geçiriyoruz. Son dönemde @Bilimkadinlari hesabı her hafta bir bilim kadınından bahsediyor, onların ağzından sözleri bizlerle buluşturuyor. Gelen reaksiyonlara bakınca aslında elinde akıllı telefon sahibi olan, Twitter kullanan bir kesimin çok olumlu bir yaklaşımı olduğu net görülüyor. Benim yaşadığım şehirde bilim merkezi açıldı. Etkinlik zamanı orada çalışan arkadaşlarım oldu. İnanılmaz bir yoğunluk ve ilgi olduğunu söylüyorlar. Ben bunu şöyle yorumluyorum. Yeni nesil aileler daha bilinçli ve çocuklarının bilimle tanışmasını istiyorlar. Bir yandan internette artık Türkçe olarak yazılmış bilimsel haber sayısı, websitesinde çok ciddi bir artış var. Ben çocukken sadece bilim ve teknik dergisi vardı bizleri heyecanlandırabilecek. Özet: Akademi dışındaki insanların daha fazla ilgisi var. Ama muhtemelen bilimin nasıl yapıldığı ve lisans mezuniyeti sonrası yüksek lisan ve doktora eğitimlerinden geçilip akademisyen olunduğu konusunda ne kadar bilgi sahibiler emin değilim. Eskiye göre daha fazla ilgisi var diye düzelteyim ilk cümleyi.”

H.B. : Son olarak çocuklara ve gençlere elbette ebeveynlere nasıl tavsiyeleriniz olur? Çocuklar küçük yaşlardan itibaren ne yapmalılar?

“İnternette bulunan kaynaklar o kadar çok ki, ebeveynleri yanlış yönlendirebilir. Bilim merkezlerinin bu noktada ebeveynlerin yardımına koştuğunu düşünüyorum. TÜBİTAK’ın hem Bilim Çocuk hem de Bilim Genç dergileri bulunmaktadır. Bunların faydalı olabileceğini düşünüyorum. Daha fazla bir öneride bulunmam zaten doğru olmaz, belli bir pedagoji eğitiminden geçmiş bilim eğitmenleri daha iyi yardımcı olacaktır. Kendi çocuğum yok, yakın çevremdekilerin de büyük yaşta çocukları olmadığı için de doğru tavsiyenin ne olduğunu ben de bilmiyorum. Ama kaynaklar inanılmaz arttı. Şimdiki ebeveynlere kolay gelsin.”

Fatma Hanım ile yaptığımız keyifli röportaj bu şekildeydi. Şimdi diğer kullanıcılar ile yaptığımız röportajlarla devam edeceğiz.

2-) Sakıncalı Medrese ile felsefe üzerine…

Sakıncalı Medrese, kullanıcı adıyla “MuderrisSM” ile yaptığımız röportajla devam ediyoruz. Sakıncalı Medrese isimli kullanıcı, profilindeki paylaşımlarından da anlaşılacağı üzerine felsefe alanında çalışmalar yapmaktadır. Kendisi, felsefe alanında doktora yaptığını söyledi. Uzmanlık alanının Rönesans felsefesi, Hermetizm ve İtalyan İdealizmi olduğunu belirten MuderrisSM, bu alanların sadece çalışmalarının merkezi olduğunu ifade ederek, felsefenin tabiatı gereği bir kompartımanlaşmaya müsait olmadığını vurguladı. 

H.B. : Uzmanlık alanlarınızı neden Rönesans felsefesi, Hermetizm, İtalyan İdealizmi oluşturuyor? Bunu da öğrenmek isterim, bize bu alanların anlamından ve öneminden bahseder misiniz?

“Aslında bu sorunun cevabı çok basit: Tabii ki daha çok keyif aldığım için. Saydığım alanlar, Türkiye akademyasında fazla çalışılmamış, bakir alanları teşkil ediyor. Yani şöyle diyelim: Biz bu alanlarda dünya literatüründe kayda değer şeyler üretmemişiz. İtalyan İdealizmi daha sofistike bir başlık oluşturuyor, girersem fasıl ziyadesiyle uzar. Ama Rönesans ve Hermetik Düşünce, hem felsefi-bilimsel hem de tarihsel açıdan bugünü anlamak açısından önemli içerikleri oluştururlar. Bilim devrimini hazırlayıcı pek çok unsur bunlarla iç içedir. Konunun anlaşılması açısından temsil değeri yüksek bir örnek vermek gerekirse, eğer siz Rönesans felsefesinin içeriğini ve tartışmalarını, Hermetik düşüncenin orada işgal ettiği yeri bilmezseniz, Newton’ın aynı zamanda bir simyacı olduğu olgusunu onun bilim adamı kimliği ile bağdaştıramaz, anlayamazsınız. Bunun neticesi de tarihe kendi kalıp yargılarımızı projekte etmektir (bkz: whiggism); ki bu sizi ciddi kavramsal yanlışlara sürükler.”

H.B. : Peki, bizlere Twitter’daki bilimsel, felsefik içerikler paylaşmanızdaki amaçtan bahseder misiniz? Bu alan hayatınızın büyük bir parçası olduğu için mi yoksa insanlara bir şeyleri göstermek gayesiyle mi felsefik paylaşımlar yapıyorsunuz?

“Twitter’ı defter gibi kullanıyorum, yazdıklarımın çoğu kendi kişisel notlarım hüviyetindedir. Bir de, sosyal medya platformları birer araçtır; her araç gibi onu kullanana bağlıdır. Siz bıçakla ekmek kesebilirken, insan doğruyorsanız, suç bıçağın değildir. Kimisi politik polemik, kimisi sadece vakit öldürmek, kimisi de seksüel amaçlarla kullanıyor; ben de bu şekilde kullanıyorum. Demek ki kullanılabiliyor.”

H.B. : Twitterdan ne gibi dönüşler alıyorsunuz? Direkt mesajlar olsun, yorumlar olsun…İnsanlar neler yazıyor size? İlginç bir mesaj aldınız mı mesela?

“Çok çeşitli geri dönüşler oluyor. Ama en çok üç tip mesaj alıyorum. Bunların birinci türü beni onore eden, bu yüzden de biraz utandıran mesajlar; bu mesajlarda genelde hayranlık ifade ediyorlar. İkinci tür mesajlar, teşekkür mesajları, entelektüel gelişimlerine katkı sunduğumu ifade eden mesajlar. Üçüncü ve en yoğun olan tür sorular. Bu soruların neredeyse tamamı kitap tavsiye etmem yönünde. Aldığım en ilginç mesaj, beni uzun zamandır takip eden genç bir arkadaşım tarafından yollanmıştı. Evvelce Twitter’da değil, Facebook’ta faaliyet gösteren bir sayfamız vardı, yaklaşık 7-8 yıllık. Beni Lise yıllarından itibaren takip ettiğini, kendisini felsefeye yönelten kişi olduğumu ve şimdi üniversitede felsefe bölümünde okuduğunu söylüyor, bana teşekkür ediyordu. Bunlar hoş şeyler.”

H.B. : Belki bilmediğiniz de çok kişi vardır felsefe okumaya ittiğiniz. Merak ettiğim bir diğer husus kötü yorumlar alıyor musunuz mesela? Ülkemizin sosyal medya ortamı acımasızdır. Düşüncelerinizi sert dille eleştirenler oldu mu?

“Aksi mümkün değil. Ama bunlara eleştiri demek biraz fazla iyimser bir tabir olur; biz ne yazık ki eleştiri kültürü çok gelişkin bir millet değiliz. Bunların ekseriyeti, kendisi gibi düşündüğümü varsayıp takip eden, sonra öyle olmadığını anlayınca hakaretamiz ifadelerle taciz eden kimseler. Üstelik iletişime de son derece kapalılar; eleştirinin yeter şartlarından biri -polemik değil- diyalog içermesidir. Diyalog da birbirini anlamak için dinleyen insanlar arasında oluşur, itiraz etmek, açık aramak için dinleyenler arasında değil; ki bu bir dinlememe çeşididir aslında. Toparlarsak, evet, sert dille -eleştiri değil- saldıranlar var ama onlarla asgari bir diyaloğun mümkün olmadığını gördüğümden genelde hiç cevap vermiyorum. Üstelik buna vaktim de yok.”

H.B. : Yani hepimizde olduğu gibi durum sizde de aynı. Son olarak anonim olma nedeninizi öğrenebilir miyim?

“Özel bir nedeni yok. Facebook sayfasının adı uzun zaman kulakta bir dolgunluk yarattı. Ancak artık uyguladıkları kotalar ve paylaşılan her gönderi için adeta haraç talep etmelerinden ötürü Facebook’ta varlık gösterme şansı pek kalmamıştı. Düşünün; 40 bin takipçiniz var ama paylaştığınız bir gönderiyi en fazla bin kişi görebiliyor artık. O yüzden, sayfanın aynı adıyla, burada paylaşım yapmaya başladım.”

Sakıncalı Medrese ile yaptığımız keyifli mülakatımız bu şekildeydi. Şimdi sıra geldi Sitokrom Ç., kullanıcı adıyla ise “genelbiyoloji” ile yaptığımız mülakata.

3-) Öğrenciler Sitokrom Ç.’ye ödev yaptırtmak istiyor

Genelbiyoloji, röportaj davetimizi büyük bir içtenlikle kabul edip röportaj günü sorularımızı aynı samimiyetle cevapladı. İşte “genelbiyoloji” ile yaptığımız röportaj:

H.B. : Öncelikle Bilimma okurları için, ne üzerine çalıştığınızdan bahseder misiniz?

“Moleküler biyoloji ve genetik bölümü mezunuyum. Üniversite yıllarımda üç yıl boyunca moleküler kanser biyolojisi üzerine çalıştım. Prostat kanserinin obeziteyle ilişkisinin araştırılmasını baz alan bir araştırma projesiydi. Daha kapsamlı açıklamam gerekirse obezite tedavisinde kullanılan Roche markasının Xenical adlı ilacının etken maddesi Orlistat’ın prostat epitel hücre hatlarıyla karşılaştırmalı olarak prostat kanseri hücre hatlarındaki moleküler düzeyde etkisi üzerineydi çalışmamız. Sonuçlarımızı uluslararası ve ulusal iki kongrede sunma şansımız oldu. Bende bitirme tezimi bu çalışma üzerinde yazdım. Araştırma ise şu an hala devam etmekte. Ben ise alanımda uzmanlaşmak üzere bu günlerde yüksek lisans başvurularında bulunuyorum.”

H.B. : Bölümünüz ve çalışma alanlarınız için çok tebrik ederim, çok güzel. Bölümünüz ve alanınızı tam olarak öğrendiğimize göre Twitter’daki bilimsel içerikler paylaşmanızdaki amacınızı öğrenebilir miyim? Bilim, hayatınızın ta kendisi olduğu için mi bu tür paylaşımlar yapıyorsunuz, yoksa insanları bilgilendirmek amacı da var mı?

“Teşekkür ederim. Aslında bu hesabı üniversite hazırlık dönemlerimde biyolojik bilgileri kısa kısa cümlelerle paylaşarak aklımızda kalması için açmıştık. Aslında kişisel bir hesaptan farkı yoktu. Üniversiteyi kazanıp gittikten sonra çok fazla girişte bulunmadım hesaba. Açtıktan bir iki sene sonra tekrar girdiğimde bine yakın bir takipçi sayısına ulaşmıştı ve şaşırdım doğrusu beklemiyordum açıkçası. Daha sonra bunu yararlı hale getirmek istedim ve belli bir dönem üniversite sınavlarına hazırlanan arkadaşların sorularını cevaplamak üzere kullandığım bir yer haline geldi burası. Bunu yaparken de büyük zevkle yapıyordum tabi ki. Çünkü üniversite de aldığımız biyoloji eğitimi ile lisedeki eğitim bir değil, üniversitede daha kapsamlı görebilmeyi öğrenebilmiş ve ezberci eğitimden ziyade mantıksal bir çerçeveye oturtturmuştuk biyoloji bilimini. Çünkü biliyorum bir çok insan Biyoloji bilimini ezbere dayalı sözel bir ders olarak görüyor. Öyle olmadığını her şeyin bir neden sonuç ilişkisinde olduğunu ve sistematik bir çerçevede yer aldığını göstererek aslında onlara yardımcı olmaya çalışıyor ve öğrendiğim bilgileri paylaşıyordum. Daha sonra tabi ağırlaşan derslerimle de beraber gelen soruların azalmasıyla da beraber bambaşka bir yere dönüştü burası. Üçüncü, dördüncü sınıfa da geldiğimizde artık o kadar içerisindeydik ki bu bilim alanının hayatımızda yaşadığımız olayları hücredeki bir olaya ya da kimyadaki bir yasaya benzetir olmaya başladık. Bilirsiniz ki mizah hayatı daha çekilebilir kılar, bende – sınav dönemlerim de daha yoğun olmak üzere, burada hem var olan bilimsel olguyu hayatın içerisine katıyor hemde biraz eğleniyordum. İnsanların da bu hoşuna gitti. Çünkü aynı dili konuşuyor oluyorduk bilim ile iç içe olanlarla ve bu hoşuma gitti gerçekten. Ama şunu da eklemek isterim ki aslında bir şekilde insanlarda farkındalık yaratmak da istiyorum belki yarın belki daha uzun bir süreç içerisinde, bilimi insan hayatının yadsınamaz bir parçası haline getirmek ve aslında ilgisi olan herkesin de elinden tutmak istiyorum. Var olan kaygılarına çözüm bulmak ya da hiçbir şeyin sandıkları kadar kötü/umutsuz olmadığını gösterebilmek istiyorum. Bu gibi sosyal medyalar insanlara ulaşabilmek için güzel bir araç gerçekten.”

H.B. : Evet, siz benim tabirimle “toplum için sosyal medya” anlayışını hakim kıldınız anlaşılan. Çok güzel bir düşünce, özellikle üniversite sınavlarına hazırlananlar için çabanız. Twitter’dan ne gibi dönüşler alıyorsunuz DM ve yorum olarak? Olumlu-olumsuz fark etmez insanlar neler yazıyor size?

“Teşekkür ederim. Aslında bu zamana kadar hiç kötü mesaj almadım. Genellikle tercih dönemlerinde insanlar merak ettiklerini soruyorlar bölüm ve bölümün geleceğiyle ilgili. Ya da attığım bir tweete mention olarak yine mizah ile geri dönüşler alıyorum. Bazı kongreleri duyurmak için mesajlar alıyorum. Ya da okuldaki bir ödevini ya da sınavdaki bir sorusunu paylaşıyor arkadaşlar. Ama genel olarak olumsuz, kötü bir mesaj bu zamana kadar hiç almadım.”

H.B. : Peki hiç iyi olmasına karşın ilginç bir mesaj aldınız mı?

“Hahah evet aklıma gelen bir şey oldu. Bir arkadaş ısrarla ödevini bana yaptırmak istedi. Olabildiğince yardımcı olmaya çalıştım ama tabi ki de tüm ödevini ben yapamazdım aksi halde ona herhangi bir yararı olmayacak olurdu. Ama tatlı dilli ısrarlarını unutamıyorum.”

H.B. : Bu çok iyiymiş, demek ödev yaptırmak isteyen gençler oluyor. Peki son olarak anonim olma nedeninizi merak ediyorum. Öğrenebilir miyim?

“Söylemiş olduğum şeylerde olduğu gibi, burayı bir kişiye mâl etmek istemiyorum aslında, ya da bir birey olarak sosyal medyada bulunmak istemiyorum. Ayrı bir film karakter oluşturmuş olarak görebilirsiniz. Tabi ki bu şekilde anonim olmam “kendimi de saklamak istiyorum asla görünmek istemiyorum” anlamına gelmiyor. İsteyen herkes, her zaman kendi kişisel hesaplarıma da ulaşabilir. Ama bu şekilde burada anonim kalmayı amacına daha çok hizmet ediyor olarak görüyorum. Profil resmim Rosalind Franklin’e ait bir illüstrasyon, şu anki bildiğimiz DNA modelini bilmemizi sağlayan ve hayat hikayesi ile beni etkileyen bilim insanıdır kendisi. Yani burada benim kişisel hayatımdan, görünüşümden kim olduğumdan ziyade, bu gibi şeylerden bahsedelim, geçmişte neler olmuş, gelecek ile ilgili nasıl fikirlerimiz var bunları paylaşalım, bilimi hayat ile bir araya getirelim ve bizim gibi fikirlere, hayallere sahip insanlar ile bir araya gelelim istiyorum.”

4-) Darweche insanlığın ilerlemesi için evrimi anlatıyor

Biyoloji ve felsefe alanlarında çalışmalar yapan kullanıcılar ile röportajlarımız böyleydi. Şimdi, evrim üzerine çalışmalar yaptığını bildiğimiz Darweche isimli (ve Darwechee kullanıcı adlı) bilim fenomenimiz ile yaptığımız mülakatı sizlerle buluşturuyoruz. Evrimsel hesaplara baktığımızda yerli kaynaklar arasında ilk çıkan hesaplardan biri o. Röportajımıza dahil olan diğer kullanıcılar gibi Darweche de dikkat çekici bir hesap. Darweche’ye de aynı soruları sorduk ve nasıl yanıtlar aldık, okuyalım:

H.B. : Bizlere tam olarak çalışma alanınızdan bahseder misiniz?

“Evrim, özellikle de davranışların evrimsel kökenleri. İnsan davranışlarınlarının altında yatan evrimsel izleri nedenleri araştırıyorum.”

H.B. : Twitter’da alanınıza ilişkin, bilimsel paylaşımlar yapmanızdaki amaçtan söz eder misiniz peki? Yani bilim hayatınızın parçası olduğu için ister istemez mi bu tür paylaşımlarınız oluyor, yoksa insanlara bir şeyleri göstermeyi mi birincil öncelik edindiniz?

“Birincil önceliğim insanlık. İnsanlığın daha da ilerlemesi bu da elbette bilimle olacaktır. Ben şu an sadece eksik bir alanı dolduruyorum ve diğer insanlara örnek olmasını istiyorum.”

H.B. : Size hiç ilginç dönüşler geliyor mu? Ne tür mesajlar, yorumlar alıyorsunuz kullanıcılardan? Size ilginç, komik ya da olumlu-olumsuz yorumlar geliyor mu?

“Gay bir arkadaşın kendi durumuna evrimsel bakışı ve bunu öğrendiği için mutluluğu ve bunu bana bildirmesi çok güzeldi.”

H.B. : Ne yazarak bildirdi size? Paylaşmakta sıkıntı yoksa ne yazdığını, nasıl sizinle paylaştığını merak ediyorum.

“Tam olarak şu an mesajı elimde değil. Kendi durumuna açıklık getirdiğim için kafasındaki bazı sorulara net cevaplar bulduğu için mutlu olduğunu bildirmişti.”

H.B. : Çok güzel. İnsanlara hayatta yön vermek veya kendi çizdikleri yönün ne olduğunu gösterebilmek harika. Eleştiri almıyor musunuz hiç?

“Dini kesimden genellikle. Evrimi anlamadan yapılan eleştiriler genellikle. Cevap vermiyorum.”

H.B. : Tahmin etmiştim ne tür eleştiriler olduğunu… Son olarak şunu sormak istiyorum; anonim olma nedeninizi öğrenebilir miyim?

“Mesleğimden dolayı anonim olmak zorundayım.”

H.B. : Bu çok dikkatimi çekmişti ondan soruyorum. Bilimsel paylaşımlar yapanlar anonim olmayı tercih ediyor. Akademik süreci etkilememesi için sanırım.

“Şahsa odaklanmanın önüne geçiyor bu şekilde olmak. Ayrıca güvenlik açısından da önemli.”

5-) Eppur si muove Twitter’ı insanlara bilimi öğretmek için kullanıyor

Son olarak Twitter’ın dikkat çeken anonim bilim fenomenlerinden biri olarak seçtiğimiz Eppur si muove ile yaptığımız mülakatı sizlerle paylaşıyoruz. Razor0fOccam kullanıcı adlı bilim fenomenimiz, Japonya’da çalışmakta olduğunu söyledi. Mühendis astrofizikçi olduğunu öğrendiğimiz Eppur si muove, Çin-Japon ortaklığındaki bir şirkette gök cisimlerinin yörünge evrimleri üzerinde çalışıyormuş.

H.B. : Çok tebrikler, başarılar görevinizde sizlere. Türk bilim insanlarımızın, mühendislerimizin böyle güzel yerlerde olması bizi mutlu ediyor. Peki Twitter kullanımındaki amacınız nedir? Yani bilimsel içerikli paylaşımları yapmanızın nedeni kişisel ilgi alanı olması mı yoksa topluma faydalı olmasını istediğiniz için mi?

“Spesifik bir amacım yok açıkçası. Fakat Türkçe dilde kaynak astrofizik açığını bir nebze olsun kapatmak güzel. Bu Twitter’ı ilk defa kullanmaya başladığımda amaç değildi. Sonradan ve kendiliğinden şekillenmiş bir amaç. Özellikle yörünge evrimleri üzerine, mesela yörünge rezonansının mekanikleri üzerine açıklayıcı Türkçe kaynak yok. Sanırım biraz da insanlara bilimin en güzel tarafının kendini sürekli yanlışlayarak ilerliyor olmasını satır aralarında anlatabilmek. Bunu bence en iyi gösteren disiplinlerden birisi gök mekaniği. Kesinlik olmadığı, güven dereceleri üzerinden ilerlediğimizi direkt söylemek yerine, anlattığım bilgisellerde veriyorum. Böylesi daha içselleştirilebilir ve intuitive oluyor sanıyorum. Sadece alan içi de değil, bilimin, bilimsel teorinin ne olduğu üzerine de yazıyorum arada sırada mesela. Eleştirel düşünüp doğamız gereği irrasyonel bazı eğilimlerden münezzeh -hiç olmazsa bunların farkında olabilen- kaç tane birey yaratsak o kadar kar.”

H.B. : Size bu konularda yorumlar, mesajlar geliyor mu? Soru soranlar, yardım isteyenler.

“Lagrange ve hamiltonian matematiği üzerine spesifik sorular soran bir arkadaş vardı. Yardımcı oldum, olmaya da devam ediyorum. Hazırcılıktan ziyade anlamaya yardımcı olmaya gayret ediyorum. Fakat mesela astronomiye genel olarak insanın doğal bir ilgisi olduğu için genel kültür bağlamında diyebileceğimiz çok sorular soruluyor. Cevaplamaktan mutlu oluyorum. Bazen bilhassa “bilmiyorum” deyip birlikte akıl yürüterek bazı sonuçlara ulaşmışız gibi yapıyorum. “Bilmiyorum” demenin önemini anlaması gerek herkesin. Sahte bilim argümanları ile gelenleri de elimden geldiğince ikna etmeye çalışıyorum. Burada bir şerh koyayım. İstisna düz dünyacılar. Onlarla artık direkt muhatap olmayı bıraktım. Çok üzülüyorum çünkü. Bir de fazlaca yorucu oluyor.

Bir de not; iyi bir öğretmen olmadığımı kesinlikle söyleyebilirim.”

H.B. : Düz dünyacılar demişken eleştirenler, kötü yorumda bulunanlar oluyor mu o halde?

“Hepsini tek tek bulup engelledim. Pejoratif ifade kullanmak istemiyorum ama ben uzun uzun bazı mekaniklerin “nasıl” süreçlerini anlatırken tweet altına gelip soytarılık yapanları engelleme hakkım var bence. Gayet adil olduğumu düşünüyorum, bir dönem çaba sarf ettim çünkü. Gerçek hayatta ise bir Avrupa seyahati sırasında sadece bir kez rastgeldim. Trolleniyor olduğum endişesiyle konuyu değiştirdim. çünkü inanılır gibi değil.”

H.B. : Nasıl bir olaydı bahsedebilir misiniz özel değilse?

“Polonya’ya eğitim verme amaçlı bir ziyaretimdi sanırım. Bir şekilde, kalabalık bir masada yemek sırasında genç bir beyefendi ile tanışmış olduk. Epeyce eğlenceli bir arkadaştı, ki bu yüzden troll ihtimali var gibiydi. Ben kütle/potato shape/love numbers anlatmaya çalışırken bir anda iş zıvanadan çıktı. Biliyorsunuz bu düz dünyacı standart argümanlarını. Kütleçekimi diye bir şey olmadığını söylediğinde konuyu değiştirdim. Ne yapayım?

Bir not; münazaranın ilerleyen zamanlarında bir miktar ırkçılık da sezdim. İnanmışlık kötü bir şey hülasa. Kimlik inşası da bu inanmışlıklar üzerinden oluyor sanıyorum. Feci bir şey. Çok feci. Son zamanlarda düz dünyacılığın tarihi, psikolojileri ve süreci anlamaya gayret gösteriyorum. Rowbotham ve Hampden üzerine bir şeyler de yazmıştım. Doğabilimci gezgin Alfred Wallace’ın anılarını yazdığı güzel bir kaynak da vermiştim. İyi okunmalı bence.

Sizler de paylaşabilirseniz sevinirim.” 

Eppur si muove’nin bizimle paylaştığı Alfred Wallace’ın çalışmasını biz de buradaki link üzerinden sizlere ulaştırıyoruz. 

Eppur si muove ile yaptığımız röportajın da sonuna geldik. Umarım keyif alarak okumuşsunuzdur. Haberin başlarında sorduğumuz soruyu yineleyelim;

Sizin favoriniz hangi bilim fenomenimiz?

Yazar Hakkında

Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümü mezunudur. Bilim ve teknoloji haberciliğinden önce spor ve gündem alanlarında muhabirlik yaptı. Paylaşmak istediğiniz haberler için +90 (541) 380 12 73 numaralı whatsapp ihbar hattımızdan veya [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz.
Alakalı İçerikler
Haber

Başkanlık seçimleri deepfake manipülasyonlarına karşı hazırlıklı mı?

Bilim İnsanlarıÖzel Haberler

Galileo Galilei

HaberUzay

Uzayda şafak vakti

Haber

Ne nesli tükeniyor ne de beyaz renkli; Beyaz gelincik bir tür değil!

Bilim dünyasının son haberlerini kaçırmamak için eposta bültenimize hemen üye olun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Worth reading...
İkinci Gökbilim Günleri’ne katılarak gökyüzünü gözlemleyebilirsiniz