/

“Hangisinin İsmi Bouba?“

5 dakikalık içerik

“ …veya hangisi Kiki? Keskin köşeli Kiki, oval olan kesinlikle Bouba mı olmalı? Peki neden? “

Dilbilimciler genellikle konuşulan birçok kelimenin kökenini, toplumun kültürel faktörlerinden oluştuğunu savunsa da, bazı kelimelerin ortaya çıkışı daha evrensel nedenlere dayandığı argümanlar da mevcut. Bazen bir ses, tarif ettiği şekli andırabilir.

Kavram, “bang, boom, poof” gibi “yansıma sözcük (Onomatopoeias)” grupları düşünüldüğünde kolayca anlaşılmaktadır. İlginç olan “yansıma sözcük“ grubuna girmeyen kelimelerde de bu etkinin olduğudur.

Bouba/kiki etkisi, sesler ile şekiller arasında rastgele bir bağlantı olmamasıdır. Bu etki ilk olarak Alman-Amerikan psikolog Wolfgang Köhler tarafından 1929 da fark edildi. Tenerife adasında yapılan psikolojik deneylerde Köhler katılımcılara haberdeki görselde yer alan şekillere benzer şekiller göstererek bunlardan hangisi “takete” hangisi “baluba” diye sordu. Köhler açıkça belirtmemesine rağmen birçok kişinin keskin köşeli şekle “takete”, yuvarlak köşeli şekle ise “baluba” ismini verdiğini söyledi.

2001 yılına gelindiğinde Vilayanur S. Ramachandran ve Edward Hubbard, Köhler’in deneyini “kiki” ve “bouba” kelimelerini kullanarak tekrar etti. Amerikan Lisans öğrencilerinin ve Tamilce konuşanların katıldığı Hindistan’da gerçekleştirilen deneyde katılımcılara “Bu şekillerden hangisi bouba hangisi kiki?” sorusu yöneltildi. Her iki grupta %95 ve %98 oranında sivri köşeli şekle verilen isim “kiki”, yuvarlak köşeli şekle verilen isim ise “bouba” oldu. Araştırmacılar sonuçlardan yola çıkarak insan beyninin bir şekilde şekiller ve sesler arasında kesin ve tutarlı bağlantı kurduğu fikrini ortaya attılar.

1960’da Amerikalı dilbilimci  John L. Locke , bir kelimenin ifade ettiği şekil  ile anlamı arasında ‘doğal’ bir bağlantı olmadığı fikrini popülerleştirdi. Ancak son yıllarda, bazı dilbilimciler bu antitezi giderek daha fazla sorgulamaya başladı.

Bulgular, beynimizdeki şekillerle örtüşen belirli seslerle ilgili bir şeyler olduğunu ve bu sinestezi biçiminin bugün konuştuğumuz bazı kelimelerin oluşmasına yardımcı olmuş olabileceğini gösteriyor. Bu fenomenle ilgili onlarca yıllık araştırmaya rağmen, buna neyin sebep olduğu konusunda hala tam olarak net değiliz fakat yeni öğrendiğimiz şeyler de var.

Dünyanın birçok yerinden dilbilimcinin katıldığı yeni bir araştırma bu konuda daha çok fikir edinmemizi sağlıyor;

Bu hususta ilk akla gelen olasılık olan kelimelerin yazımı için kullanılan harflerin, bizlerde yaptığı çağrışım etkili midir? Yapılan araştırmada ‘bouba/kiki’ etkisini, 10 yazı sisteminde, 25 dilde, 917 konuşmacı üzerinde test ettiler. Ortalama olarak, bu katılımcıların yüzde 70’inden fazlası ‘bouba’yı oval şekille ve ‘kiki’yi keskin kenarlı şekille ilişkilendirdi.

Japonca ve Gürcüce gibi Latin Alfabesini kullanmayan dillerde bu etki aynı oranda görülmese de yüzde 63 gibi yüksek bir oran dikkat çekici oldu.

Kiki ve bouba gibi anlamsız kelimelerin ardındaki anlamların neden önemli olduğunu merak ediyor olabilirsiniz. Bu tür deneylerin insan dilinin nasıl evrimleşmiş olabileceği hakkında çok şey ortaya çıkarmaktadır.

Dilbilimciler yüzlerce yıldır insanlara özgü evrensel bir dil sistemi olup olmadığını tartışıyorlar ve kelime oluşumu için doğal bir süreç olabileceği fikri henüz net değil. Bu nedenle “bouba-kiki” gibi deneyler dil evrimimizi anlamamıza yardımcı oluyor.

Kaynaklar:

The bouba/kiki effect is robust across cultures and writing systemscultures and writing systems https://doi.org/10.1098/rstb.2020.0390
Iconicity as a general property of language: evidence from spoken and signed languages https://doi.org/10.3389/fpsyg.2010.00227
https://tr.wikipedia.org/wiki/Yans%C4%B1ma_(dilbilgisi)

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.