Arkeoloji

/

Mağara Resimlerindeki İşaretler Bir Dil Mi?

Eski çağlardan kalma mağara çizimleri her zaman araştırmacıların incelediği konulardan olmuştur. Bu çizimlerdeki hayvan figürleri ya da el izleri gibi ögeler genellikle bazı şekillerde anlamlandırılmaya çalışılır. Bugüne kadar yapılan herhangi bir çalışma mağara resimlerinin anlamını çözemese de, 5 Ocak tarihinde yayınlanan bir…

Mağara Resimlerindeki İşaretler Bir Dil Mi?

/

Eski çağlardan kalma mağara çizimleri her zaman araştırmacıların incelediği konulardan olmuştur. Bu çizimlerdeki hayvan figürleri ya da el izleri gibi ögeler genellikle bazı şekillerde anlamlandırılmaya çalışılır. Bugüne kadar yapılan herhangi bir çalışma mağara resimlerinin anlamını çözemese de, 5 Ocak tarihinde yayınlanan bir çalışma bu durumu değiştirdi. Amatör Arkeolog Mağara Resimlerindeki Anlamı Araştırdı Amatör bir arkeoloji araştırmacısı Bennett Bacon, eski çağlardan kalma mağara resimlerinin anlamlarını çözmek için yola çıktı. University College London’dan 5 Ocak Perşembe günü yayınlanan bir haberde Bacon, “Bu çizimlerdeki işaretlerin anlamı her zaman ilgimi çekmiştir, bu yüzden onları deşifre etmeye başladım,” dedi. Kütüphanede saatler harcayan ve internette mağara…

Mastodonlar 2 Milyon Yıl Önce Grönland’da Dolaşıyordu

///

Grönland’ın kuzeydoğu ucu; yabani tavşan, misk öküzü ve birkaç bitkiye ev sahipliği yapan ıssız, çorak bir yer olarak bilinmekte. Bölgedeki donmuş topraktan elde edilen iki milyon yıllık DNA dizilerinin, şimdiye kadar elde edilen en eski DNA dizileri olduğu saptandı. Bu durum, bölgenin bir zamanlar şu anda Dünya’da bulunanlardan farklı olarak ormanlık bir ekosistemde dolaşan Mastodonlara (Mamutlara) ve Ren Geyiğine ev sahipliği yaptığını gösteriyor. Eski DNA Bulguları Grönland’ın Antik Ekosistemi Hakkında İpuçları Verdi Kopenhag Üniversitesi’nde Paleogenetikçi ve 7 Aralık’ta Nature’da yayınlanan çalışmanın eş başkanı olan Prof. Eske Willerslev,  eski DNA bulgularını açıklayan çalışmada, “Şu anda kuzey Grönland’daki bu ekosistemi kimse tahmin…

Dr. Ceren Kabukçu ve Ekibi 70 Bin Yıllık Yemek Kalıntılarını İnceledi

/

23 Kasım Çarşamba günü, Cambridge Üniversitesi tarafından çevrimiçi bir makale yayınlandı. “Mağaralarda yemek pişirmek: Franchthi ve Shanidar’dan Paleolitik kömürleşmiş bitki besin kalıntıları” başlıklı makalenin başyazarı Liverpool Üniversitesi’nden Arkeolog ve Arkeobotanikçi Dr. Ceren Kabukçu, çalışmayla ilgili detayları Twitter hesabı üzerinden paylaştı. Hello everyone! I have some things to share, and some news. So, here is my first ever twitter-thread… 1/12 It might be a bit long, bear with me. First: thank you everyone your interest in our work and the article, we are truly humbled… https://t.co/euGRgb4XEe — Ceren Kabukcu (@CerenArkbotani) November 24, 2022 Franchthi ve Shanidar Mağaralarında Yemek Kalıntıları Analiz Edildi…

Türk Bilim İnsanları Yukarı Mezapotamya’yı Antik DNA İle Anlattı

///

Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölümü Öğr.Gör.Dr.Nefize Ezgi Altınışık 4 Kasım 2022 tarihli Twitter paylaşımında kendisinin de dahil olduğu araştırma ekibinin yeni makalesinin “ScienceAdvances”ta yayınlandığını duyurdu. Yeni makalemiz @ScienceAdvances'ta yayınlandı! Bu çalışmada Yukarı Mezopotamya toplumlarının tarihini antik DNA yöntemleriyle inceliyoruz. 🧵 👇🧬💀#ScienceAdvancesResearch #ancientDNA #BilimSeli https://t.co/86qhsHPA7f — Ezgi Altınışık (@ezgimou) November 4, 2022 “A genomic snapshot of demographic and cultural dynamism in Upper Mesopotamia during the Neolithic Transition” başlıklı makalede araştırmacılar Yukarı Mezopotamya toplumlarının tarihini antik DNA yöntemleriyle inceledi. Çayönü’de Antik DNA Çalışmaları Antropolog Dr. Altınışık Bereketli Hilal’in tarım ve evcilleştirmenin başkenti olduğunu vurgulayarak, “Şimdiye kadar yapılan çalışmalar Orta Anadolu, Levant…

İsrail’de Arkeolojik Kazılarda Fosil Bir Dev Fil Dişi Bulundu

/

İsrail’de yapılan bir arkeolojik kazıda yıllar öncesine ait bir fildişi fosili bulundu. Bir zamanlar Akdeniz bölgesinde yaşamakta olan bir filin fosilleşmiş dişi, Güney İsrail’de kazı yapan arkeologları heyecanlandırdı. Dişin “Palaeoloxodon Antiquus” İsimli Türe Ait Olduğu Saptandı Arkeologlara göre bulunan fosil, bu bölgedeki yaşam hakkında önemli ipuçları ve nadir bilgiler veriyor. Eski zamanlarda yaşamış ve günümüzde nesli tükenmiş olan Palaeoloxodon Antiquus’a ait olduğu saptanan fosilin 2,5 metre uzunluğunda olduğu belirlendi. Düz dişli fil olarak da bilinen bu hayvanın kalıntısı; taş, çakmaktaşı aletleri ve diğer hayvan kalıntılarının bulunduğu bölgede keşfedildi. Bilim insanları bu fildişi fosilinin yaklaşık yarım milyon yaşında olduğunu tahmin ediyor.…

Antik DNA Örneği Veba Salgınının Kökenini Ortaya Çıkardı

/

Orta Asya’da antik bir ticaret yolu olan ‘İpek Yolu’ üzerindeki mezarlıklardan alınan DNA örnekleri, o çağlardaki veba salgınının gizeminin çözülmesini sağladı. Döneminde “Kara Ölüm” adı verilen veba türünün başlangıç noktası, Kuzey Kırgızistan’da bir bölgeyi işaret etti. Bugün Var Olan Çoğu Veba Türüne De Yol Açıyor Bir grup araştırmacı, Tian Shan dağlarının eteklerindeki Issyk Kul Gölü yakınlarındaki Chu Vadisi’ndeki, bir Ortaçağ Nasturi Hıristiyan topluluğuna gömülen(1338-1339) üç kadının dişlerinden, Yersinia Pestis veba bakterisinin antik DNA izlerini aldı. Söz konusu Veba Salgınında, başka kaynaklarda belgelenen en erken ölüm 1346’daydı. Patojenin genomunun yeniden yapılandırılması, bu türün yalnızca Avrupa, Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’yı…

Antik Mayalılar Diş Dolgusu ile Çürümeyi Önlemiş Olabilir

/

Antik Maya dönemine ait insan kalıntılarında görülen değerli taşlarla süslenmiş dişler, günümüzde inceleme konusu yapılıyor. Bu uygulamanın yalnızca estetik güzellik amacıyla olmayabileceği ise yeni araştırmalar sayesinde gündeme geldi. Mayalıların dişlerine yapıştırdıkları taşlardan ziyade, onları yapıştırmak için kullandıkları malzeme dikkat çekti. Araştırmacılar bu yapıştırıcının belki de çürüğü ve enfeksiyonu önleyebilecek bir yapısı olabileceği üzerinde duruyor. Yapıştırıcı Dolgu Malzemesi Tedavi Edici Özelliklere Sahip Olabilir Antik Maya toplumunun diş güzelliği konusuna önem verdiği biliniyordu. Tarihte dişlerini törpüleyen, çentik açan, cilalayan hatta taşlarla süsleyen Mayalılar olduğu görülmüştü. Şimdi ise yeni bir araştırma, dişlere taş yapıştırmak için kullanılan dolgu macununun tedavi edici özelliklere sahip olabileceğini…

Arabistan’daki 7 bin yıllık 600 metrelik duvar neyi anlatıyor?

/

Arabistan’da bulunan tarihi taş duvar ve yapılar üzerinde süren çalışmalarda bilim insanları yeni bulgular elde etti. Max Planck Enstitüsü araştırmacılarına göre, 600 metre uzunluğa sahip yapılar 7 bin yıl öncesine dayanıyor ve anıtsal alanlar olarak inşa edilmiş olabilir.  Suudi Arabistan’daki yeni arkeolojik araştırmalarda, 7 bin yıllık taş yapılar ilk pastoralistlerin ritüellerini gerçekleştirdiği anıtsal alanlar olarak yorumlandı. The Holocene‘de yayımlanan çalışma, Almanya’daki Max Planck Topluluğu araştırmacılarının Suudi ve uluslararası araştırmacılarla birlikte, Arap Çölü’ndeki ‘mustatil‘ olarak adlandırdıkları taş yapıların ilk ayrıntılı çalışmasını sundu. Dünyanın en eski büyük ölçekli yapılarından bazıları olarak kabul edilen bu yapılar, dikdörtgenler halinde yığılmış taş yapılardır. Yapılar, yarı…

İlk büyük insansı maymunlar “yavaş pişirici”de yemek pişirdiler mi?

/

İlk büyük insansı maymunlar yavaş pişirici kullanmış olabilir mi? Yaklaşık 1 milyon 800 bin yıl önce, taşları kullanarak kaplıcalarda yavaş pişirme yöntemiyle yemek pişirmiş olabilir. Kuzey Tanzanya’da keşfedilen kaya örneklerinde bulunan moleküller, buna işaret ediyor.  İlk büyük insansılar kaplıcalardan yavaş pişirici yapmış olabilir. Bilim insanları, Kuzey Tanzanya’daki yarık vadisi Olduvai Boğazı‘nda eski iklimin nasıl göründüğünü araştırmak için tortu toplarken bir keşfe imza attı. Yaklaşık 1 milyon 800 bin yıl önce yaşamış olan insan ataları, o dönemde hidrotermal kaynaklarla kaplı alanda taşları kullanarak yavaş pişirme yöntemiyle yemek pişirdiler. Bölgede, antik hayvan kalıntıları ve insan ataları tarafından üretilen taş eserler bulundu. Bu…

Antik Mısır mumyalarının nasıl yapıldığı paleoproteomik yöntemlerle ortaya çıktı

/

Antik Mısır mumyaları üzerinde yapılan yeni bir çalışma, mumyaların nasıl yapıldığını gösteriyor. Bilim insanları, 4 bin yıllık bir mumyanın proteinlerini çıkarmak için non-invasive (cerrahi işlem gerektirmeyen) bir yöntem olarak bilinen paleoproteomik yaklaşımı benimsedi.  Antik Mısır mumyalarının nasıl yapıldığı yüzyıllardır büyük merak konusu. Bu alanda yapılan birçok araştırmaya rağmen, soru işaretleri bulunuyor. Şimdi yeni yayımlanan bir çalışmada araştırmacılar, paleoproteomik yaklaşımı kullanarak yeni bilgiler ortaya koyuyor. Non-invaziv EVA örneklemesi bu çalışma ile ilk kez Eski Mısır mumyalarına uygulandı.  4 bin yıl kadar önce Mısır’da yaşamış ve günümüzde çalışmaya konu olan kadının mumyası, 1920’lerde keşfedildi. Mumya, keşfedildiğinden beri çalışmanın da yapıldığı İtalya’nın Torino…