ArkeolojiHaberNe nedirÖzel Haberler

Göbeklitepe Hakkında Kapsamlı Rehber

Göbeklitepe dediğimizde akıllara ilk olarak Dünya’nın en eski kutsal alanı, tapınağı ya da ibadethanesi gelir. Göbeklitepe’nin kazılar ilerledikçe önemi daha da çok ortaya çıkmış ve geçtiğimiz yıllarda hızla popülerleşmiştir. Peki Göbeklitepe gerçekten ilk tapınak mıdır? Ya da eski insanlar burada ne yapmışlardır? Göbeklitepe ilk nasıl keşfedilmiştir? Göbeklitepe’de neler bulunmuştur? İnsan kalıntıları var mıdır? T şekilli dikili taşlar ne anlama gelir? 

İngiltere’deki Stonehenge’den 7 bin yıl,  Mısır Piramitleri’nden 7 bin 500 yıl, Malta Adası’ndaki tapınaklardan 6 bin 500 yıl daha yaşlı olan Göbeklitepe’yi detaylarıyla inceledik. 

Göbeklitepe ile ilgili genel bilgiler 

Göbeklitepe nerede ve nasıl bir yer? 

Bulunduğu Yer: Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Şanlıurfa
Koordinatları: 38º 55′ 24” Doğu, 37º 13′ 24” Kuzey. 

göbeklitepe harita

Göbeklitepe, Şanlıurfa şehir merkezinin 18 km kuzeydoğusunda, Örencik Köyü yakınlarında bulunur. Şanlıurfa’daki Göbeklitepe Milattan önce 9600 ile 8200 yılları arasına tarihlenir. Bu da yaklaşık olarak günümüzden 12 bin yıl öncesine denk gelir. Kazılar yapılıp kalıntılar ortaya çıkarılmadan önce Kürtçe ismi ‘Gire mıraza’ olan ve “Ziyaret tepe” diye de anılan bu alanda, insanlar dilekler dilemişlerdir. Tepenin çevresi kazıdan önce yıllarca tarım alanı olarak kullanılmıştır. 

göbekli tepe nerede

Göbekli Tepe’nin Güneyden görünüşü. Alman Arkeoloji Enstitüsü (German Archaeological Institute), Klaus Schmidt.

Göbekli Tepe yaklaşık 300 metre çapında olan büyük bir höyüktür. Bu höyükte çapı yaklaşık 10-20 metre olan 20 tane yuvarlak ya da oval yapı vardır. Bu 20 yuvarlak yapının sadece 6 tanesi gün yüzüne çıkarılmıştır. Bu yapıların ortasında iki adet büyük T şekilli dikili taş bulunur. Yapıların duvarlarında ise daha küçük yine T şekilli dikili taşlar bulunmaktadır. Her yuvarlak yapıda 10-15 tane T şekilli dikili taş bulunmaktadır. Bu büyük dikili taşların üzerinde hayvan kabartmaları bulunur. Ayrıca bazı dikili taşlarda insan kolu ve eli kabartmaları bulunur. Klaus Schmidt (1953-2014), yaptığı kazı çalışmalarıyla Göbekli Tepe’nin ortaya çıkmasını sağlamış ve buranın önemini göstermiştir. Günümüzde en önemli arkeolojik alanlar arasında yerini almıştır.

Göbekli tepe dikili taş

C yapısının havadan görünüşü. Alman Arkeoloji Enstitüsü (German Archaeological Institute), Klaus Schmidt.

Göbeklitepe kazı çalışmaları Şanlıurfa Müzesi Müdürlüğü başkanlığında, Dr. Lee Clare, Prof. Dr. M. Özdoğan, Prof. Dr. N. Karul ve Prof. Dr. G. Kozbe tarafından devam ettirilmektedir.  

Göbeklitepe nasıl keşfedildi? 

Göbeklitepe’nin keşfiyle ilgili ilginç hikayeler internette oldukça yaygın bir şekilde bulunmakta. Onedio gibi sitelerde ya da kimi köşe yazarlarının yazılarında bu hikayeler abartlı olarak anlatılır. Mahmut Yıldız’ın amcası Şavak Yıldız’ın bulduğu taşla bulunduğu ya da bu taşı müzeye götürdüğü ama ilgilenilmediği gibi hikayeler şehir efsanesine dönüştürülmüştür. Şavak Yıldız’ın tarlası olan bu alan devlet tarafından satın alınmış, Mahmut Yıldız kazı çalışmalarındaki ekiplerde yer almış, günümüzdeyse yine Göbeklitepe’de bulunarak burayla ilgilenmiştir. 

Göbeklitepe 1960’lı yıllarda yapılan “Güneydoğu Anadolu Tarihöncesi Araştırmaları” projesi kapsamında yürütülen yüzey araştırmalarıyla keşfedilen bir arkeolojik alandır. Daha sonra Klaus Schmidt bu bölgede kazı çalışmalarına başlar ve Göbeklitepe gün ışığına çıkar. 

Göbeklitepe’nin ilk kez bulunması 1960’lı yıllarda Chicago Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi’nin yaptığı yüzey araştırmalarına dayanır. Göbeklitepe bu yıllarda arkeolojik alan olarak kayıtlara geçirilir. 

peter Benedict Göbeklitepe

1980 yılında yayınlanan Halet Çambel ve Robert J. Braidwood’un hazırladığı Karma projenin araştırma sonuçlarını ve raporlarını içeren “Güneydoğu Anadolu Tarihöncesi Araştırmaları-1” isimli proje kitabında, Peter Benedict’in yazdığı “Güneydoğu Anadolu Yüzey Araştırması” kısmında geçer. Benedict, Güneydoğu Anadolu bölgesinde, nasıl örnekleme ve yüzey araştırmaları yürüttüklerini detaylı bir şekilde aktarmıştır. 

Benedict’in Göbeklitepe ile ilgili raporunun giriş kısmı: 

V 52/1 Göbekli Tepe Ziyareti (lev. 23 : 3) Bu toplama hemen hemen tamamen çakmaktaşından meydana gelmiştir; çakmaktaşı, çok iyi kalitede ve kül ren­ginin çeşitli tonlarındadır.

ÇANAK ÇÖMLEK: Yak. 5 parça. 

DOĞALCAM: 6 parça 

ÇAKMAKTAŞI : 2996 parça

SÜRTMETAŞ : 6 parça” 

Daha sonra Göbeklitepe’de çalışmalar devam etmemiştir. Ancak Nevali Çori gibi baraj altında kalacak alanlardaki kurtarma kazıları yoğunluk kazanmıştır. Bu yüzey araştırmalarından sonra Göbeklitepe’de ilk kazı yapan Klaus Schmidt’tir. Klaus Schmidt, Göbeklitepe’de kazılarına başlamadan önce Prof. Harald Hauptmann’la Nevali Çori’deki kazı çalışmalarında görev almıştır. Nevali Çori yerleşiminde de yine Göbeklitepe’deki gibi T şekilli dikmeler bulunmaktadır. 

nevale çori

Nevali Çori, Lichter, C. (2014).

Klaus Schmidt, Göbeklitepe bölgesini, önceki çalışmalarla (Benedict’in yüzey araştırmaları) ortaya çıkarılan erken Neolitik buluntularından yola çıkarak araştırmıştır. T şekilli dikmelerin tepelerini toprak üzerindeki çıkıntılarını fark etmiş ve Nevali Çori’dekine benzer yapıların ortaya çıkacağını tahmin etmiştir. 

Göbeklitepe tapınak mı? Göbeklitepe’nin Önemi Nedir?

Göbeklitepe pek çok kaynakta ilk tapınak, ilk din merkezi ya da ilk ibadethane şeklinde ifade edilir. Göbeklitepe’nin inançla ilgili bir kült yapı olduğu açıktır ancak nasıl ve neden kullanıldığını henüz tam olarak anlayabilmiş değiliz. 

Göbeklitepe’de bulunan T şekilli dikmeler ve bu dikmelerin yerleştirilme biçimi özel bir mimari forma sahiptir. Bu mimari özelliği ve betimlenen figürler buranın özel amaçlı kullanıldığını düşündürür. Bununla birlikte hayvan sembolizminin yüksek olduğu bir yerdir. Bu durum buranın ritüel amaçlı kullanılmış olabileceğini akla getirir. Ancak ritüellerin ne olduğu ve nasıl yapıldığını henüz tam olarak bilmemekteyiz.  

Klaus Schmidt kazılarını yaparken buranın bir inanç merkezi olduğu ve cenaze töreni gibi ölümle ilgili olayların düzenlenmiş olabileceğini öne sürmüştür. Ancak Schmidt’in kazı başkanı olduğu dönemde insan kemiği kalıntısı bulunamamıştır. Schmidt duvarların arkasında ya da duvar dolgularında insan kemiklerinin bulunabileceğini öngörmüştür. Daha sonraki yıllarda çıkarılan insan kemiği kalıntıları, bu kemikler üzerindeki işaretler Schmidt’in öngörüsünü doğrular niteliktedir. 

Klaus Schmidt

Klaus Schmidt, pek çok safsataya konu olan 43. nolu dikme ile birlikte. arkeofili.com

Daha öncede belirttiğimiz gibi Göbeklitepe T biçimli stilize taşlardan oluşturulan yapıların olduğu tek yer değildir. Örneğin Nevali Çori bunlardan biridir. Nevali Çori’de de T biçimli dikmeler bulunmaktadır. Ancak Nevali Çori bir köyken yani insanların yaşamsal alanları bulunurken, Göbeklitepe’de ev kontekstine ait buluntular bulunmamıştır. Yani insanlar günlük hayatlarını Göbeklitepe’de geçirmemektedirler. Bu da Göbeklitepe’nin özel amaçlı bir yer olduğunu göstermektedir. Ancak bununla birlikte tanrı ya da bilinç sınırlarını aşan inançla ilgili doğa ötesi varlıklarla ilgili işaretlere de rastlanmamıştır. Yani Göbeklitepe’de soyut bir tanrıya dair işaretler bulunmamıştır. 

Üzerinde peştemal ve kemer gibi aksesuarların olduğu, el ve kolların işlendiği kabartmalar olan T biçimli dikmelerin insanı temsil ettiği açıktır. Bu antropomorfik biçimli T şekilli dikili taşlar göz önüne alınınca burada atalara saygıyla ilgili ritüellerin gerçekleştirilmiş olabileceği düşünülür. 

Dolayısıyla Göbeklitepe inançla ilgili ritüellere ev sahipliği yapan özel bir mekandır ancak tanrılara ibadet amaçlı bir ibadethane ya da tapınak olduğundan bahsetmek için yeterli kanıt henüz elde edilememiştir.  

Göbeklitepe’de bulunanlar ve anladıklarımız 

Göbeklitepe’nin yaşı, Göbeklitepe’den çıkan buluntular ve anlamları 

Göbeklitepe için, özellikle alan popülerleştikçe kimi köşe yazarları oldukça abartılı tanımlamalar yapmaktan çekinmemiştir. “Tarihin sıfır noktası” gibi abartılı tanımlamalar duymak sık karşılaşılan bir durum.  Çünkü Göbeklitepe gibi büyük bir yapıyı inşa edebilmek için daha öncesinde de belli bir bilgi birikimine sahip, sosyal organizasyon ya da inşaat kabiliyetine sahip insan topluluklarının bulunması gerekir.

Kimi yazarlar da, Göbeklitepe’nin hala tarihlendirilemediğini, Göbeklitepe’nin yaşının bilinmediğini yazmaktalar. Ancak bu tür spekülatif söylemler Göbeklitepe ile ilgili doğru bilgiler içermiyor. Çünkü Göbeklitepe’nin çeşitli açmalarından ve çeşitli tabakalarından alınan organik buluntularla karbon-14 metoduyla tarihlendirme çalışmaları yapılmıştır. 

Göbeklitepe, çevresinden ve civardaki diğer tarih öncesi yerleşimlerden kopuk bir alan değil. Gerek T biçimli dikili taşlar gerekse benzer hayvan sembolizmi olsun diğer bölgelerle ilişki kurulabilecek buluntular elde edilmiştir. Ayanlar Höyük, Yeni Mahalle (Balıklıgöl Höyüğü), Taşlı Tepe, Harbetsuvan Tepesi, Sefer Tepe, Hamzan Tepe, Kurt Tepesi, Karahan Tepe ve Nevali Çori’yle birlikte T şekilli dikme taşlara sahip 10 yerleşim yeri tespit edilmiştir. Bu yerleşimlerin bir kısmı kaçak kazılarla tahrip olmuştur. Bu tahribatı azaltmak ve korumaya almak için kimilerinde kurtarma kazıları gerçekleştirilmiş ve sonra da korumaya alınmıştır. Bu bölgelerin kimi henüz düzenli bir kazı çalışmasıyla araştırılmadığı için Göbeklitepe’yle çağdaş olup olmadığı bilinmiyor. Nevali Çori gibi yerleşimlerde ise T şekilli dikmelerin bulunduğu kült yapılar insan yerleşiminin olduğu bölgelerle birlikte bulunmakta. Göbeklitepe’de ise insanların yerleşik olarak yaşadığını gösteren herhangi bir buluntuya rastlanmamıştır. 

Göbeklitepe’de ortaya çıkan eserler ve buluntular radyokarbon yöntemiyle Çanak Çömleksiz Neolitik A dönemine tarihlenmiştr. Göbeklitepe’de yaklaşık 4 ile 6 metre arasındaki yükseklikte ve 10-14 ton ağırlığında büyük dikmeler, bir miktar kemik kalıntısı, çeşitli figürler, bitkisel kalıntılar bulunmuştur. Ancak Göbeklitepe’de kültüre alınmış bir bitkisel kalıntılara rastlanmamıştır. Hayvan kemikleri temel olarak ceylan, yaban sığırı, ala geyik ve yaban domuzu gibi av hayvanları ve vahşi hayvanlar oluşmaktadır. Bu kemik ve bitkisel kalıntılar burayı kullanan toplumun avcı ve toplayıcı olduğunu ortaya koymaktadır. Yani bu topluluk tarımsal faaliyet yürütmemektedir. Ayrıca buranın yerleşim amaçlı bir arkeolojik alan olmadığı da açıktır. Yani burayı yapan eski insanlar burada şölenler vermiş vakit geçirmiş ancak hayatlarını sürdürmemişlerdir. 

T biçimli dikili taşlar 

Göbeklitepe’de bulunan en önemli buluntular en büyüğünün 16 ton olduğu 3-6 metre arasındaki T biçimli dikili taşlardır. Bu T şeklindeki dikili taşlar insan biçiminde (antropomorfik) yapılmışlardır. T biçiminin üstünü oluşturan kısım insan kafasına, T’nin aşağı inen uzantısı ise insan gövdesine denk gelmektedir. Bu dikili taşlar tek parça halinde çıkarılmışlardır. Yani monolitiktirler. T şekilli monolitler yaklaşık 2 km mesafedeki taş ocağından getirilmişlerdir. Bu taş ocağında hala T şekilli boşluklar ya da tam olarak çıkarılmamış T biçimli taşlar vardır. 

göbeklitepe tas ocağı

Bitmemiş T şekilli taş, Alman Arkeoloji Enstitüsü (German Archaeological Institute) Nico Becker.

Bu T biçimli dikili taşların bazılarında kol ve el kabartmaları bulunur. Bazılarında ise kemer ya da peştemal gibi aksesuarlar kabartma olarak işlenmiştir. Dikili taşların üzerinde pek çok hayvan betimlemesi kabartma olarak yer alır. Aslan, tilki, ceylan, yaban domuzu, yaban öküzü, yılan, kuş, böcek ve örümcek gibi hayvan kabartmaları bulunmaktadır. Bu hayvan kabartmalarının öyküsel bir anlatım içerdiği düşünülmektedir. 

t şekilli dikili taş

D yapısı’nın ortasındaki 31 nolu dikili taş, kol ve el kabartmaları görünüyor. Fotoğraf N. Becker, DAI.

Her sütunda ilginç ve farklı karmaşıklık seviyesinde motifler bulunmaktadır. 43. Sütunda yer alan başsız erkek betimlemesi ilginçtir. Özellikle başsız heykeller ya da heykel başlarının bu dikmelerin yanına bırakılması gibi durumlar ölüm ya da ata kültüyle ilgili ipuçları barındırır. Son dönem yapılan çalışmalarda bulunan insan kafatasları için de bir bağlam sunar. 

T biçimli ve insanı temsil eden bu antropomorfik monolitler yuvarlak ya da oval şekil oluşturacak şekilde dizilmiş, bu yuvarlak yapının ortasına ise çevrelerdekinden daha büyük iki tane T şekilli monolit dikilmiştir. Alanda bilinen 20 yuvarlak yapı vardır. Ancak henüz hepsi kazılmamıştır. Yuvarlak yapılarda 10-15 tane T şekilli dikili taş bulunmaktadır. Merkezde bulunan dikili taşlar bu yuvarlak yapıların giriş kısmına bakmaktadırlar. Çevredeki yuvarlak oluşturan dikili taşlar ise duvarlar ve taşlarla birbirlerine bağlı olarak dururlar. Bu yuvarlak yapılarda çatı bulunmamaktadır. Bununla birlikte en ilginç noktalardan biri ise, bu yuvarlak yapılar belirli bir süre kullanıldıktan sonra toprak doldurularak kapatılmıştır. 

göbeklitepe d yapısı

D yapısı en büyük ve en iyi korunmuş dairesel yapı. N. Becker, DAI.
Kaynak: Renfrew (2016).

Yuvarlak yapıların bilinçli olarak toprakla kapatıldığını ise, içinden çıkan toprak dolgusunun yapısından anlamak mümkündür. Bu yuvarlak yapıların içinden çıkan toprak oldukça homojendir. Kireçtaşı molozu, az miktarda taş eser parçası ya da çakmaktaşı yonga ve kemik parçalarından oluşmuş homojen bir toprakla kapatılmıştır. Yaklaşık olarak M.Ö 8000 civarında ise Göbeklitepe terk edilmiştir. 

Heykeller, Figürinler, Taş plaklar, Taş kaplar, Ok/Mızrak Uçları, Taş Boncuklar

Göbeklitepe’de sadece büyük taş bloklardan oluşan yapılar bulunmamıştır. Bununla birlikte pek çok hayvan heykeli, insan heykeli, taş plaklar, ok ve mızrak uçları, taş boncuklar, bileği ve öğütme taşları, figürinler, totemler gibi nesneler çıkarılmıştır.

Hayvan heykellerinde genelde dişleri görünen hayvanlar ifade edilmiştir. Bu da hayvanların saldırgan bir şekilde ifade edildiğini ve bulundukları yer için koruyucu amaçla yapıldıklarını düşündürüyor. Yaklaşık 84 tane hayvan heykeli çıkarılmıştır. İlginç olan noktalardan biri hem heykellerde hem de diğer betimlemelerde gerçekdışı, farklı hayvanların melezi şeklinde motifler bulunmamaktadır. Tasvir edilen hayvanların hepsi bölge faunasına ait canlılardan oluşmakta ve son derece natüralist biçimde yapılmışlardır.

İnsan heykelleri ve özellikle de vücuttan koparılıp dikili taşların yanına yerleştirilmiş olan gerçek boyutlu insan kafası heykelleri dikkat çekicidir. 43 tane farklı insan heykeli bulunmuştur. Ancak burada ilginç bir soru ortaya çıkar, büyük T şekilli dikmeler antropomorfiktir. Yani insanı temsil eder. Bu durumda bu T şekilli dikmelerden başka yapılan bu gerçek insan boyutuna yakın heykeller kimlerdir? Ya da T şekilli büyük dikme taşlarda ifade edilenler kimlerdir? Klaus Schimdt bu noktaya detaylı bir şekilde parmak basar. Gerçekçi boyutta yapılan taş heykeller belli ki o toplumdaki güçlü bireyleri ifade etmektedir. Yani gerçek kişilere atıfları vardır. Büyük T şekilli antropomorfik heykellerin ise yüzleri yoktur, ancak üzerindeki diğer şekillerden insan temsili olduğunu anlarız. Ancak açıktır ki T şekilli büyük dikme taşlar, gerçek kişilere atfen yapılan daha doğal insan heykellerinden daha büyük ve önemli kişileri temsil etmektedirler. Temsil ettikleri kişiler o dönem dünyada olmayan ya da var olmamış soyut kişiler olabilir. Bununla birlikte yapının inançla ilgili bağlamına bu iki farklı insan tasvirinin karşılaştırılması büyük katkı sunar. 

Bunlardan başka Göbeklitepe’de pek çok taş kap bulunmuştur. Bu taş kapların içindeki kalıntıların analizleri de yapılmaktadır. Bununla ilgili çalışmalardan biri buradaki bira tüketimiyle ilişkilidir. Ok ve mızrak uçları, düğmeler ve boncuklar, hayvan ya da insan şekilli figürinler, öğütme taşları, birden fazla konunun betimlendiği totemler Göbeklitepe’de bulunmuştur. 

Hayvan kemikleri 

Göbeklitepe’de oldukça çok miktarda hayvan kemiği bulunmuştur. Bulunan hayvan kemiklerinin hepsi yabanidir. 20 civarında memeli, 20 civarında kuş türü ve 2 balık türüne ait 42’den fazla takson belirlenmiştir. 

Kirpi, kurt, tilki, gelincik, alaca sansar, porsuk, yabani kedi, leopar, yaban domuzu, alageyik, kızıl geyik, yabani eşek, yaban öküzü, ceylan, yabani koyun, yabani keçi, trakya gelengisi, hint gerbili, kısa kuyruklu bandikut faresi, yabani tavşan, çöl faresi ve pek çok farklı kuş türü gibi çok çeşitli hayvan türlerine ait binlerce kemik kalıntısı çıkmıştır. Göbeklitepe’deki insanların diyetlerindeyse en çok ceylan ve yabani öküz yer almıştır. 

Göbeklitepe’deki T şekilli dikili taşlarda çok farklı hayvanların kabartmaları bulunmaktadır. Özellikle akbaba kabartmaları dikkat çekicidir. Örneğin Göbeklitepe’deki 43. sütundaki akbaba kabartması meteor düşmesi gibi pek çok safsataya konu olmuştur. Akbabanın yanı sıra, Çatalhöyük’te de dikkat çeken turna kuşu da Göbeklitepe’de kabartmalarda vardır. Bunun yanı sıra kelaynak, devekuşu gibi diğer kuşlarda görülür. Kimi akbaba gibi kuşların kabartmaları çarpıtılarak Yeni Zelanda’daki dodo kuşuna benzetilir ve mistik anlamlar yüklenir. Ancak bunlar doğru değildir. Çıkan hayvan kemiği kalıntılarında da akbaba, turna, yırtıcı kuşlar, saksağan, ötücü kuşlar, pek çok karga türü gibi kuş türleri tanımlanmıştır. 

Göbeklitepe’de çıkan hayvan kalıntılarının hepsi yabani türlere aittir. Yabani bizon gibi türlerin avlandığını gösteren net çalışmalar olmuştur. Örneğin bir mızrak ya da ok ucunun saplı kaldığı yabani öküz kemiği bunlardan biridir. 

Göbeklitepe kemik bizon

Yeşille işaretlenmiş yerde mızrak ucu bulunuyor.

İnsan kemikleri 

Göbeklitepe kazılırken insan kemiklerinin ve insan gömülerinin de bulunulacağı düşünülmüştü. Klaus Schimdt, burada ölümle ilgili ritüellerin gerçekleştirildiğini de öne sürmüştü. Ancak uzun bir süre Göbeklitepe’de insana dair iskeletler ve mezarlar bulunamadı. Bu durumda ölümle ilgili ritüellerin yapılmamış olabileceğini düşündürmüştü. 

Klaus Schimdt, insan kemiklerinin duvarların içinden ya da arkasından çıkabileceğini öngörmüştü.Vefatından sonra devam eden kazı çalışmaları bunu doğruladı. 2017’de yayınlanan çalışmada Göbeklitepe’de ele geçirilen insan kafatası kemikleri Neolitikte kafatası kültüyle ilgili ilginç bilgilerin ortaya çıkmasını sağladı. Bu çalışmada Göbeklitepe’de ele geçirilen 600’den fazla kemik parçası incelendi. Bu kemiklerin 400’den fazlası kafatası kemik parçalarına aitken, geri kalanlar vücut kemiklerine ait parçalardan oluşmakta. Kafatası kemiklerinde yapılan detaylı çalışmalarla 40 tanesi üzerinde kesici aletlerle yapılmış izler bulundu. Bu 40 kafatası kemiği parçasından ise 7 tane kafatasına ait kemik parçası 3 farklı bireye ait kemiklerdi. Bu çalışmada 3 farklı kişiye ait kafatası parçaları ortaya çıkarıldı. Bu kafataslarından biri yüksek ihtimalle kadına ait olduğu belirlendi. Ancak diğer iki kafatasında cinsiyete dair karakterler net değildi. 

Bu kafatası kemikleri üzerinde özenli bir şekilde yapılmış izler ve delikler bulunuyor. Araştırmacılar üzerinde izler ve deliklerin olduğu bu kafatası fragmentlerinden yola çıkarak kafataslarının ip gibi malzemelerle bağlanıp asılabileceğini ortaya çıkardılar. Başı kasıtlı olarak koparılmış insan heykelleri, başsız ya da vücutsuz çizilmiş insan motifleriyle birlikte değerlendirildiğinde, bu kafatası kültü daha fazla anlam kazanmakta. Ayrıca kafatası kültü yakın coğrafya içinde ve Neolitik dönemde oldukça bilinen bir kült. 

Göbeklitepe kafatası Göbeklitepe kafa kemiği

Bitkisel kalıntılar ve tarım 

Göbeklitepe’nin konumu oldukça ilginçtir. Göbeklitepe bölgede ilk kez tarıma alınan küçük kızıl buğdayın doğal yayılım alanına yakındır ancak Göbeklitepe’nin yapıldığı zamanlar da tarım henüz gelişmemiş, bu bitki de kültüre alınmamıştı. 

Göbeklitepe’de yapılan çalışmalarda fıstık, badem, yabani küçük kızıl buğday, yabani buğday, yabani çavdar ve yabani arpa kalıntıları bulunmuştur. Bununla birlikte burada toplanan tahılların depolanması için bir alan bulunmamaktadır. Ancak pek çok öğütme taşı vardır. Ayrıca bira yaptıklarına dair izler de bulunmaktadır. 

Göbeklitepe’nin Neolitik dönemde ve tarımsal topluma geçişte önemi olabileceği varsayılmaktadır. Ancak net bir şekilde buradaki avcı toplayıcı toplumdan sonraki tarım toplumuna geçişteki ilişki ortaya çıkarılmamıştır. Neolitik devrim için toplumların zihnen gelişmesi gerektiğini öne sürülen savlar vardır. Göbeklitepe’deki hiyerarşi, organizasyon ve planlamaya bakılınca oldukça gelişmiş bir sosyal hayat görülebilir. Bu da Göbeklitepe’nin gerekli zihinsel ilerlemeyi sağlamış olabileceğini ortaya çıkarır. Göbeklitepe’nin terk edildiği tarih milattan önce 8200 civarına denk gelmektedir. Bu dönem de ise etraftaki toplumların daha az ceylan avladıkları ancak, diğer küçük çiftlik hayvanlarını kontrol etmeyi daha iyi başardıkları tarihe denk gelmektedir. Yani değişen ekonomik yapılar Göbeklitepe’nin bırakılmasına sebep olmuş olabilir. 

Göbeklitepe’de Kadın 

Göbeklitepe’de bulunan heykeller, figürinler ya da kabartmalar gibi motiflerde feminen izler hiç bulunmamaktadır. Hem hayvan hem de insan olarak çizilen motiflerin hepsi erkek izleri taşımaktadır ya da cinsiyetsizdir. 

Bu durumun sadece bir tane istisnası vardır. Göbeklitepe’nin sonraki dönemlerinden Çanak Çömleksiz Neolitik B dönemindeki bir taşa sonradan eklendiği bilinen kadın şekilli grafittidir. 

Göbeklitepe kadın çizimi

Göbeklitepe’nin tersine benzer yapılara sahip olan Nevali Çori’de kadın ve erkek figürleri neredeyse birbirine eşit oranda bulunmaktadır. 

Göbeklitepe’de kadın figürlerinin bulunmamış olması henüz o dönem için kadın ve erkekler arasındaki ilişkilere ve toplumdaki rollere dair bir çıkarımda bulunmamız için yeterli veri sağlamamakta. 

Göbeklitepe ve Bira 

Göbeklitepe’yle ilgili önemli noktalardan biri bu kült yapının pek çok insanın bir araya gelip şölenler yaptığı bir yer olmasıdır. 

Toplu yemekler ve şölenler özellikle tarih öncesi dönemler için politik olaylardır. Hiyerarşi, gruplar arasındaki güç dağılımı ya da güç kazanılması gibi durumları belirler. Büyük şölenlerle, eldeki politik güç artırılabilir ya da diğer insanlara gösterilebilir. Bunun yanı sıra bu tür büyük etkinlikler ve şölenler toplumdaki çeşitli insanların motive olması, ekonomiye daha aktif katılması gibi durumlara yarar. 

göbeklitepe-bira

Foto: N. Becker, © DAI

Göbeklitepe’de yapılan çalışmalar burada bira tüketilebilmiş olacağını göstermektedir. Henüz tarım yapılmamakta olsa da, tahıllar tüketim için kullanılmaktadır. Göbeklitepe’de bulunan büyük çanakların içinde fermantasyon ürünü olan oksalatlar araştırılmıştır. Elde edilen sonuçlar Göbeklitepe’de bira ya da malt gibi bir içeceğin tüketildiğini işaret etmektedir. 

Göbeklitepe’de sosyal yapı 

Göbeklitepe’nin yapımında kullanılan monolitik taşlar, yani yekpare olarak taş ocağından çıkarılan ve ağırlıkları 16 tona kadar ulaşabilen bu büyük taşlar, çevredeki taş ocaklarından çıkarılarak bu alana taşınmıştır. Bu iş oldukça büyük emek ve çaba gerektirmektedir. Göbeklitepe’yi inşaa etmek için oldukça çok iş gücü yani insan gereklidir. Araştırmacılar ayrıca Göbeklitepe’nin az sayıda insanla uzun sürede yapılma olasılığını da incelemişlerdir. Ancak araştırmalar bunun söz konusu olmadığını göstermiştir. Göbeklitepe geniş insan kitleleri tarafından inşa edilmiş bir yapıdır. Hatta yapılar üzerindeki hayvan figürlerinin yoğunlukları, farklı yapıları farklı insan gruplarının inşa edip etmediğini düşündürmüştür. 

havadan göbekli tepe

Güney’den ve havadan Göbekli Tepe, Alman Arkeoloji Enstitüsü (German Archaeological Institute), K. Schmidt, DAI.

Göbeklitepe’nin çok sayıda insan tarafından, yoğun bir emekle inşa edildiği bellidir. Bununla birlikte bu insan topluluğunun organizasyonu, inşaatın planlanması, sürdürülmesi, inşaat sırasında gerekli lojistik desteğin sağlanması gibi karmaşık bir olaylar silsilesinin gerçekleştiği açıktır. Bu da buradaki avcı-toplayıcı insanların belli bir organizasyona sahip olduğunu göstermektedir. Ayrıca Göbeklitepe’de yerleşik hayat izlerinin bulunmaması ancak yoğun miktarda yaban av hayvanı kemiği bulunması bu inşaat faaliyetlerinin belli bir ritüel olarak gerçekleşmiş olabileceğine de işaret eder. 

Ortada iki büyük T biçimli taş ve çevresinde daha küçük T biçimli taş dizilimiyle oluşturulan yuvarlak yapılar, hali hazırda toplumda bulunan bir hiyerarşiyi işaret etmektedir.  

Göbeklitepe’de tarıma ilişkin kalıntı bulunamamıştır ve buradaki insanların avcı-toplayı bir toplum olduğunu işaret eder. Göbeklitepe’deki bu büyük boyutlu yapı, avcı-toplayıcı toplumların sosyal yapısı ve yaratıcılıklarının tekrar düşünülmesini sağlamıştır. Bununla birlikte, Göbeklitepe tarımdan önce insanların inanç dünyasına ve bu inanç dünyalarını yansıtan yapılar yapmalarına ışık tutar. 

Göbeklitepe’yle ilgili safsatalar ve Pseudoarkeoloji

Göbeklitepe, Avustralya ve Aborjinler

Göbeklitepeyle ilgili en yaygın safsatlardan biri Göbeklitepe ve Aborjinler arasında kurulan zorlama ilişkidir. Göbeklitepe’deki bazı kuş kabartmalarının dodo kuşuna benzediğini söyleyerek de yine bu safsata desteklenmeye çalışılır. Ancak bunlar doğru değildir. 

Aborjinler ve Göbeklitepe arasındaki ilişki kurulmasının bir sebebi de, bir Aborjin insanının fotoğrafında yer alan vücut boyasının benzer şekilde Göbeklitepe’deki T şekilli dikmelerde kabartmalardan birine benzemesidir. Ancak burada önemli olan nokta, bu şekillerin bağlamdan çıkarılarak ve diğer şekiller ve sembollerin bütününden ayrılarak benzetilmesidir. Çünkü bu tür semboller ve şekiller, bulundukları yerdeki diğer şekiller ve sembollerle bir bağlam içinde yer alır. 

göbeklitepe-aborjinler

Göbeklitepe’deki 12 000 yıllık Neolitik sembolizmini yakın zamanlara ait ve çevredeki diğer T şekilli dikme taşlı yerleşimlerde görebiliriz. Ancak 15 000 km ötede bulunan, 65 000 yıl önce insanların ulaştığı farklı bir kültürden belli bir benzerlik ilişkisine dayanarak seçilen bir iki sembolle bu iki toplum arasında ilişki kurmak mümkün değildir. Ayrıca benzetilen şekile referans olan fotoğraf Aborjinlerle ilgili yapılan 19.yy daki çalışmalara ve fotoğraflara dayanmaktadır. Yani zaman bağlamı oldukça kopuktur.

Bununla birlikte Aborjinlerle Göbeklitepe arasında kurulan diğer bir kaç ilişki ise, T şekilli bir dikme üzerinde sonradan yapıldığı bilinen bir (ve Göbeklitepe’deki tek) kadın grifittisini, Aborjinlerrdeki Yingarna ile benzetmektir. Ancak gerek Göbeklitepe’deki grifittinin sonradan yapılmış olması gerekse bu iki sembolizmin birbiri ile uyuşmamasından dolayı hatalıdır. 

Göbeklitepe ve Astronomi

Edinburg Üniversitesi Mühendislik Okulu’ndan Martin B. Sweatman ve Dimitrios Tsikritsis, T şekilli dikmelerin üzerindeki hayvan motifleri ve çeşitli betimlemeleri astronomiyle ilişkilendiren ve hatta Göbeklitepe’nin bir gökyüzü gözlem merkezi ya da rasathane olduğunu ileri süren bir yayın yapmışlardır. Örneğin D yapısından çıkan 43. T şekilli dikmede bu meteorun düşüşünün işlendiğini yazmışlardır. Ancak bu iki araştırmacı, Göbeklitepe’deki T şekilli buluntuları ve üzerindeki motifleri bağlamından koparmış, diğer buluntularla tutarlı olan anlamlarını göz ardı ederek kendi fikirleri doğrultusunda yorumlamışlardır. Bununla birlikte Göbeklitepe’yle ilgili olarak daha önce de astronomi konusunda safsatalar yapılmış ve Göbeklitepe’deki semboller bağlamından uzak şekillerde ve bilimsel olmayan şekillerde hikayeleştirilmiştir. 

Göbeklitepe astronomi rasathane yıldızlar

Bununla ilgili olarak Göbeklitepe araştırma ekibi bir yayın yapmıştır ve neden bu T şekilli dikmelerdeki motiflerin astronomiyle ilişkili olmadığını anlatmışlardır. 

Sweatman ve Tsikritsis, Göbeklitepe’deki motiflerde Genç Dryas adı verilen kısa süreli soğuk iklim dönemine sebep olabileceği ileri sürülen meteorun betimlendiğini öne sürmüşlerdir. Ancak Genç Dryas Çarpma Hipotezi ve bir meteor’un (Clovis kültürüne atfen Clovis meteoru olarak da adlandırılabilen) Dünya’ya çarpması sonucu Genç Dryas soğuk döneminin ortaya çıktığı kanıtlanmış bir hipotez değildir. Ayrıca Sweatman ve Tsikritsis, tüm T şekilli dikmeleri bir arada karşılaştırmalı olarak incelememişlerdir. Sadece kendilerine göre daha karmaşık olan T şekilli dikmeleri seçip bunlar üzerinden yorum yapmışlardır. Bu da doğal olarak, kendi göreceli karmaşıklık anlayışlarına göre belirledikleri bir kaç dikme üzerinden taraflı yorumlardan öteye gitmemiştir. Bununla birlikte Göbeklitepe’deki T şekilli dikmeler üzerindeki hayvanların dağılımının belli bir şeması var. Her yuvarlak yapıda bazı hayvanların sıklıkla daha yoğun işlendiği biliniyor. 

Sümer tabletlerindeki Göbeklitepe T dikme taşları 

Göbeklitepeyle ilgili bir diğer yanıltıcı safsata ise Sümer tabletlerinde Göbeklitepe’nin dikili T biçimli taşlarının betimlendiğine dayanır. 

göbeklitepe-sümerler

Bir tabletin ters ve yanlış yorumlanması ve bunun doğrulanarak açıklanması. https://tepetelegrams.wordpress.com/2017/06/21/what-you-get-is-what-you-want-to-see-for-example-goebekli-tepe-on-a-4th-millennium-seal-print-from-susa/

Aslında Göbeklitepe’de araştırmalarını sürdüren arkeologlar bu iddialara oldukça nazik ve açıklayıcı cevap vermişlerdir. 

İddiayı ortaya atan ve kendini bağımsız araştırmacı olarak sunan Madeleine Daines, denk geldiği kimi Sümer tableti parçalarını ters yönlü olarak incelemiş, yapılan şekilleri de T şekilli dikmelere benzetmiştir. Daines, Sümer tabletlerinden kendisince en bezeyebilecek olanları seçip, bu tabletlerdeki ifadeleri Göbeklitepe ile ilişkilendirmeye çalışmıştır. Ancak hem teknik olarak hem de bağlam olarak yanılmıştır. 

Göbeklitepe ve uzaylılar 

Her megalitik antik yapı için söylene gelen iddialardan olan uzaylılar ya da ufoların buraları yaptığı ise oldukça yanlış iddialardır. Bu yaklaşımın en temel nedeni, günümüz teknolojisinin geçmişte bulunmaması nedeniyle eski insanların bu yapıları kendilerinin yapamayacağı yanılgısıdır. 

Aslında o dönemde yaşayan insanlarında bu yapıları yapabilecek taş aletleri bulunmaktadır. Yani Göbeklitepe’yi ve çevredeki diğer ilişkili yerleşimleri o zamanlarda yaşayan insanlar inşa etmiştir. 

Göbeklitepe’yi ziyaret etmek 

Göbeklitepe UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan büyük ve önemli bir alan. Geçtiğimiz yıllarda koruma çatılarının yapımı ve ziyaretçiler için uygun alanların oluşturulması için çalışmalar sürdü. Dr. Lee Clare ve diğer Göbeklitepe arkeologları bu alandaki çalışmaların geçmişteki gibi büyük ölçekli kazılara odaklanmayacağını ifade ediyorlar. Bunun yerine elde edilen kalıntıların incelenmesi ve cevaplanmamış sorulara yanıt aramayı hedefliyorlar. Ayrıca Göbeklitepe etrafında küçük açmalarda kazı çalışmalarına devam edeceklerini ifade ediyorlar.  

Göbeklitepe’ye nasıl gidilir?

Göbeklitepe bulunduğu yerde ziyaretçilere açıktır. Göbeklitepe’ye gitmek için öncelikle Şanlıurfa il merkezine gitmek gereklidir.  Şehir merkezinde bulunan Abide durağından Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi otobüsleriyle 10:00, 13:00 ve 16:00 saatlerindeki seferlerle Göbeklitepe’ye ulaşım sağlanmaktadır. Göbeklitepe’den şehir merkezine de yine aynı yolla dönmek mümkündür. Göbeklitepe’den Şanlıurfa şehir merkezine 12:00, 15:00 ve 18:00 saatlerinde otobüsler kalkmaktadır. 

Göbeklitepe’den çıkan eserler ise Şanlıurfa Arkeoloji ve Haleplibahçe Mozaik Müzesi’nde sergileniyor. Müze pazartesileri kapalı. Bunun dışındaki günlerde kış döneminde 08:30-17:00, yaz döneminde 08:30-19:00 saatleri arasında ziyaret edilebilir. 2020 yılında müze giriş ücreti 12TL’dir. Şanlıurfa’nın Eyyübiye ilçesinde Haleplibahçe mahallesinde bulunmaktadır. 

Göbeklitepe’yi Korumak

Göbeklitepe, 2018’in temmuzunda Bahreyn’de düzenlenen 42. Dünya Mirası Toplantısında aday listesinde yer aldığı UNESCO Dünya Mirası listesine seçilmiştir. Böylece Türkiye’deki 18. Dünya Mirası olarak kayıtlara geçmiştir. Göbekli Tepe, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu çerçevesinde koruma altında olup Diyarbakır Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nün 27.09.2005 tarihli ve 422 numaralı kararıyla I. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescillidir.  

Göbeklitepe civarındaki kaçak kazılar

Türkiye bulunduğu konum itibariyle tarih boyunca pek çok medeniyetin yaşadığı bir coğrafyada yer almaktadır. Yani tarih öncesinden günümüze kadar gelen pek çok antik yerleşim yeri bulunmaktadır. Toplum içindeki kısa yoldan zengin olma hayali kuran, tarih bilincine sahip olmayan, tarihi yerlerin tüm insanlık ve topluma ait olduğunu ve uluslararası statüde korunması gereken yerler olduğunu görmezden gelerek kaçak kazı faaliyetleri yürüten pek çok kişi vardır. Kısaca bu kişiler kaçak kazı yaparak, insanlık tarihine zarar vermekte, bu kaçak kazılardan çıkan eserleri illegal yollardan global kaçakçılık ağlarına transfer etmektedirler.

Kaçak kazılardan Göbeklitepe civarında bulunan diğer yerleşimlerde zarar görmektedir. Göbektepe’yle yaşıt ya da benzer durumdaki Neolitik yerleşimlerine ait yerlerde kaçak kazılar yapılmış, T şekilli dikmeler çıkarılmış, yerleşim bölgesindeki katmanlara zarar verilmiştir. Bunlarla ilgili Şanlıurfa Müzesi kurtarma kazıları başlatmıştır.

kaçak kazı kurt tepesi

Kurt Tepesi’nden“T” Şeklinde Dikmetaşın Çıkartıldığı Kaçak Kazı Alanı (Fotoğraf B. Çelik). Çelik, B. (2014).

Kaçak kazılardan zarar gören yerler; Kurt Tepesi, Selamet Kuzey Höyüğü, Kuşharabesi Çamçak Tepe, Hamzan Tepe, Karahan Tepe ve Harbetsuvan Tepesi olarak sıralanabilir. Arkeolog Doç. Dr. Bahattin Çelik bu bölgelerin kurtarma kazılarında yer almış, pek çok T şekilli dikme ve yuvarlak planlı mimariye sahip Neolitik döneme ait ya da Göbeklitepe ie ilişkili bu yerleşimlerle ilgili çalışmalar yürütmüştür.

Faydalanılan Kaynaklar :

https://oi.uchicago.edu//sites/oi.uchicago.edu/files/uploads/shared/docs/prehistoric_research.pdf 

http://www.aktuelarkeoloji.com.tr/gobekli-tepe-ve-arkeoloji

İnternette bulunan Göbeklitepe ile ilgili haber ve yazılar : 

https://www.kulturportali.gov.tr/portal/gobeklitepe-nerededir- 

https://www.dainst.blog/the-tepe-telegrams/2017/11/28/making-headlines-was-goebekli-tepe-built-by-aboriginal-australian/

https://tepetelegrams.wordpress.com/2017/06/21/what-you-get-is-what-you-want-to-see-for-example-goebekli-tepe-on-a-4th-millennium-seal-print-from-susa/ 

https://tepetelegrams.wordpress.com/2016/06/22/how-old-ist-it-dating-gobekli-tepe/ 

https://grahamhancock.com/dainesm3/

https://web.archive.org/web/20200105174349/https://www.sabah.com.tr/yazarlar/uluc/2019/03/10/gobeklitepenin-bir-telefonla-baslayan-oykusu 

 https://web.archive.org/web/20200105184017/https://onedio.com/haber/dunyanin-ilk-tapinagi-gobeklitepe-hakkinda-bilmemiz-gerekenler-339697 

Makaleler

Dietrich, O., Heun, M., Notroff, J., Schmidt, K., & Zarnkow, M. (2012). The role of cult and feasting in the emergence of Neolithic communities. New evidence from Göbekli Tepe, south-eastern Turkey. Antiquity, 86(333), 674-695. doi:10.1017/S0003598X00047840

Peters, J., & Schmidt, K. (2004). Animals in the symbolic world of Pre-Pottery Neolithic Göbekli Tepe, south-eastern Turkey: a preliminary assessment. Anthropozoologica, 39(1), 179-218.

Nadja Pöllath, Oliver Dietrich, Jens Notroff, Lee Clare, Laura Dietrich, Çiğdem Köksal-Schmidt, Klaus Schmidt, Joris Peters, Almost a chest hit: An aurochs humerus with hunting lesion from Göbekli Tepe, south-eastern Tukey, and its implications. Quaternary International. DOI: 10.1016/j.quaint.2017.12.003

Gresky, J., Haelm, J., & Clare, L. (2017). Modified human crania from Göbekli Tepe provide evidence for a new form of Neolithic skull cult. Science advances, 3(6), e1700564.

Peters, J., Schmidt, K., Dietrich, O., & Pöllath, N. (2014). Göbekli Tepe: Agriculture and Domestication. Encyclopedia of Global Archaeology, 3065-3068. 

Dietrich, L., Meister, J., Dietrich, O., Notroff, J., Kiep, J., Heeb, J., … & Schütt, B. (2019). Cereal processing at Early Neolithic Göbekli Tepe, southeastern Turkey. PloS one, 14(5), e0215214.

Schmidt, K. (2010). Göbekli Tepe–the Stone Age Sanctuaries. New results of ongoing excavations with a special focus on sculptures and high reliefs. Documenta Praehistorica, 37, 239-256.

Sweatman, M. B. (2017). More than a vulture: A response to Sweatman and Tsikritsis. Mediterranean Archaeology and Archaeometry, 17(2), 57-74.

Lichter, C. (2014). ‘Temples’ in the Neolithic and Copper Age in Southeast Europe. Documenta Praehistorica, 41, 119-136.

Çelik, B. (2014). DIFFERENCES AND SIMILARITIES BETWEEN THE SETTLEMENTS IN ŞANLIURFA REGION WHERE “T” SHAPED PILLARS ARE DISCOVERED.

ÇELİK, B. NEOLİTİK DÖNEM KÜLT MERKEZİ: HARBETSUVAN TEPESİ. Karadeniz Uluslararası Bilimsel Dergi, (43), 24-38.

Güler, M., & Çelik, B. (2015). Şanlıurfa Bölgesi Neolitik Dönem Araştırmaları. Belgü, (1), 75-102.

Renfrew, C., Boyd, M. J., & Morley, I. (Eds.). (2016). Death Rituals and Social Order in the Ancient World: Death Shall Have No Dominion. Cambridge University Press.

Yazar Hakkında

Hacettepe Biyoloji Bölümünden 2011 yılında mezun olduktan sonra ODTÜ’de Antik DNA çalışmaları ile lisans üstü eğitimini sürdürmüştür. Lisans eğitiminde ve daha sonrasında ekoloji ve popülasyon ile ilgilenmiş olup, vektör ekolojisi üzerine çalışmaları ve yayınları bulunmaktadır. ODTÜ’de lisans üstü çalışmalarına devam ederken biyoteknoloji girişimciliğine adım atmış olup, Türkiye’de inovatif biyoteknoloji ekosisteminin gelişmesi için çalışmalarına devam etmektedir. Bildiklerini ve öğrendiklerini paylaşmaktan büyük mutluluk duyan Elçin, doğrulanabilir Türkçe bilimsel yayın kaynaklarının az olmasından rahatsız olmuş ve ortağı Emre ile birlikte Bilimma'yı kurmuştur. Ekim 2016'dan itibaren bilimsel haber ve bilgilerin sorgulanabilir kaynaklarla insanlara ulaşması için yazılar yazmaktadır. Fotoğraf çekmek, arazi çalışmalarına katılmak ve gezmek başlıca ilgi alanları olup, ERES Biyoteknoloji'de projelerini sürdürmektedir.
Alakalı İçerikler
Haber

Karahantepe'de 250'den fazla dikilitaş bulundu

HaberTürkiye

Beren Saat Netflix dizisi Atiye ile Göbeklitepe'de

Bilim dünyasının son haberlerini kaçırmamak için eposta bültenimize hemen üye olun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir