BiyolojiHaberhayvanlarÖzel Haberler

Yazın popüler siması : “Et Yiyen Örümcek” – Et yemiyor ve zehirli değil!

et yiyen örümcek

Et yiyen örümcek et yer mi? Et yiyen örümcek zehirli mi? Et yiyen örümcek zarar verir mi? Et yiyen örümcek gerçek mi? Aslında medyanın “bilerek” ya da bilmeden yanlış bir şekilde “et yiyen örümcek” diye servis ettiği böğüler et yemez, zehirsizdirler, ısırırlarsa canınız yanabilir ama sizi yemezler.

Böğü

Böğü, kurak ekosistemlerde yaşayan örümcek benzeri bir eklembacaklıdır. Böğü’nün kelime anlamı “güneşten kaçan” olup bilimsel olarak solifugidler olarak isimlendirilirler. Solifuge, solpugid, solifugid gibi adlandırılmalar da yine böğüler için yapılır. Çeşitli yörelerde sarı kız, deve örümceği, böyü, böğ, rotto, büfe, güve, mele, ankabut, helpazük, rıttayle, gindır ve kızılgöz gibi isimlerle anılır.

Böğüler yani solifugidler, Arachnida (örümceğimsiler) sınıfına dahildirler. 153 cins içinde 1000’den fazla türü tanımlanmıştır. Ancak yine de diğer Arachnidlere göre az sayıda tür içeren küçük bir takımdır. Bununla birlikte fosil kayırları da oldukça azdır. Bilinen beş tane farklı tür kaydı bulunmakla birlikte en eski fosil kaydı 330 milyon yıllıktır.

et yiyen örümcek, böğü

Solifugid portre – Gorongosa Ulusal parkı, Mozambik, Thomas Shanan, https://www.flickr.com/photos/[email protected]/41906541784/

Böğü’ler et yer mi? Et yiyen örümcek zehirsizdir ve et yemez!

Her yaz havaların ısınması ve eklembacaklıların aktif faza geçmesiyle çeşitli böcek ve araknidler insanlar tarafından görülür. Böğü gibi alışıldık olmayan ve büyük türler daha fazla dikkat çeker ve insanlarda kaygı uyandırır. Bu da sıklıkla haberlere konu olmalarına sebep olur.

Türkiye’de de her yıl “et yiyen örümcek” olarak böğüler medyaya yansır ve haberlerde kendilerine yer bulurlar. Ancak bu durum böğülerin abartılı bir şekilde gündeme getirilmesidir. Böğüler et yemez. Böğüler avlarını canlı yakalayan predatörler olup genel olarak böcekler, örümcekler, kırkayaklar ve akrepler üzerinden beslenirler. Her ne kadar görünüşlerinden dolayı örümcek olarak isimlendirilse de böğüler örümcek değildir. Örü memeleri yoktur ve ağ örmek için ipek üretmezler. Bunun yanı sıra daha pek çok farklı morfolojik özellik vardır. Ancak örümceklerle en önemli farkları zehirli olmamalarıdır. Neredeyse her örümcekte az ya da çok zehir bulunur ve bunu avlanırken kullanırlar. Böğülerin her ne kadar korkunç bir görünüşü olsa da zehir bezleri ve zehir salgıları yoktur. Böğüler zehirsizdir. Diğer bir deyişle et yiyen örümcek zehirsizdir ve et yemez!

Dünya’da böğüler

1065 türü bilenen böğülerin 153 cinsi 12 familya içinde toplanmıştır. Böğülerin tür çeşitliliği bakımından en zengin olarak bulunduğu bölge Güney Afrika’dır. Hexisopodidae, Ceromidar ve Melanoblossidae familyaları Sahra altı Afrika’ya endemik türlerdir. Tanımlanan 12 familyanın altı tanesi ve türlerin %25 Namibiya’da bulunmaktadır. Ayrıca Hexisopodidae familyası da yine Namibiya’ya endemiktir. Yani Namibiya böğü çeşitliliği açısından önemli bir noktadır.

Böğü Familyaları:

    • Ammotrechidae

    • Ceromidae

    • Daesiidae

    • Eremobatidae

    • Galeodidae

    • Gylippidae

    • Hexisopodidae

    • Karschiidae

    • Melanoblossidae

    • Mummuciidae

      • Rhagodidae

    • Solpugidae

böğü

Petri S. Pallas, Spicilegia Zoologica

böğü

Petri S. Pallas, Spicilegia Zoologica

Böğülerden ilk olarak Petri S. Pallas’ın Spicilegia Zoologica adlı çalışmasında 1767 de bahsedildiği görülmektedir. Phalangii araneoidis olarak gruplandırmış ve anatomik özelliklerinden bahsetmiştir. Daha sonra farklı araştırmacılar da böğüleri incelemiş, sınıflandırma çalışmalarında bulunmuştur. Günümüzde de bu takım, gerek müze koleksiyonları, gerekse doğada bulunan türleri inceleyerek, sınıflandırma çalışmalarına ve yeniden tanımlamalara ihtiyaç duymaktadır.

Türkiye’deki böğüler

Türkiye’de böğülerle ilgili ilk kayıtlar Pietro Pavesi tarafından 1876’da tutulmuştur. Günümüzde Türkiye’deki böğü türlerinin 6 familyaya ait 15 cins içinde sınıflandırılmış 44 böğü türü olduğu kaydedilmiştir. Türkiye’deki böğüler üzerine çalışmalar 2000’li yıllara kadar yabancı araştırmacılar tarafından yürütülmüştür.

böğü

Pietro Pavesi, Türkiye’nin araknidleri hakkında eseri

2002 yılında Türkiye’den ilk olarak Hakan Koca Niğde ve çevresi Solifugae (Böğüler) Takımının sistematiği.” isimli yüksek lisans tezi hazırlamış, 13 tür tanımlamış ve özelliklerini vermiştir. Daha sonra Halil Koç 2007 yılında “Güneydoğu Anadolu Böğü (Solifugae, Arachnida) faunası: Sistematiği, Zoocoğrafyası ve Ekolojisi” adlı çalışmasıyla 14 ilde 4’ü yeni kayıt olmak üzere 15 tür tespit etmiştir. 2014 yılında Melek Erdek “Türkiye Gylippidae ve Karschiidae türlerinin taksonomisi ve biyoekolojisi (Arachnida: Solifugae)” doktora teziyle alana yeni katkılarda bulunmuş, bir yeni tür ( Gylippus (Hemigylippus) bayrami sp. n.) tanımı yapmıştır.

Böğü Morfolojisi

Böğülerin vücutları temel olarak iki bölümden oluşmuştur. Vücudunda pek çok duyusal kıl ve diken bulunur. Genel olarak sarı, açık kahverengi ve siyah renklenme görülür. Kimi türlerin dorsal bölgesinde (sırtında) siyah şerit görünür.

Vücutlarındaki bu iki kısım prosoma (baş-göğüs) ve opisthosoma (karın) bölümleridir. Prosoma bölümü 8 segmentten oluşur. Bu segmentlerde 4 çift yürüme bacağı bulunur. Bunun yanı sıra bir çift pedipalp (bacak gibi olan en öndeki uzantılar)’de prosomadan çıkar. Bu bacağa benzeyen pedipalpler çiftleşme, av yakalama, ağaç ve düz zemine tırmanma, yuva kazma ve nem tayini gibi işlevlere sahiptir. Prosomanın en önünde bir çift keliser (diş gibi görünen yapılar) dikkati çeker. Vücuduna oranla oldukça büyüktür ve güçlüdür.

Böğülerin Beslenme Tercihleri ve Perdatörleri

Böğüler bulundukları habitatlar ve çevrelerindeki canlılra göre geniş bir menüye sahiptir. Karnivor ve predatör olan böğüler, çoğunlukla diğer böceklerle beslenirler. Böceklerin yanı sıra kırkayaklar, örümcekler, akrepler gibi omurgasızlar ve daha nadir olarak kertenkeleler, kuşlar ve bazı küçük memeliler gibi omurgalıları da yiyebilmektedirler. Avlanma stratejileri ise gizlice yaklaşma, takip edip avlama ve pusuya düşürmedir. Bunu yanı sıra bir çok Afrika böğü türü termitlerle beslenmektedir. Termit avlamak için toprağı kazarlar.

Ancak bu durum böğülerin av olmasına engel değildir. Pek çok memeli ve diğer araknidin besini olabilirler. Kuşlar, karnivor küçük memeliler, sürüngenler ve örümcekler böğüleri aylayabilir. Kimi yayılış bölgelerinde baykuşların sıklıkla böğü tükettiği tespit edilmiştir. Baykuşun yanı sıra, örümcek kuşları, tarla kuşları ve kuyruksallayanlar böğüleri besin olarak tercih edebilir.

Böğü

Bayram Göçmen

Böğülerde çiftleşme ve üreme

Erkek ve dişi bireylerin çiftleşmesini takiben dişiler yumurtlar. Genel olarak erkek bireyler dişi bireyleri bulur ve çiftleşme hazırlıklarını yaparlar.

Döllenmeden sonra dişi birey yumurtaları olgunlaştırır. daha sonra toprağı kazar ve 28-164 arasında değişen sayıda öbekler halinde bir kaç seferde yumurta bırakır. Yumurtalar beyaz, açık sarı, açık kahverengi gibi renklerde olabilir ve bu durum türden türe değişir. Nemlilik ve sıcaklık yumurtalarda embriyonik gelişimi önemli derecede etkiler. Nemlilik embriyolar için vitaldir. Anne böğü genel olarak yumurtadan çıkan ve gelişmeye başlayan yavrular yuvadan ayrılana kadar onlara bakmaya devam eder.

Kaynakça:

Petri S. Pallas, Spicilegia Zoologica, 1767. 

Pietro Pavesi, Gli Aracnidi Turchi, 1876.

H. Koca, Niğde ve çevresi Solifugae (Böğüler) Takımının sistematiği. Yüksek Lisans Tezi. Niğde Üniversitesi, Niğde. 2002.

H. Koç, Güneydoğu Anadolu Böğü (Solifugae, Arachnida) faunası: Sistematiği, Zoocoğrafyası ve Ekolojisi. doktora Tezi. Ege Üniversitesi, İzmir. 2007.

M. Erdek, Türkiye Gylippidae ve Karschiidae türlerinin taksonomisi ve biyoekolojisi (Arachnida: Solifugae). Doktora Tezi. Kırıkkale Üniversitesi, Kırıkkale. 2014.

Yazar Hakkında

Hacettepe Biyoloji Bölümünden 2011 yılında mezun olduktan sonra ODTÜ’de Antik DNA çalışmaları ile lisans üstü eğitimini sürdürmüştür. Lisans eğitiminde ve daha sonrasında ekoloji ve popülasyon ile ilgilenmiş olup, vektör ekolojisi üzerine çalışmaları ve yayınları bulunmaktadır. ODTÜ’de lisans üstü çalışmalarına devam ederken biyoteknoloji girişimciliğine adım atmış olup, Türkiye’de inovatif biyoteknoloji ekosisteminin gelişmesi için çalışmalarına devam etmektedir. Bildiklerini ve öğrendiklerini paylaşmaktan büyük mutluluk duyan Elçin, doğrulanabilir Türkçe bilimsel yayın kaynaklarının az olmasından rahatsız olmuş ve ortağı Emre ile birlikte Bilimma'yı kurmuştur. Ekim 2016'dan itibaren bilimsel haber ve bilgilerin sorgulanabilir kaynaklarla insanlara ulaşması için yazılar yazmaktadır. Fotoğraf çekmek, arazi çalışmalarına katılmak ve gezmek başlıca ilgi alanları olup, ERES Biyoteknoloji'de projelerini sürdürmektedir.
Bilim dünyasının son haberlerini kaçırmamak için eposta bültenimize hemen üye olun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Worth reading...
Olimpos Gökyüzü ve Bilim Festivali etkinlik takvimi açıklandı