en çok atıf alan makaleler en iyiler
/

En iyi olmak için en iyilere atıf verin

Bir analiz, etkili bir makale olarak görünmek için en çok atıf alan araştırmalara atıfta bulunmak gerektiğini gösteriyor.

6 dakikalık içerik

En iyi çalışmalara atıf vererek en önemli, en etkili makaleler arasında görünebilirsiniz. Plos One’da yayımlanan bir çalışmanın bulguları bunu gösteriyor. 

Bir araştırmaya göre, etkili olan araştırmalar bilimi ilerletmek için yapılan araştırmalardan ziyade önemli makalelere atıfta bulunanlar arasından çıkıyor. Yazarların, finansman politikalarını şekillendireceğini umduğu bu çalışma, düşük veya orta etkiye sahip makalelerin değerini sorguluyor. Makalenin yazarları, yayıncılık şirketi Elsevier Scopus veritabanından elde edilen 2003 yılında yaşam, sağlık, fizik ve sosyal bilimler alanlarında yayımlanan toplam 870 bin makaleyi analiz etti. Tüm alanlarda en çok alıntı yapılan makalelerin, daha az popüler makalelere göre daha çok alıntı yapılan önceki çalışmalara atıf yapma olasılığı daha yüksek bulundu.

Almanya Münih’teki Max Planck Society’de bibliyometri araştırmacısı Lutz Bornmann, çalışmanın bulgularını kastederek, “Isaac Newton, ‘sadece devlerin omuzlarında durarak daha ileriyi görebildiğini’ söylerken aslında haklıydı.” diyor. Çalışmada yazarlar, araştırmaların nasıl ilerlediğine dair üç teori ileri sürdü; bunlardan ilki, üst düzey araştırmanın doğrudan eski üst düzey araştırmalarla bağlantılı olduğu yönünde idi. İkincisi, buzdağı modeli olarak adlandırılan üst düzey araştırmanın, üzerine oturtulacak orta üst düzey araştırma yığınları olmadan başarılı olamayacağı şeklinde. Üçüncü teori ise, bilimsel ilerlemenin şansa bağlı olduğuydu.

Düşük alıntı yapılan makalelere gidildikçe çok alıntılanan makalelere yapılan atıflar azaldı

Bornmann’ın ekibi, alıntıların bilimsel etki veya nüfuz için ölçülebilir iyi bir yardımcı olduğunu savunuyor. Bornmann, bu konuda, “Daha düşük alıntı yapılan makalelere doğru gidilen her adımda, çok alıntılanan makalelere yapılan atıflar azalıyor.” şeklinde açıklama yaptı.

Araştırmacılar, inceledikleri makaleleri aldıkları alıntı sayısına bağlı olarak altı sınıfa ayırdı ve her konudaki birinci sınıf makalelerin, orta ve düşük alıntı yapılan meslektaşlarına göre çok daha fazla alıntı yapılan diğer makalelere atıf yapma olasılığının yüksek olduğunu buldu. Önceki ve şimdiki üst düzey araştırmalar arasındaki en güçlü bağlantıyı gösteren yaşam bilimlerinde, en çok atıf alan makalelerdeki referansların yüzde 52’si, tüm yaşam bilimleri makalelerinde ortalama yüzde 25 ile karşılaştırıldığında, en çok atıf alan makalelerdi. En zayıf bağlantı sosyal bilimlerde bulundu.

Sonuçlar araştırmacıları olumsuz etkileyebilir

Bornmann, disiplinler arasında açık farklar olduğunu söylüyor. Orta düzey araştırma, fizik ve sosyal bilimlerin ilerlemesinde yaşam ve sağlık bilimlerinde olduğundan daha büyük bir role sahip görünüyor. Bunun nedeni, eski konuların yaşam ve sağlık bilimlerinden daha az “yaygın olarak paylaşılan” araştırma hedeflerine sahip olmasından kaynaklanıyor olabilir.

Çalışmanın, Bornmann’ın da kabul ettiği üzere sınırlamaları var. Alıntılar, bilimsel etkiyi ölçmenin yalnızca bir yolu ve kaliteyi göstermesi gerekmez. Haber ajansı Thomson Reuters’ın araştırma değerlendirme direktörü olan bibliyometri uzmanı Jonathan Adams, “Bibliyometri kendi başına yanıltıcı olabilir, faydalı bir değerlendirme için daha kapsamlı çalışmalarla birleştirilmelidir.” diyor. Bornmann, bulguların, orta etkili çalışmaların önemli olmadığı anlamına gelmediğini vurguluyor. Yazarlar, birçok orta düzey araştırmalar yapan bilim insanının bu bulgulardan olumsuz etkilenmemesini temenni ederek, kariyerinin başındaki araştırmacıların böyle bir sistem altında kötü bir şekilde çalışacağına işaret ediyor.

Bulgular, PLOS ONE dergisinde yayımlandı.

Kaynaklar;

Nature

Sizin yorumunuz nedir?

Your email address will not be published.