sularda mikrobiyal yaşam

Dünyanın en eski sularında mikrobiyal yaşam keşfedildi

7 dakikalık içerik

Mikrobiyal yaşam, Kanada’da bir maden alanının 2.4 kilometre derinliğinde bulunan Dünya’nın en eski sularında keşfedildi.

Çalışmayı, Toronto Üniversitesi (Kanada’da) Yer Bilimleri Bölümü’nden profesör Barbara Sherwood Lollar ve ekibi yaptı. Bilim insanları, dünyadaki bilinen en eski sulardan bazılarında sülfat indirgeyen mikropların geliştiğini açıkladı. Araştırmacılar, Kanada’nın Ontario eyaletindeki 3 kilometrelik bir bakır ve çinko madeni olan Kidd Creek Madeni’nde keşfedilen yerleşik mikropları tanımladı.

Geomicrobiology Journal‘da geçen ay (18 Temmuz) yayımlanan bulgular, bölgedeki antik, sülfat bakımından zengin suyun araştırmacıların “derin mikrobiyal yaşam” dedikleri şeyi destekliyor. Ayrıca çalışma, yerkabuğunda, yüzeyle ilişkisi bulunmayan ya da çok az bulunan geniş bir biyosferin geliştiğini gösteren önceki çalışmaları doğruluyor.

Dünyanın en eski suları

Son on yıldaki derin maden ve sondaj kuyularındaki çalışmalar, Dünya kıtasal kabuğunun bazı bölgelerinde (yaşam için sakıncalı olduğu düşünülen karanlık ve sıcak ortamlarda) mikropların olduğuna dair belirtileri belgeledi.

2013 yılında, Toronto Üniversitesi’nde jeolog Barbara Sherwood Lollar ve ekibi, Kidd Creek Madeni’nin 2.4 kilometre derinliğindeki yüz milyonlarca ila birkaç milyar yıl boyunca kayalardaki kırıklarda hapsolmuş su keşfetti. Bu su, Dünya’daki bilinen en eski su olarak tanımlandı.

Ekip daha sonra, Nature‘da yayımlanan makalede, sülfatlar ve hidrojen bakımından zengin suyun geçmişte sülfat indirgeyen bakteriler içerdiğini ve teorik olarak hala bir mikrop topluluğunu destekleyebileceğini bildirdi. Lollar, The Scientist‘e yaptığı açıklamada, “Bizim için soru şuydu; Şimdi orada ne var?” dedi.

Çalışmada ekip, maden ocağında açılan deliklerden su örnekleri topladı. Mikroskopla incelenen örneklerin tortu parçacıkları arasında mikrobiyal hücreler keşfedildi. Ayrıca araştırmacılar, örneklerdeki mikropların metabolik aktivitesini, çeşitli besin kaynaklarına sahip hücreleri inkübe ederek ve o besinin metabolize edilip edilmediğini kaydederek analiz etti. Bu tür analizler doğrudan taksonomik bilgi sağlayamaz veya aktif olmayan mikropları tespit edemez. Ancak analizler, Sherwood Lollar ve meslektaşlarının öngördüğü gibi, aktif mikrobiyal topluluğun neredeyse tamamen sülfat indirgeyicilerden oluştuğunu gösterdi.

Mikroplar dünyanın benzer her yerinde olabilir

Lollar, açıklamasının devamında, “Sülfat indirgeyiciler, sülfat ve bir miktar indirgenmiş karbon bileşiği içeriyor. Yeraltındaki karbonu sabitlemek için, bu sülfat indirgeciler Kidd Creek Madeni’nin yeraltındaki birincil üreticileri olabilir. Bunun tüm dünyada olup olmadığını merak ediyoruz.” şeklinde konuştu.

Biyolog Tom Kieft, çalışmayı titiz yaklaşımı için övüyor. Araştırmacılar, eski kırılma suyunu yüzeyden suyla karşılaştırmak için jeokimyasal testler kullandı ve “Kirlenme potansiyelini ortadan kaldırmak için çok dikkatli bir iş yaptılar” diyor. Kieft, suda, atmosferden ve yüzeyden ilişkisiz mikropların olduğunu gösteren çalışmayı, önemli bir bulgu olarak görüyor.

Finlandiya Jeolojik Araştırmaları’ndan jeomikrobiyolog Lotta Purkamo, çalışmanın iyi bir şekilde yapıldığını kabul ediyor. Ancak Purkamo, daha önce maden ve derin biyosferin diğer kısımları hakkında bilinenler göz önüne alındığında, sonuçların kendisini şaşırtmadığını ifade etti.

Çalışma, özellikle genetik analizlerle, yalnızca aktif olan ve bu nedenle metabolik analizlerle tespit edilebilenlerin aksine, Kidd Creek topluluğunda bulunan tüm taksonlar hakkında faydalı bilgiler sağlayabilir. Lollar, bu konuda bir açıklama yapıyor: “Mikropların güncel isimleri elde edildiğinde, o zaman bunlar diğerleri ile karşılaştırılabilir ve derin biyosfer ortamları hakkında daha geniş sonuçlar çıkarılabilir. Bazı insanlar tek hücreli genomik, bazıları metagenomik, bazıları 16S rRNA dizilemesi yapıyor. Bu, sonuçları karşılaştırmamızı ve umarım mümkün olan en güçlü yorumu çıkarmamızı sağlayacaktır.”

Çalışma, gelecekteki yaşam çalışmalarına rehber nitelikte olabilir. Lollar, hayatın bu ortamlarda ortaya çıktığını gösteren bulgular elde edildikçe, bunların gezegenimizin tamamına genellenebileceğini tahmin ettiğini söylüyor. Lollar, bu organizmaların dünyanın benzer ortamlarında arandığında bulunabileceğini düşünüyor.

Kaynak;

The Scientist

Sizin yorumunuz nedir?

Your email address will not be published.