Çok çalışmaya dayalı üniversite kültürleri – Lisansüstü öğrencilerde ruh sağlığı krizi

14 dakikalık içerik

Stanford Üniversitesi, lisansüstü öğrenciler arasında yaşanan intihar olaylarıyla dalgalandı. İntihar vakalarıyla birlikte, danışmanların tutumundan, üniversitenin çok çalışmaya dayalı kültürüne kadar birçok konu mercek altına alınıyor.

The Stanford Daily‘den Erin Woo‘nun Mart tarihli haberine göre, Şubat ve Mart ayında iki öğrenci bu nedenlerden ötürü intihar etti.

İntihar etmeyi düşünmüştü şimdi ise mücadelesini anlatıyor

Francis Aguisanda, akademide sıkça rastlanan ve daha önce bizim de geniş bir şekilde ele aldığımız ruh sağlığı krizini bir dönem yaşadı. Instagram’da Francis Aguisanda’nın hayatı mükemmel görünüyordu. Aguisanda, Stanford’da doktora öğrencisiydi ve kök hücre biyolojisi konusundaki araştırmasını yayınlamıştı. İlerleyen zamanlarda Aguisanda, depresyona girdi, panik atak yaşamaya başladı. Bu süreçte Aguisanda mücadele etmek ile doktoraya devam edemeyeceği hissi arasında kaldı. Aguisanda, yaşadığı zorlu süreci, “Belli bir hedefe giden trendeydim. Nereye gittiğimi bilmiyordum fakat atlamak için çok hızlı hareket ediyordum.” şeklinde ifade ediyor.

24 Nisan 2018’de, Aguisanda laboratuvar dersinden kaldı. O akşam kendini öldüreceğine karar vermişti ve günü hayatını bitirmeye hazırlayarak geçirdi. Ancak öğleden sonra, telefonla kız arkadaşıyla konuştu ve ona karanlık düşünceleri olduğunu itiraf etti. Kız arkadaşı, onun yanına gitmek için her şeyi bıraktı ve Stanford Danışmanlık ve Psikiyatri Servisi’ni (CAPS) aradı.

Ardından Aguisanda, altı günü Stanford Hastanesi’nin psikiyatri servisinde geçirdi. Penceresinden, saatlerce harcadığı laboratuar binasını görebiliyordu. Aguisanda o anlarda, “arkadaşlarım bu pencerenin hemen dışında çalışıyor ve ben buradaydım” diye düşündü. Hastaneden ayrıldıktan sonra, Aguisanda haftada 20 saat boyunca üç ay süresince tedavisine devam etti ve antidepresanlar almaya başladı. Şimdi ise düzenli olarak Stanford’da daha iyi zihinsel sağlık tedavisini savunarak, Instagram‘da iyileşme sürecine yönelik tecrübelerini anlatıyor.

Stanford’da intihar eden iki öğrenci

Aguisanda’nın Stanford Hastanesine girmesinden bir yıl sonra Stanford, Mühendislik Fakültesi’ndeki iki intihar ile sarsıldı. Malzeme bilimi ve mühendisliği okuyan bir doktora öğrencisi, Şubat ayında Paul G. Allen binasında intihar ederek yaşamını sonlandırdı. Bir diğer vaka ise eski bir dünya şampiyonu bisikletçi olan, hesaplamalı ve matematiksel mühendislik yüksek lisans öğrencisi Kelly Catlin’in Mart ayında kampüs içinde intihar etmesiydi.

Ancak, Stanford Üniversitesi’nde lisansüstü öğrencileri arasındaki “zihinsel sağlık krizi” bu iki öğrencinin çok ötesine ulaşıyor. Üniversitede psikolojik danışma ile psikolojik hizmetlerin veriliş biçimlerine ve lisansüstü eğitimin kendine özgü doğasına kadar uzanıyor. The Stanford Daily ile röportaj yapan yeni ve eski doktora öğrencileri, yetersiz zihinsel sağlık hizmetlerinin olduğunu söyleyerek, üniversitenin çok fazla çalışma gerektiren bir kültüründen bahsetti.

Psikolojik danışmanlık servisleri yetersiz

Lisansüstü Öğrenci Konseyi (GSC), 1.180 lisansüstü öğrencisinin katılımıyla bir anket yaptı. Katılanların üçte biri nötr ya da zihinsel sağlıklarından memnun olmadıklarını bildirdi ancak konsey, tabular nedeniyle kendini gizleyen daha çok öğrencinin olabileceğini söylüyor. Lisansüstü öğrenciler, kampüs dışı psikolojik sağlık hizmeti aramanın finansal – lojistik zorluklarından ve “iş-yaşam dengesi ve ruh sağlığının önemini anlamayan” danışmanlık servislerinden şikayetçi.

21 Şubat’ta, Stanford’un acımasızca olan devamsızlıktan bırakma politikalarını yüzlerce öğrenci protesto etti. Topluluk, “Birkaç yıl önce, yüksek lisans öğrencileri arasında intihar dalgalanması oluştu. Üniversitenin buna cevabı ise, kampüs dışında yaşayan öğrencilerin birlikte boba (bir tür içecek) veya hamburger alacakları bir program oluşturmaktı. Bizim daha fazla bobaya ihtiyacımız yok. Akıl sağlığı sorunları olan öğrencilere saygı duyan insancıl politikalara ihtiyacımız var.” şeklinde açıklama yaptı.

Sophie (takma adı) de benzer süreçlerden geçti. Sophie’nin, CAPS’da yaşadığı deneyimler 2013 yılında başladı ve doktora programının yeterlilik sınavına kadar süren bir depresyon döneminden geçti. CAPS yoluyla kampüste tedaviye başlamasına rağmen, CAPS’ın genellikle temin etmediği, uzun süreli bir bakıma ihtiyacı olacağını hemen kavradı. Bu ihtiyacı karşılaması için kampüs dışına çıkması gerekiyordu.

Öğrenciler, CAPS’te uzun süreli bir bakım olması gerektiğini söylüyor. Ayrıca artan maaşlar da CAPS’ın terapist alması ve elinde tutmasını zorlaştırıyor.

Çok çalışmaya dayalı kültür öğrencileri bunalıma sokuyor

Röportaj yapılan bir diğer öğrenci James (takma adı), Sophie’nin aktardıklarının yanısıra, doktora danışmanlarıyla ilişkilerin ne kadar kolay toksik hale gelebileceğini ve bazı danışmanların, çok fazla çalışma gerektiren bir kültürü nasıl sürdürdüğüne değindi.

Lisans eğitiminden farklı olarak doktora süreci, öğrencilerin çeşitli dersler aldıkları ve birden fazla profesörle düzenli olarak etkileşime girdikleri bir süreçtir. Öğrenciler, hem danışman hem de patron olarak görev yapmakla görevli olan ve öğrencilerin sadece eğitim kariyerlerini değil aynı zamanda mezun olduktan sonra mesleki umutlarını kazanma veya kırma yetkisine sahip olduğunu söyleyen tek bir fakülte danışmanına bağımlıdır.

GSC üyesi ve havacılık ve astronomi doktora adayı Ana Tarano, “Araştırmanız hakkında yalnızca bir danışmana sahip olmanın stresini yaşıyorsunuz. Aynı zamanda bu kişiye finansal olarak da güveniyorsunuz” dedi.

Finansal sıkıntılar öğrencilerin kullanılmasına yol açıyor

James’e göre, yüksek lisans öğrencilerinin araştırma çalışmaları için verilen düşük maaşları, danışmanların onları kolayca sömürülebilir ucuz işgücü kaynağı olarak görebilecekleri anlamına geliyor. Ayrıca, öğrencilerinin referans mektubunu yazacak olan kişiler danışmanlar olduğu için öğrenciler onlara karşı gelmekten çekiniyor.

Böyle bir davranış, Prof. Dr. Paula Welandar‘ın kendi danışman-öğrenci ilişkilerinde deneyimlemediği ancak birçok kurumda gördüğü bir şey. “Öğrencilerin öne çıkması zor. Bu toksik ilişkide yalnız olduklarını hissediyorlar” dedi. Walendar, değişimin çok zor olduğunu ve yavaş ilerlediğini de sözlerine ekledi.

Makale yayınla ya da yok ol!

Bununla birlikte, diğer bölümlerde, çok fazla çalışan ve gergin danışman-öğrenci ilişkilerinin tarihsel kalıpları kalıcı görünüyor. Danışmanların öğrencileri araştırma yapmak için mümkün olduğunca zorladıkları bir “makale yayınla ya da yok ol” kültürüne dikkat çekildi.

Yine de öğrenciler, lisansüstü eğitime özgü sorunların Stanford’daki zihinsel sağlık sorunlara katkıda bulunan tek faktör olmadığını vurguladı. Tarangelo, bu gibi konuların yeterince temsil edilmeyen azınlıkları daha fazla etkilediğini söyledi. Örneğin, Stanford’un lisansüstü öğrencileri sık sık gıda güvensizliği ile mücadele ediyor, bunun yanısıra kira ve sağlık masrafları maaşları tarafından karşılanamayacak kadar yüksek.

Üniversitenin attığı adımlar

Mart ayında, Öğrenci İşlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Susie Brubaker-Cole, Eğitimden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Harry Elam ve Mezuniyet Sonrası Eğitim ve Doktora Sonrası Başkan Yardımcısı Patricia Gumport, üniversitenin zihinsel sağlık ve refah konusunda yeni bir bildiri yayımladı. Bildiride, CAPS’ın genişletilmesi, akademik danışmanlar için yeni eğitimler verilmesi gibi birçok girişimden söz edildi. Ayrıca yüksek lisans öğrencileri için yeni finansal desteklerden de bahsedildi.

GSC de bir süredir olduğu gibi değişim çağrısında bulundu. Konseyin zihinsel sağlık ve refah üzerine odak grupları, CAPS’te öğrenci hizmetlerine erişimin arttırılmasını, zihinsel refahı teşvik etmek ve risk altındaki öğrencilere kaynaklar sağlamak için danışman eğitimini geliştirmek gibi kilit soruları belirlemeye çalışıyor. Ancak GSC’nin üniversite içinde bunları uygulama gücü yok. Stanford’da birçok öğrenci topluluğu da uzman olmamalarına karşın öğrencilere ön bir danışmanlık yaptıklarını ve öğrencilere yardım edebileceklerini açıkladı.

Akademide “bilmiyorum” diyememekle başlayan Imposter sendromu

Kaynak;

The Stanford Daily

Sizin yorumunuz nedir?

Your email address will not be published.