Biyoloji- Sayfa 3

///

CRISPR, Kanserde Kişiselleştirilmiş Tedavilerin Yolunu Açabilir

Küçük bir klinik deney, insandaki bağışıklık hücrelerini kişinin tümörlerine özgü mutasyona uğramış proteinleri tanıyacak şekilde değiştirmek için, CRISPR gen düzenlemesinin kullanılabileceğini gösterdi. Bu hücreler daha sonra hedeflerini bulmak ve onları yok etmek için vücutta güvenli bir şekilde serbest bırakılabilir. Bu çalışma, kanser…

Yazın popüler siması : “Et Yiyen Örümcek” – Et yemiyor ve zehirli değil!

///

Et yiyen örümcek et yer mi? Et yiyen örümcek zehirli mi? Et yiyen örümcek zarar verir mi? Et yiyen örümcek gerçek mi? Aslında medyanın “bilerek” ya da bilmeden yanlış bir şekilde “et yiyen örümcek” diye servis ettiği böğüler et yemez, zehirsizdirler, ısırırlarsa canınız yanabilir ama sizi yemezler. Böğü Böğü, kurak ekosistemlerde yaşayan örümcek benzeri bir eklembacaklıdır. Böğü’nün kelime anlamı “güneşten kaçan” olup bilimsel olarak solifugidler olarak isimlendirilirler. Solifuge, solpugid, solifugid gibi adlandırılmalar da yine böğüler için yapılır. Çeşitli yörelerde sarı kız, deve örümceği, böyü, böğ, rotto, büfe, güve, mele, ankabut, helpazük, rıttayle, gindır ve kızılgöz gibi isimlerle anılır. Böğüler yani…

İki grup balık antifriz yapmak için ayrı genler geliştirdi

/

Çinli biyolog Chi-Hing Christina Cheng, 20 yıl süren araştırmaları sonucunda, gezegenin soğuk bir ucundan diğerine uzanan bir balık gizemini çözdü. 1984’te Antarktika’da çalışmaya başlayan Cheng, ortağı Arthur DeVries ile kıta altı sularında yüzen bir balık grubu olan nototenleri (Notothenia cinsi balıklar) inceledi. Nototenler, kendi antifrizlerini üretir (kan dolaşımındaki buzun oluşmasını önleyen bir protein). Protein, bir treonin ve iki alanin içeren, sürekli tekrarlanan aynı üç kimyasal yapı taşından oluşur. Bu tekrarlayıcı birim, buz kristallerine yapışarak, su moleküllerinin birleşmesini engelleyen ve kristallerin büyümesini önleyen bir bariyer oluşturur. Dolayısıyla bu proteine antifriz denilebilir. Cheng ve DeVries, bu antifriz proteinini yapan genin beklenmedik bir kökene sahip…

HARVARD DOKTORALI SEMİR BEYAZ İYTE’DE

//

Harvard Üniversitesi doktora mezunu Dr. Semir Beyaz, lisans eğitimini tamamladığı İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nde seminer verecek. 4 Şubat Pazartesi günü yapılacak seminerin konusu “Dietary regulation of cancer and immunity (Kanser ve bağışıklığın diyet düzeni).” İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’nden 2009 yılında fakülte birincisi olarak mezun olan Dr. Semir Beyaz, İYTE’de düzenlenecek bir seminerle tecrübelerini ve çalışmalarını paylaşacak. Dr. Beyaz, Amerika Birleşik Devletleri’nde Harvard Tıp Fakültesi kanser ve kan hastalıkları merkezinde kan hücreleri ve kök hücreler ile epigenetik üzerine çalışmış, ardından Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) kanser merkezinde ise beslenme, kök hücre ve kanser arasındaki ilişki üzerine…

Güneşte Hapşırma Geni: ACHOO

////

Güneşte hapşırma sizde de oluyor mu? Güneşte hapşırma, ya da ışığa duyarlı hapşırma refleksi veya otozomal dominant zorlayıcı helyoflorometik patlama sendromu bunun sebebi. İsmi karmaşık görünse de binlerce yıllık bir sürecin basit ismi: ışığa bakınca hapşırmak. Temel olarak, karanlık bir alandan daha aydınlık bir yere gidilince veya güneşe direkt bakılınca refleks olarak hapşırılması durumu. Aristo bir güneş hapşırıcısıydı! İnsanlık güneşte hapşırma olayını en az birkaç bin yıldır biliyordu. Aristo muhtemelen bir güneş hapşırıcısıydı, çünkü problemler kitabında “Güneş neden hapşırtıyor?” diye sormuştu. Cevabı ise, burun içinde terlemeye neden olan güneş ışığıydı ve bu nemden kurtulmak için hapşırdığı şeklindeydi. Fakat, birkaç bin…

Yeni MEB müfredat taslakları tartışma yarattı!

///

Geçtiğimiz hafta Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, “Güncellenen Öğretim Programları” bilgilendirme toplantısında önümüzdeki eğitim öğretim yılından itibaren 1,5 ve 9. sınıflarda uygulanacak içerisinde evrim teorisi konusunun bulunmadığı yeni müfredatın taslaklarını 10 Şubat Cuma gününe kadar http://mufredat.meb.gov.tr sitesinde askıya çıkardıklarını açıkladı.…

Tazmanya canavarının sütü dirençli bakterileri öldürüyor !

/

Bilim insanları Tazmanya canavarı olarak bilinen Sarcophilus harrisii ‘nin sütünün dirençli bakterileri öldürdüğünü ortaya çıkardı. Yoğun antibiyotik kullanımı gibi sebeplerden dolayı pek çok bakteri artık antibiyotiklere direnç geliştirmiş durumda ve pek çok bilim insanı bu sorun için çözüm aramakta. Dünya Sağlık Örgütü Direktörü Margaret Chan bu konuya dikkat çekmiş ve insan sağlığı için ciddi bir tehdit olarak orataya çıkacağını işaret etmişti. Ayrıca 2050 yılında dirençli bakterilerin 10 milyon insanın ölümünden sorumlu olacağından endişe edilmekte.[share] [/share]Doktora çalışmalarını sürdüren biyolog Emma Peel ve araştırma ekibi de bu konu üzerine yaptıkları çalışma ile 25 farklı bakteri üzerinde tazmanya canavarı sütünde bulunan bileşiklerin etkili olduğunu ortaya çıkarmışlar. Sadece…

Fotosentez yapmayan çiçek açmayan bitki !

//

Subtropikal Japon adası Kuroshima’da Gastrodia kuroshimensis ismi verilen yeni bir bitki türü bulundu. Bitkilerin temel özellikleri güneş ışığından fotosentez ile kendi enerjilerini üretmeleri ve çiçeklenerek üremeleri. Ancak yeni bulunan bu bitki tüm bu özelliklere sahip değil. Mikorizal ya da mikoheterotrofik bir bitki olmasıyla ilgi çekici bir konumda. Aslında pek çok bitki, köklerindeki mantarlarla simbiyotik bir yaşam geliştirir ve bu durum çok yaygındır. Özellikle bitkilerde azot alımı için mikoriza (mantar-kök anlamına gelir) mantarlar yani bitki kökündeki mantarlar önemlidir. Ancak bu yeni bulunan bitkinin hiç fotosentez yapmaması ve tüm enerji ihtiyacını bu mikorizal simbiyotik ilişkiden karşılaması ilginç bir olgu. Bu tür mikoheterotrofik bitkiler…

WO Virüsünün karadulla kaçış planı!

/

Virüslerin konaklarından gen çalmaları bilinen bir gerçek. Girdikleri hücrelerden genleri kendi genomlarına kopyalayabiliyorlar. Ancak bu kadar uç bir örnek ile ilk defa karşılaşılıyor. Dünyanın en zehirli canlılarından sayılan karadul örümceklerinin zehir kodlayan genlerini virüsler kendi genomlarına kopyalamışlar. Böylece konak içine girerken daha etkili olabiliyorlar. Sadece konak içine girerken değil aynı zamanda ana konak hücreden kaçarken de bu zehirden faydalanıyorlar. WO isimli bu virüs Wolbachia bakterisini konak olarak kullanıyor. Wolbachia bakterileri ise böceklerin hücreleri içinde yaygın olarak bulunan bir bakteri türü. Evet böceklerin hücreleri içinde Wolbachia bakterisi, Wolbachia bakterisinin içinde de WO virüsü yaşıyor. Yani ökaryotik hücrelerin içindeki prokaryotik hücrelerin içinde…

Annesini kurtaran yavru balina !

/

Avustralya açıklarında Disney filmlerini aratmayan bir olay gerçekleşti. North Stradbroke adasındaki kumlarda gerçekleşen bu olay 40 dakika sürdü ve sonunda anne balina kurtulmayı başardı.  Queensland Parks and Wildlife Service’i görevlileri Facebook hesaplarından, yavru ve anne balinanın iyi bir performans çıkardıklarını, tüm süreç boyunca onları gözlemlediklerini aktardılar. Görevliler yılın bu aylarında balinaların özellikle anne ve bebek balinaların sıklıkla göründüğünün altını çizdiler. Buralarda doğrum yapan anne balinalar daha sonra yavrularını da alıp Antartika’ya geri gidiyorlar. Bu anne-yavru çiftlerinden biri olan videodaki balinalardan anne olanı denizdeki kum birikintisine takılmış ve hareket edemiyor. Ancak yavru balina üstün bir eforla annesini buradan kurtarmak için çalışıyor.…

Arılar da öğrenebilir !

/

Queen Mary University of London (QMUL) araştırmacıları ilk defa bir böcek türünün (Bombus terrestris , bombus arısı) nesiller boyunca öğrenme ve yetenek kazanma süreçlerini inceledi. Bu çalışmada özellikle kültürel aktarım konusu ele alındı. Genel olarak kültürel aktarımın daha karmaşık bilişsel süreçlere sahip canlılarda olduğu düşünülüyordu. Ancak arılarında birbirlerine çeşitli bilgileri aktarabildikleri gösterildi.   PLOS Biology dergisinde yayınlanan çalışmada, yapay çiçeklerdeki sükrozu almak üzere arıları eğittiler. Daha sonra yapay çiçeklere bir ip bağladılar ve transparan bir platformun altına koydular. Arılar yapay çiçeklerdeki sükrozu fark ettiklerinde, çiçeklere bağlanan iple çekmeyi öğrendiler. Deneyin sonraki aşamasında ise ortama bir de yapay çiçeklerle alıştırma yapılmayan…