Biyoloji- Sayfa 2

/

CRISPR teknolojisine katkı sunabilecek bir keşif; retronlar

CRISPR teknolojisine katkı sunabilecek yeni çalışmalar yayımlanıyor. Mikropların henüz tam olarak bilinmeyen DNA’sı virüsleri yenmeye yardımcı olabiliyor ve genom düzenleme potansiyeline sahip olan bu mikroplar, CRISPR teknolojisi için de faydalı olabilir. Örneğin, retronlar, bazı bakterilerde bulunan DNA, RNA ve protein kompleksleridir ve…

Tazmanya canavarının sütü dirençli bakterileri öldürüyor !

/

Bilim insanları Tazmanya canavarı olarak bilinen Sarcophilus harrisii ‘nin sütünün dirençli bakterileri öldürdüğünü ortaya çıkardı. Yoğun antibiyotik kullanımı gibi sebeplerden dolayı pek çok bakteri artık antibiyotiklere direnç geliştirmiş durumda ve pek çok bilim insanı bu sorun için çözüm aramakta. Dünya Sağlık Örgütü Direktörü Margaret Chan bu konuya dikkat çekmiş ve insan sağlığı için ciddi bir tehdit olarak orataya çıkacağını işaret etmişti. Ayrıca 2050 yılında dirençli bakterilerin 10 milyon insanın ölümünden sorumlu olacağından endişe edilmekte.[share] [/share]Doktora çalışmalarını sürdüren biyolog Emma Peel ve araştırma ekibi de bu konu üzerine yaptıkları çalışma ile 25 farklı bakteri üzerinde tazmanya canavarı sütünde bulunan bileşiklerin etkili olduğunu ortaya çıkarmışlar. Sadece…

Fotosentez yapmayan çiçek açmayan bitki !

//

Subtropikal Japon adası Kuroshima’da Gastrodia kuroshimensis ismi verilen yeni bir bitki türü bulundu. Bitkilerin temel özellikleri güneş ışığından fotosentez ile kendi enerjilerini üretmeleri ve çiçeklenerek üremeleri. Ancak yeni bulunan bu bitki tüm bu özelliklere sahip değil. Mikorizal ya da mikoheterotrofik bir bitki olmasıyla ilgi çekici bir konumda. Aslında pek çok bitki, köklerindeki mantarlarla simbiyotik bir yaşam geliştirir ve bu durum çok yaygındır. Özellikle bitkilerde azot alımı için mikoriza (mantar-kök anlamına gelir) mantarlar yani bitki kökündeki mantarlar önemlidir. Ancak bu yeni bulunan bitkinin hiç fotosentez yapmaması ve tüm enerji ihtiyacını bu mikorizal simbiyotik ilişkiden karşılaması ilginç bir olgu. Bu tür mikoheterotrofik bitkiler…

WO Virüsünün karadulla kaçış planı!

/

Virüslerin konaklarından gen çalmaları bilinen bir gerçek. Girdikleri hücrelerden genleri kendi genomlarına kopyalayabiliyorlar. Ancak bu kadar uç bir örnek ile ilk defa karşılaşılıyor. Dünyanın en zehirli canlılarından sayılan karadul örümceklerinin zehir kodlayan genlerini virüsler kendi genomlarına kopyalamışlar. Böylece konak içine girerken daha etkili olabiliyorlar. Sadece konak içine girerken değil aynı zamanda ana konak hücreden kaçarken de bu zehirden faydalanıyorlar. WO isimli bu virüs Wolbachia bakterisini konak olarak kullanıyor. Wolbachia bakterileri ise böceklerin hücreleri içinde yaygın olarak bulunan bir bakteri türü. Evet böceklerin hücreleri içinde Wolbachia bakterisi, Wolbachia bakterisinin içinde de WO virüsü yaşıyor. Yani ökaryotik hücrelerin içindeki prokaryotik hücrelerin içinde…

Annesini kurtaran yavru balina !

/

Avustralya açıklarında Disney filmlerini aratmayan bir olay gerçekleşti. North Stradbroke adasındaki kumlarda gerçekleşen bu olay 40 dakika sürdü ve sonunda anne balina kurtulmayı başardı.  Queensland Parks and Wildlife Service’i görevlileri Facebook hesaplarından, yavru ve anne balinanın iyi bir performans çıkardıklarını, tüm süreç boyunca onları gözlemlediklerini aktardılar. Görevliler yılın bu aylarında balinaların özellikle anne ve bebek balinaların sıklıkla göründüğünün altını çizdiler. Buralarda doğrum yapan anne balinalar daha sonra yavrularını da alıp Antartika’ya geri gidiyorlar. Bu anne-yavru çiftlerinden biri olan videodaki balinalardan anne olanı denizdeki kum birikintisine takılmış ve hareket edemiyor. Ancak yavru balina üstün bir eforla annesini buradan kurtarmak için çalışıyor.…

Arılar da öğrenebilir !

/

Queen Mary University of London (QMUL) araştırmacıları ilk defa bir böcek türünün (Bombus terrestris , bombus arısı) nesiller boyunca öğrenme ve yetenek kazanma süreçlerini inceledi. Bu çalışmada özellikle kültürel aktarım konusu ele alındı. Genel olarak kültürel aktarımın daha karmaşık bilişsel süreçlere sahip canlılarda olduğu düşünülüyordu. Ancak arılarında birbirlerine çeşitli bilgileri aktarabildikleri gösterildi.   PLOS Biology dergisinde yayınlanan çalışmada, yapay çiçeklerdeki sükrozu almak üzere arıları eğittiler. Daha sonra yapay çiçeklere bir ip bağladılar ve transparan bir platformun altına koydular. Arılar yapay çiçeklerdeki sükrozu fark ettiklerinde, çiçeklere bağlanan iple çekmeyi öğrendiler. Deneyin sonraki aşamasında ise ortama bir de yapay çiçeklerle alıştırma yapılmayan…