Arkeoloji

/

İlk büyük insansı maymunlar “yavaş pişirici”de yemek pişirdiler mi?

İlk büyük insansı maymunlar yavaş pişirici kullanmış olabilir mi? Yaklaşık 1 milyon 800 bin yıl önce, taşları kullanarak kaplıcalarda yavaş pişirme yöntemiyle yemek pişirmiş olabilir. Kuzey Tanzanya’da keşfedilen kaya örneklerinde bulunan moleküller, buna işaret ediyor.  İlk büyük insansılar kaplıcalardan yavaş pişirici yapmış…

İlk büyük insansı maymunlar “yavaş pişirici”de yemek pişirdiler mi?

/

İlk büyük insansı maymunlar yavaş pişirici kullanmış olabilir mi? Yaklaşık 1 milyon 800 bin yıl önce, taşları kullanarak kaplıcalarda yavaş pişirme yöntemiyle yemek pişirmiş olabilir. Kuzey Tanzanya’da keşfedilen kaya örneklerinde bulunan moleküller, buna işaret ediyor.  İlk büyük insansılar kaplıcalardan yavaş pişirici yapmış olabilir. Bilim insanları, Kuzey Tanzanya’daki yarık vadisi Olduvai Boğazı‘nda eski iklimin nasıl göründüğünü araştırmak için tortu toplarken bir keşfe imza attı. Yaklaşık 1 milyon 800 bin yıl önce yaşamış olan insan ataları, o dönemde hidrotermal kaynaklarla kaplı alanda taşları kullanarak yavaş pişirme yöntemiyle yemek pişirdiler. Bölgede, antik hayvan kalıntıları ve insan ataları tarafından üretilen taş eserler bulundu. Bu…

Antik Mısır mumyalarının nasıl yapıldığı paleoproteomik yöntemlerle ortaya çıktı

/

Antik Mısır mumyaları üzerinde yapılan yeni bir çalışma, mumyaların nasıl yapıldığını gösteriyor. Bilim insanları, 4 bin yıllık bir mumyanın proteinlerini çıkarmak için non-invasive (cerrahi işlem gerektirmeyen) bir yöntem olarak bilinen paleoproteomik yaklaşımı benimsedi.  Antik Mısır mumyalarının nasıl yapıldığı yüzyıllardır büyük merak konusu. Bu alanda yapılan birçok araştırmaya rağmen, soru işaretleri bulunuyor. Şimdi yeni yayımlanan bir çalışmada araştırmacılar, paleoproteomik yaklaşımı kullanarak yeni bilgiler ortaya koyuyor. Non-invaziv EVA örneklemesi bu çalışma ile ilk kez Eski Mısır mumyalarına uygulandı.  4 bin yıl kadar önce Mısır’da yaşamış ve günümüzde çalışmaya konu olan kadının mumyası, 1920’lerde keşfedildi. Mumya, keşfedildiğinden beri çalışmanın da yapıldığı İtalya’nın Torino…

Türkiye’nin ilk antik DNA laboratuvarı

////

Antik DNA laboratuvarları antik kazılardan elde edilen biyolojik materyallerdeki nükleik asitleri izole edip analiz eden araştırma merkezleri olarak son dönemlerde oldukça gündemde. 2019 yılı içinde Hacettepe‘de kuruluşunu tamamlayarak açılan antik DNA laboratuvarının ardından, ilk antik DNA çalışmalarının ülkemizde nerede yapıldığını, Hacettepe Üniversitesi antik DNA laboratuvarına temel olan ilk çalışmaları araştırdık. 2012 yılında Prof. Dr. İnci Togan, ODTÜ’de, Türkiye’nin ilk antik DNA laboratuvarını kurdu. Bu laboratuvarda çalışmalar yapan araştırmacılardan biri de Yardımcı Doç. Dr. Mehmet Somel. ODTÜ’de Biyoloji alanında lisans ve biyoteknoloji programında yüksek lisans eğitimi gören Somel, Almanya’daki Leipzig Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü’nde çalışarak, Leipzig Üniversitesi’nden doktora derecesini aldı.…

İstanbul Üniversitesi Laleli’deki yeni arkeoloji müzesini ziyarete açtı

/

İstanbul Üniversitesi Rıdvan Çelikel Arkeoloji Müzesi açıldı. Geçtiğimiz ay, İstanbul Üniversitesi Eski Çağ Tarihi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erkan Konyar, müzenin temmuz ayında açılacağını duyurmuştu. Erkan Konyar’ın 1 Haziran tarihinde, müzenin açılacağını duyurduğu paylaşımı; İstanbul’a yeni bir müze geliyor. İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Müzesi. pic.twitter.com/CS8qYHEMZw — erkan konyar (@ekonyar) June 1, 2019 Arkeofili‘nin haberine göre, 1 Temmuz Pazartesi günü (dün) müze bir açılış töreniyle kapılarını ziyaretçilere açtı. Laleli Yerleşkesi’nde inşa edilen müzenin adı, kuruluş aşamasında büyük katkıları bulunan iş insanı Rıdvan Çelikel’in adını taşıyarak “Rıdvan Çelikel Arkeoloji Müzesi” oldu. İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak, Rıdvan Çelikel, İÜ Arkeoloji Anabilimdalı’nda görevli…

İskandinavya’nın ilk sakinlerine ait DNA’lar sakızlarda keşfedildi

/

İskandinavya’ya 10 bin yıldan daha uzun zaman önce ilk yerleşen insanlar, DNA’larını çiğnenmiş huş ağacı kabuğunun üzerindeki katran sakızlarda bıraktı. İskandinavya’ya ilk yerleşen insanlara ait şimdiye kadar çok az kemik bulunmuştu ve kemiklerin büyük çoğunluğu arkeogenetik araştırmaya olanak verecek kadar DNA taşımıyordu. Araştırmacılar, keşfedilen sakızlardaki DNA’ların, bölgede bulunan en eski insan DNA’sı olduğunu ifade etti. İki kadın ve bir erkek olmak üzere üç farklı bireye ait genler, hem insan genetiği hem de madde kültürü ile ilgili oldukça önemli veriler sağlıyor. Çalışma, Stockholm Üniversitesi araştırmacıları tarafından yapıldı ve Communications Biology‘de yayımlandı. İnsanlar, çok uzun yıllardır sakız çiğneme alışkanlığı edinmiş durumda. İnsanların bu…

Uluburun ile aynı sularda daha eski batık bulundu

/

Uluburun Batığı, yaklaşık 3 bin 400 yıl önce Akdeniz’in sularına gömüldü. Bu geminin, Ege ve Yunanistan, Mısır, Hitit, Suriye, Filistin, İsrail, Kenan Ülkesi ve daha pek çok medeniyete ait tam 20 bin parça eşya taşıdığı biliniyor. Yani bu batıkta Antik dönemin neredeyse hepsine ait bir ticari eşya vardı.   Uluburun Batığı’nı 1982 yılında sünger toplamak için dalış yapan bir kişi buldu ve ardından 1984 yılından beri batık üzerinde çalışmalar başladı. Batık, Antalya’nın Kaş ilçesinin 8.5 kilometre güneydoğusunda yer alır. Uluburun batığındaki değerli eşyalardan bazıları şöyledir; 318 tabaka Kıbrıs bakırı, Kıbrıs seramiği, silah yapımında kullanılmak üzere 11 ton bronz tabaka, Mısır kraliçesi…

Çin’de Kambriyen fosilleri bulundu

Bilim insanları, Çin’in Hubei eyaletindeki Danshui Nehri kıyılarında, yaklaşık 518 milyon yıllık olduğu tahmin edilen binlerce fosil buldu. Araştırmacılar bu fosilleri, en ünlü Kambriyen fosil topluluğu olan Kanada’daki Burgess Shale ile rekabet edebilecek seviyede görüyor. Paleontolog Dongjing Fu ve ekibi, fosillerin deri, göz ve iç organları gibi yumuşak dokularının bile çok iyi korunmuş olduğunu belirtiyor. Dongjing Fu liderliğindeki araştırmacılar, 20 bin küsur fosilden 4 bin 351’i inceledi. Bu taksonların yüzde 53’ü daha önce hiç gözlemlenmemiş. Fosillerin günümüzden 545 milyon yıl önce başlayıp, 495 milyon yıl önce sona eren Kambriyen dönemine ait olduğu düşünülüyor. Toronto’daki Royal Ontario Müzesi’nin paleontologlarından Jean-Bernard Caron,…

Çatalhöyük bireyleri ile Avrupalılar arasında bağ kuruldu

/

Çatalhöyük, dünyaca ünlü bir Neolitik dönem yerleşim yeridir. Yerleşim yerinin büyüklüğü, dikkat çekici şekilde korunması, çok sayıda Neolitik sanat eserinin varlığı ve çok sayıdaki arkeolojik verilerin bulunması, bölgenin önemini sağlamıştır. ODTÜ’de öğretim üyesi Doç. Dr. Mehmet Somel ve ekibinin de içinde bulunduğu Çatalhöyük çalışması, MDPI’de yayımlandı. Araştırmacılar, Çatalhöyük’te bulunan çatıdan girişli evlerden çıkan insan iskeletleri üzerinde mitokondriyal genom çalışması yaptı. ODTÜ Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Mehmet Somel ve ekibi, kurdukları NEOGENE projesiyle araştırmaya dahil oldu. NEOGENE’de ortak çalışan arkeologlar, biyologlar ve antropologlar, Anadolu’da yerleşik hayat ve tarımın yaygınlaşmasındaki etmenleri ortaya koymaya çalışıyor. Ekip, tek etmenin insan göçleri olmadığını…

1800 yıl öncesine dayanan ‘penis’ çizimi

/

İngiltere’de bulunan Hadrian Duvarı üzerinde, 1800 yıllık olduğu düşünülen penis çizimleri tespit edildi. Uzmanlar bu çizimin “iyi şans” anlamında olduğunu düşünüyor. Newcastle Üniversitesi arkeologları ve İngiltere’nin kültür mirasını korumayı amaçlayan ‘Historic England’ adlı devlet kurumundan bir ekip, Hadrian Duvarı yakınlarındaki bir taş ocağında milattan sonra 207 yılında Romalı askerler tarafından kazınmış penis çizimleri buldu. Roma Duvarı olarak da bilinen duvardaki kazı yerinde “Apro et maximo consvlibvs oficina mercati” yazısı da bulundu. Yazının M.S. 207 yılında yapılan Aper ve Maximus’un konsülüne atıfta bulunduğu belirtildi. Bir başka figürde ise birlik komutanı bir subaya ait olduğu tahmin edilen bir erkek çizimi de tespit…

Megalitler birbirinden bağımsız mı, değil mi?

/

Stonehenge başta olmak üzere on binlerce antik sitenin Avrupa’yı inşa ettiği tartışılmakta. Yeni bir çalışma, bu megalitlerin (anıt oluşturmak amacıyla kullanılan taşlar) bağımsız olarak bir araya getirilmediğini ve bunların yerine yaklaşık 7 bin yıl önce Kuzeybatı Fransa’nın Brittany bölgesinde tek bir avcı-toplayıcı kültüre kadar gidileceğini gösteriyor. University College London’da arkeolog ve Stonehenge uzmanı Michael Parker Pearson, “Bu, Brittany’nin, Avrupa megalitik fenomeninin kaynağı olduğunu kesinlikle gösteriyor” dedi. Birçok araştırmacıya göre ise megalitler birbirinden bağımsız inşa edildi Önceleri, çoğu antropolog, megalitlerin Yakın Doğu ya da Akdeniz kaynaklı olduğunu düşünürdü. Birçok modern düşünür, Avrupa’daki beş ya da altı farklı bölgede bağımsız olarak icat…