Bilimde Twitter kullanımı – Twitter’da tıbbi araştırmaların paylaşımı

12 dakikalık içerik

Bilim insanlarının Twitter kullanımına yönelik bir makale, Nature Medicine‘de yayımlandı. Makale, genetikçi, kardiyolog Eric Topol’ün dün Twitter hesabından paylaşmasıyla ilgi çekti.

Eric Topol’un tweeti;

Nicole Wetsman’ın makalesi, Nature Medicine’de yayımlandı. Makaleyi sizler için çevirdik;

Esther Choo, Oregon Heath&Science University de acil durum doktoru (physcian). 2017’ye kadar birkaç bin takipçisi var ama sonra sağlık uygulamaları sırasında ırkçılık yapılması üzerine attığı tweet ile bir gecede 20 bin takipçi kazanıyor ve şimdi 80 bin takipçisi var. Choo Twitter’ın bilim ve sağlık alanında yeni insanlar tanımak, ırkçılık ve cinsiyetliğe karşı bir savunma olanağı sağladığını söylüyor: “Twitter olmasaydı kariyerim nasıl olurdu bilemiyorum.” Choo, Twitter’ın esneklik, erişilebilirlik, insanların birbirleriyle etkileşimini ve etkin katılımı sağladığını vurguluyor.

Choo, giderek büyüyen bir topluluğun üyesi. Bilim insanları, Twitter’ı profesyonel yaşamlarının bir parçası olarak görüyor. 2014’te Nature bilim insanlarının yüzde 13’ünün Twitter kullandığını belirtti. Plos One, 2017’de yaptığı araştırmada 45 bin bilim insanının Twitter hesabı olduğunu gösterdi.

Çoğu bilim insanı Choo kadar çok takipçiye sahip değil, ama bu platformu kariyerleri için yardımcı buluyorlar. Ankeet Udani, Duke University School of Medicine’da bir anestizist (anestezi uzmanı) ve sağlık eğitimi uzmanı. Udani, Twitter üzerinden yayınlar yapıyor, Twitter için sektördeki isolasyona sebep olan sınırlılıkları kaldırdığını söylüyor. Janet Han ise Twitter’ın bilimsel çalışma, oyun alanını genişlettiğini söylüyor. Kendisi bir kardiolog ve sosyal medyanın sağlık sektöründeki etkisi üzerine akademik yazıları var. Han, “Herkes Twitter’da olabilir, ilk okul öğrencisinden departman müdürlerine. Herkes herkes ile iletişim kurabilir” diyor.

Ayrıca, Twitter yeni buluşlar, bilimsel tartışmalar için de zemin. Vinay Prasad, Oregon Health Science University’de hematoloji ve ontoloji uzmanı. Prasad, 33 bin takipçisi olan aktif bir Twitter kullanıcısı; Twitter’ı, “eleştirel iletişim aracı” olarak tanımlıyor. Fakat olumsuz bir etkiden de bahsediyor. Bireylerden, sektör temsilcilerine kadar herkesin sosyal medyayı geleneksel başarı ölçütleriyle tanımlamak, sınırlamak istediğini söylüyor. Twitter için “akademik tıpta gerçekleşen en yıkıcı ama yararlı şeylerden biri olduğunu” dile getiriyor.

Hızlı analiz – Daha hızlı yayınlar ve tepkileri

Twitter’dan önce araştırmacılar yayımlamak, yayınları eleştirmek, cevaplamak için kısıtlı imkanlara sahiplerdi. Bir yayın için iki önemli sorun var; gatekeeper dediğimiz editöryal onay ve zaman. Eğer editör izin vermezse yayın olmaz, ayrıca bu yayın uzun süre için güncel kalmaz ve eleştiri yapmak isteyenlerin yayın sahibine ulaşması zor. Mektup yazabilirlerdi ama bu da uzun bir süreçti. Kendi yayınları için de, eleştiri yapmak istedikleri yayın için de bu iki önleyici sorun vardı. Bloglar da yeterince kullanışlı olmadı, çünkü, insanlar doğrudan ulaşamadılar. (Takip gerekliliği / retweet mantığı olmaması gibi). Bir de PubMed Commons var, araştırmacıların doğrudan araştırmaya ulaşıp eleştirebildiği, üzerinde tartışabildiği ama 2018’den sonra devam etmedi ve çok da ilgi görmedi.

Jordan Gauthier, Twitter’ın bu engelleri kaldırdığını söylüyor: “İnsanlar araştırma yayımlandığı gün ona tepki (eleştiri, yorum) verebiliyor” diyor. Prasad, bilimin herkes tarafından tartışabilmesi ve şeffaf olması açısından Twitter’ın yararlı olduğunu düşünüyor: “Bu bilimsel eleştiride muazzam bir demokratikleşme” diyor. Belki herkesin yorum yapması, tartışmaya dahil olması, uygunsuz yorumlar da getirebilir ama Prasad bunların önemli eleştiriler kadar takip almayacağını, geri planda kalacağını söylüyor. Gauther, “Köpek balıklarının akademik çalışmayı parçalamak için toplandıklarını görebilirsin” diyerek bir benzetmede bulunuyor. Ama bunun da sadece kendi ofisinde oturup kendi düşünceni yazmaktansa alanda diğer görüşleri görmen açısından faydalı olduğunu söylüyor.

Dijital topluluklar mekanı aşıyor

Twitter, journal clublar yani belli gruplar (tıp toplulukları gibi) oluşmasını sağladı. Belli konular üzerinde yayınlanan çalışmalar, makaleler hakkında tartışılabilen topluluklar bunlar. Geleneksek anlamda da topluluklar vardı ama bu, kişinin fiziksel katılımını gerektiriyordu ve lokasyon sorunu oluşuyordu. Lokasyon, katılımı sınırlandırıyordu. Twitter bunu değiştirdi. Buna örnek Udani’nin anestesi uzmanları için oluşturduğu topluluk. Udani, “Biraz modası geçmiş olan geleneksel topluluk anlayışını değiştirdi.” diyor.

Güncel bir analiz, tıbbi radyasyon yayın toplulukları üzerine yapıldı. Analizin odak noktası dijital topluluklardı. Örneklem; MedRadJClub. Dijital topluluklar esneklik ve erişebilirlilik sağlıyor ki bu geleneksel topluluklarda yok. Ayrıca lokasyon sorunu, katılım sınırı ve hiyerarşi yok. MedRadJClub’ın 1 saatlik bir tartışmasına 245 kişi katıldı ve 4559 tweet atıldı.

Sharonne Hayes, kardioloji uzmanı ve Women’s Heart Clinic’in kurucusu, Twitter’ın, yayımlanmasına izin verilmeyen makaleler için ikinci bir şans olduğunu söylüyor. Kendisinin 2017 yılında hazırladığı makale önemli dergiler tarafından kabul edilmedi ve kadın sağlığı ile ilgili küçük bir dergide yayımlandı ama Hayels, Twitter ve blogu ile yazıyı geniş kitlelere ulaştırdı. Çalışması kadın doktorların tanıtılması sırasında profesyonel ünvanı olan “doktor” ünvanının daha az kullanılması ile ilgiliydi. Çalışmaya göre, erkek doktorlar için ünvan daha sık kullanılıyor.

Time ve Washighton Post daha sonra bu konuda alıntı yaparak yazdı. Fakat tweet sayısı ve beğeniler bilimsel başarı için bir kriter değil ve hâlâ bunun için bir ölçüm bulunamadı.

Tweet sayısı ve atıflar

Twitter’daki başarı akademik çevrede başarı anlamına gelmiyor. Sosyal medyada yapılan yayımlar, geleneksel dergilerde yapılanlar kadar önemli ve kesin görünmüyor. 2014’te bir araştırmacı “Kardeshian index” diye bir ölçüm oluşturuyor. Twitter takipçi sayısına karşın çalışmalarına yapılan atıfların kıyasına dayalı bir ölçüm bu. Tabi bilimsel çalışmanın değerini ölçen kıstasın atıflar olması bazı eleştirilere de yol açıyor. Hayes, Choo, Eric Topol, sosyal medyanın akademik başarıya etkisi hakkında kesin ölçütlerin olmadığını söylüyor. Bunun sebeplerinden biri de sektörün sosyal medyaya verdiği önemin değişken olması. “Kesin ölçütler olmalı” diyorlar.

O alanda var olmak

Hayes, “Prasad ve Choo kadar aktif olmayabilirsiniz ama kafanızı kuma da gömemezsiniz, burada yer alanlar da birer bilgidir ve araştırmacılar alan hakkında gelişmeleri takip etmek zorundadır.” diyor. Bu, dergileri okumak gibi bir şey, Twitter’a göz atmaları gerek.

Reshma Jagsi‘nin daha önce inandığı gibi Twitter’ın zaman kaybına yol açtığını, işlerinden alıkoyduğunu düşünenler var. Fakat Jagsi bunun doğru olmadığını düşünüyor kullanmaya başladığından beri. Jagsi, Twitter kullanmadan önce platformu zaman kaybı olarak görürken, artık orada bilgilerin olduğunu ve o bilgileri öğrenmesi gerektiğini düşünüyor. Choo, Twitter’ın zaman ve boşluk kaybı olabileceğini ama üretkenliğinizi güvenceye aldıktan sonra katkı sağladığını söylüyor. Jagsi ise, “belki her şeyi göremezsiniz ama bilgi edinmenizi sağlar” diyor. Zaman kaybı diye görmezlikten gelmek yanlış diyen Jagsi, “Saman ile buğdayı ayırt etmeniz uzak ama buna değer.” dedi.

Kaynak;

Nature Medicine

Sizin yorumunuz nedir?

Your email address will not be published.