HaberSağlık

Bilim insanları rapamisinde yaşlanma karşıtı özellikler buldu

yaşlanma karşıtı ilaç rapamisin ve kanser tedavisi kullanımı

Yaşlanma karşıtı ilaçlar insanların geçmişten beri ilgilendiği başlıca tıbbi alanlardan biridir. Bilim insanları uzun yıllardır kullanılan ilaçlarda yaşlanma karşıtı olası etkiler keşfetti. Sirolimus (rapamisin) özellikle organ nakli reddini önlemek için kullanılan bir makrolid antibiyotiktir. Bilim insanları, bağışıklık sistemini bastırmada etkili olan rapamisinin, kanser ve nörodejenarasyonu tedavi edip edemediğini araştırıyor. Araştırmacılar aynı zamanda ilacın yaşlanma karşıtı özelliklerini keşfetmeye de çalışıyor.

Rapamisin, adını Paskalya Adası (Şili’de) için yerel terim olan Rapa Nui’den alıyor. 1960’lı yıllarda bilim insanları yeni antimikrobiyaller aramak için adaya gittiğinde, toprağının dikkat çekici şekilde antifungal, immünosüpresif ve antitümör özelliklere sahip bir bileşik içeren bakterileri barındırdığını buldu.

Rapamisin hangi canlıların yaşam süresini uzattı?

Araştırmacılar uzun yıllar rapamisinin mekanik amacını (mTOR) bloke ederek etkisinin çoğunu kullandığına inandı. Bununla birlikte bilim insanları, ilacın bu hücre sinyal yolaklarından daha fazla işe yarayabileceğini de düşünerek ilacın etkilerini araştırmayı sürdürdü. Şimdi araştırmacılar ilacın nöroprotektif, yaşlanma karşıtı etkenlerini ortaya koyuyor ve geçici reseptör potansiyeli mukolipin 1 (TRPML1) olarak adlandırılan proteini inceliyor. TRPML1 proteini ve rapamisinin etkileri üzerindeki çalışmalar, rapamisinin memelilerde, sineklerde ve diğer organizmalarda yaşam süresini uzatabileceğini gösterdi.

Hücrelerde işlevsiz protein birikimi, yaşlanmanın bir özelliği olarak gösterilir. Aynı zamanda bu, Alzheimer, Parkinson ve diğer nörodejeneratif hastalıkların da ayırt edici özelliğidir.

Rapamisin mTOR’u bloke ettiğinde hücre büyümesini durdurur. İlaç geliştiricileri olası antikanser etkenleriyle ilgilenirler çünkü, hücrelerin kontrolsüz büyümesi kanserin birincil özelliği olarak bilinir. Bununla birlikte, mTOR’un bloke edilmesi de otofajiyi harekete geçirir. Otofaji, doğru çalışmayan hasarlı hücre bileşenlerini ve proteinlerini hücrenin kendi lizozomu tarafından sindirilmesi olarak tanımlanabilir.

Çalışmanın ortak yazarlarından Xiaoli Zhang, lizozomun görevini, “Hücreye zararlı maddeleri sindirerek, hücrenin sağlıklı durumunu korumaktır.” diye açıklıyor ve ekliyor: “Stres koşulları altında otofaji, işlevsiz bileşenleri parçalayarak ve amino asitler, lipitler gibi hücrelerin yapı taşlarını sağlayarak hücrenin hayatta kalmasını sağlayabilir.”

TRPML1 ve lizozomlar

TRPML1, lizozomların yüzeyinde bulanan ve kalsiyum iyonları için bir kanal görevi üstlenen bir proteindir. TRPML1, lizozomların fonksiyonunu kontrol eden sinyalleri iletir. Araştırma ekibi, TRPML1’in rolünü araştırmak için bir “lizozom yama klemp tekniği” kullandı. Bu teknik, araştırmacıların kanalın çalışmasını gözlemlemesine olanak verdi.

Ekip, çalışmalarında memeli ve insan hücresi kültürlerini kullandı. Yama klemp tekniğini kullanarak rapamisinin, TRPML1 kanalını hücrelerin lizozomlarında mTOR’dan bağımsız olarak açabildiğini buldular. Araştırmada MTOR’un aktif veya pasif olmasının farklı bir etki yaratmadığı da gözlemlendi.

Araştırmacılar, rapamisinin TRPML1 bulunmayan hücrelerde otofajiyi tetikleyemediğini buldu. Bu, rapamisinin otofajiyi arttırmak için TRPML1’e ihtiyacı olduğunu açıkça gösteriyor.

Chen, “Lizozomal TRPML1’in, rapamisinin nöroprotektif ve yaşlanma karşıtı etkilerinde önemli payı olduğunu düşünüyoruz” diyor. Makalenin başyazarı Haoxing Xu ise çalışmanın sonucuna vurgu yaparak, “Bu kanal olmadan, nörodejenerasyon elde edersiniz. Kanalı canlandırırsanız, anti-nörodejenerasyon elde edersiniz.” dedi.

Kaynak;

Medical News Today

Yazar Hakkında

Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümü mezunudur. Bilim ve teknoloji haberciliğinden önce spor ve gündem alanlarında muhabirlik yaptı. Paylaşmak istediğiniz haberler için +90 (541) 380 12 73 numaralı whatsapp ihbar hattımızdan veya [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz.
Bilim dünyasının son haberlerini kaçırmamak için eposta bültenimize hemen üye olun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir