deniz memelileri araştırma derneği

Balinalarla Yakın Karşılaşma: Deniz Memelileri Araştırma Derneği

28 dakikalık içerik

Uzak Doğu ve Afrika’da yıllarca hayvan davranışları üzerine çalışan Dr. Aylin Akkaya, 2015 yılında Deniz Memelileri Araştırma Derneği (DMAD)’ni kurdu. DMAD, özellile Akdeniz ve Ege’de yaşayan deniz memelilerine yönelik yepyeni çalışmalarla gündemde. Türkiye’de balinaların olmadığını düşünürken aslında pek çok balinanın bizimle yaşadığını ortaya çıkardılar. Akkaya’nın ile DMAD’ın kuruluşu, Türkiye’deki deniz memelileri, bu konudaki araştırmalar ve daha fazlasını konuştuk.

DMAD Kuruluyor Denizlerimizin Gizemi Aralanıyor

Denizlerimizin altında devasa bir dünya yatıyor, ancak ne yazık ki bu dünya hakkında çok az şey biliyoruz. DMAD (Deniz Memelileri Araştırma Derneği), 2015 yılında Dr. Aylin Akkaya tarafından kuruldu ve deniz memelilerinin gizemli dünyasına ışık tutuyor. Akkaya, Marmara Üniversitesi Biyoloji eğitiminin ardından yıllarca Uzak Doğu ve Afrika ülkelerinde hayvan davranışları üzerine çalışmalarda yer aldı. Bu deneyimler ona, deniz memelilerinin dünyasını keşfetme isteği kazandırdı. İstanbul Üniversitesi’nde Prof. Dr. Bayram Öztürk’ün danışmanlığıyla İstanbul Boğazı’ndaki yunus populasyonları üzerine yaptığı araştırmalar, onu DMAD’ı kurmaya yönlendiren kritik adımlardan biriydi.

Dr. Aylin akkaya Deniz memelileri araştırma derneği
Dr. Aylin Akkaya

Elçin Ekşi: Derneği hangi motivasyonla kurdunuz? Nasıl bir süreç sizi bu derneği kurma ve Türkiye’deki deniz memelerini ortaya çıkarmaya teşvik etti?

Dr. Aylin Akkaya: Kendimce yeterli deneyime ulaştığımı düşündüğüm zaman İstanbul Universite’sinde Prof. Dr. Bayram Öztürk’ün danışmanlığı altında İstanbul Boğazı’ndaki yunus populasyonları üzerine araştırmalarıma 2009 yılında başladım. Bayram Hocamdan bilimden öte, sebat etmenin önemini, bir konuya gönül verdiğinde önündeki engellerin önemsiz olduğunu ve hedefe ulaşmadan asla vazgeçmemek gerektiğini öğrendim, üstümdeki emeğini ve kendisine duyduğum saygıyı kelimelerle anlatmak mümkün değil ama içimdeki araştırma ateşini kesinlikle kendisi yaktı.

2014 yılında doktoramı tamamladığımda, ilk önce sadece Türkiye olarak değil ama Doğu Akdeniz’in tamamı için yunuslar ve balinalar hakkında ne kadar az şey bildiğimizi farkettim ve bilgi açıklığında ortaya çıkan koruma çalışmalarının yetersizliğini, ikincisi de denizde çalışan kadın araştırmacıların ne kadar az olduğunu. Bu ikisi de DMAD’ın kurulmasındaki ana temelleri oluşturdu ve son 8 yıldır bu amaçtan hiç sapmadık.

deniz-memelileri-arastırma-derneği

Elçin Ekşi: Kurulurken zorluklar yaşadınız mı? Bunları nasıl aştınız?

Dr. Aylin Akkaya: Aslında derneği kurmak, bilimsel çalışmalarımızı yürütmek, genç araştırmacıların eğitimine katkıda bulunmak işin en basit basamağını oluşturdu, asıl zorluk çoğunluğu kadın ve genç araştırmacılardan oluşan bir ekip ile bilimin ötesindeki engelleri aşabilmekti. Ülkemizde, ne yazık ki, doğa bilimin değeri ve üstünde harcanan emeğin kıymeti henüz yeterli seviyelerde anlaşılır değil ama genç araştırmacılar ile doğa sevgisini, o doğanın diğer her parçası kadar önemli olduğumuzu, her canın bir kıymeti olduğunu ve en büyük gücün bilim olduğunu yaymak için çalışmaya devam ediyoruz.

Deniz Memelileri için çalışan gönüllüler ve biyoloji öğrencilerine tavsiyeler

Denizlerin derinliklerinde gizlenen deniz memelileri, doğanın en büyüleyici ve merak uyandıran varlıklarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Peki, bu sıradışı canlıları anlamak ve korumak için neler yapılıyor? İşte tam da bu noktada Deniz Memelileri Araştırma Derneği (DMAD) devreye giriyor. DMAD, türe özgü bir yaklaşımla deniz memelilerine yönelik çalışmalar yürüterek, bu büyülü dünyanın sırlarını çözmeye ve korumaya adanmış bir dernek olarak öne çıkıyor. Ancak DMAD’ın amacı sadece bilimsel projelerle sınırlı değil. Dernek, deniz memelilerine duyulan farkındalığı artırmayı ve genç nesilleri bu önemli görevde buluşturmayı hedefliyor. Peki, DMAD nasıl çalışıyor ve gönüllülerle nasıl bir işbirliği içinde? Gönüllü olmak isteyenlere neler tavsiye ediyorlar?

Elçin Ekşi: DMAD’da sadece bilimsel projeler mi yürütüyorsunuz? Pek çok gönüllünüz olmuş; gönüllülerle nasıl çalışmalar yürüttünüz? Gönüllü olmak isteyenler için neler tavsiye edersiniz? Ayrıca bu alanda kariyer yapmak isteyen biyoloji öğrencilerine tavsiyeleriniz var mı?

Dr. Aylin Akkaya: DMAD, türe özgü çalışan bir dernek, sadece deniz memelilerine yönelik çalışmalar yürütüyoruz. Bu çalışmalar tamamen bilimsel araştırma yöntemlerine ve bu yöntemlerin bilimsel çıktılarına dayanıyor. İstanbul Boğazı’ndaki yunus ve muturların foto-kimliklenmesi, Dilek Yarımadası’nda WWF-Türkiye önderliğinde yürüttüğümüz tehlike altında olan yunus türlerinin önemli alanlarının belirlenmesi ve Doğu Akdeniz’in Türkiye sularının tamamını kapsayan “Derin Denizlerin Dev Koruyucuları” olarak bilinen projemizde yunus ve balinaların görsel ve akustik verilerinin toplanıp, populasyon durumlarının anlaşılması ana projelerimiz arasında yer alıyor. Ama dediğim gibi, hepsi yunus ve balinalar üzerinde. Dernek olarak, tek bir konuda uzmanlaşmanın önemli olduğunu düşünüyoruz ve sadece gerçekten bildiğimiz konuda konuşmamız çok önemli.

Kurulduğumuzdan günden beri pek çok gönüllümüz oldu, 16 yaşında ekibimize katılanlar da oldu, 70 yaşında ekibimizin parçası olanlar da. Derneğin ana hedefi, Türkiye’de yunus ve balina çalışmak isteyen öğrencilere önayak olmak olduğu için, tek aradığımız özellik başvuran kişinin doğa sevgisi ve istikrarı, biz bilgiyi zaten vermeye hazırız. O yüzden başvurularda CV, önem listesinde en sonda yer aldı. Çok küçük bütçeli bir dernek olmamıza rağmen, istekli olan öğrencileri hep destekledik ve destekleyeceğiz.

Biyoloji öğrencileri için önerebileceğim bence en önemli tavsiye, engellere değil hedeflerine odaklanmaları. Basit olsaydı zevkli olmazdı zaten. Engelleri aşma isteği, hedeflerini gerçekleştirme arzusunun gücünden gelmeli. Eğer kafalarındaki hedef belli değil ise, karşılaştıkları ilk engel “Ben yapmak istedim ama şu ve bu nedenle yapamadım” olacak. Sorumlulukları üstlenmediğimiz sürece, hep karşıdaki suçlu olur. Biraz moral bozucu olabilir ama eğer kafalarında azıcık bir “acaba ben araştırmacı olmak istiyor muyum sorusu var ise” hiç başlamamalarını öneririm. Arazi araştırmacısı olmanın en önemli anahtarı aslında bilgi değil, bilgiye giden yol ne kadar zorlu olursa olsun ona ulaşma arzusu ve bu yoldaki sorumluluk bilinci.

 

Bilinmeyen Denizlerin Sırları: Türkiye, Deniz Memelileri açısından çok zengin

Denizlerin altındaki yaşamın gizemli dünyası, insanları her zaman büyülemiş ve meraklandırmıştır. Bu büyülü dünyanın sırlarını aydınlatmak ve korumak için atılan adımlar, Deniz Memelileri Araştırma Derneği (DMAD) tarafından hayata geçiriliyor. Peki, DMAD’ın tamamlanmış ve devam eden projeleri bize denizlerimiz hakkında neler anlatıyor?

Elçin Ekşi: Projelerinizden bahseder misiniz? Bu projelerin sonucunda nasıl çıktılar elde ettiniz?

Dr. Aylin Akkaya: DMAD, Türkiye’de İstanbul Boğazı’nda, Dilek Yarımadası’nda ve Doğu Akdeniz’de çalışıyor. Çalışmalarımızın tamamlanması henüz mümkün değil. Çalıştığımız hayvanlar en az 50 yıl yaşıyorlar, bu hayvanlar üzerinde gerçek bilgiye ulaşmak için 8 yıla değil en az 30 yıla ve fazlasına ihtiyaç var, yaşam boyu süren çalışmalar bunlar. Fakat şimdiden çok önemli bilgilere ulaştık, İstanbul Boğazı, Önemli Deniz Memelileri Alanı (Important Marine Mammal Area) olarak seçildi, Dilek Yarımadası en eski deniz koruma alanlarından biri olmasına rağmen, bölgedeki yunuslar hakkında bilgi yok denecek kadar azdı ve şimdi o bilgi var.

Doğu Akdeniz, bütün Akdeniz Havzası içerisinde yunus ve balinalar açısından en fakir bölge olduğu iddia ediliyordu ama çalışmalarımız aslında bölgenin özellikle Kaşalot Balinaları, Gagalı Balinalar ve çeşitli yunuslar açısından oldukça önemli olduğunu ve bu bölgelerde balina yavrularının bulunduğunu gösterdi ve bunlar sadece buzdağının görünen ucu. Türkiye, Deniz Memelileri açısından çok zengin, çok önemli ve korunmaya değer bir bölge.

Denizlerin Derinliklerindeki Sessiz Gözlem: Balinalarla Yakın Karşılaşma

Denizlerin engin maviliğinde gizlenen balinalar insanların merakını her zaman cezbetmiştir. Bu yıl DMAD’ın balina gözlemleriyle gündeme gelen olağanüstü anlar, denizlerimizin derinliklerindeki sırların perdesini araladı. Balinaların, insanların aklında canlandırdığından daha yakın bir şekilde yaşadığı gerçeği toplumda büyük bir şaşkınlık yarattı. DMAD’ın “Derin Denizlerin Dev Koruyucuları” projesi, 2018 yılından beri devam ediyor ve bu proje kapsamında kaşalot balinalarını gözlemlemek için yoğun bir çaba sarf ediliyor.

deniz memelilerini araştırma derneği kaşalotlar

Elçin Ekşi: Bu yıl gözlemlediğiniz balinalar gündeme geldi ve çok dikkat çekti. Türkiye’de balina olmadığı düşünülüyordu. İnsanlar balinaların kendilerine bu kadar yakın yaşadığını görünce gerçekten şaşırdılar. Bu gözlem sürecini anlatabilir misiniz bize? Balinaları o gün nasıl gördünüz?

Dr. Aylin Akkaya: DMAD olarak 2018 yılından beri sürdürdüğümüz “Derin Denizlerin Dev Koruyucuları” projemiz bünyesinde yaptığımız gözlemlerde kaşalot (ispermeçet) balinaları ile karşılaşıyoruz. Her mevsim 21 gün süren seferlerimizde Fethiye-İskenderun arasındaki bölgede su altı pasif akustik dinleme (PAM) ve görsel gözlem yoluyla düzenli olarak veri topluyoruz.

Medyaya yansıyan görüntüleri de en son seferimizdeki çok özel bir gözlem esnasında kaydettik. Sefer süresince su altı akustik dinlemelerimizde kaşalotları birkaç farklı bölgede duymuş olsak da beklediğimiz alanlarda ne yazık ki karşılaşamamıştık.

Kaşalot balinaları 1000 metre ve üzeri derinliklere genellikle 45-50 dakika kadar süren derin dalışlar yapan canlılardır. Ve bu dalışlarda iniş ve avlanma süresince tıklama ve gıcırtı diye adlandırılan sesler çıkarırlar. Bu sesler sayesinde ekolokasyon kullanarak avlanırlar. Yüzeye çıkmadan önce birkaç dakikalık bir sessizlik süresi olur.Bu sebeple bizler için balina gözlemleri 2 ayrı aşamadan oluşuyor diyebiliriz. 1. Aşama akustik dinleme esnasında balina sesini tespit etmek, 2. Aşama ise yukarı çıkış noktalarını belirlemek. Yüzeye çıktıklarında soluk verişleri esnasında oluşan “su buharı” adını verdiğimiz görüntüsayesinde kendilerini uzaktan da olsa görebiliyoruz.

Gözlemi gerçekleştirdiğimiz gün, önce seslerini dinleyip tekneye olan uzaklıklarını tespit ettik ve gün boyu süren bir çaba sonucunda yüzeye çıktıkları anı, su buharlarını yakalamayı başardık. Onlara doğru yaklaştığımız esnada 3 balinanın daldığını görmek bizlere acaba yetişebilecek miyiz sorusunu sordurmuştu fakat yaklaştığımızda karşılaştığımız grup bizler için şaşırtıcı oldu. Dişiler ve yavrulardan oluşan kalabalık bir sosyal birim karşımızdaydı. Muhtemelen tecrübeli dişiler avlanma için dalış yaparken, “kreş” grubunun başında iki yetişkin genç dişi onlarla ilgileniyordu. Epey meraklılardı ve araştırma teknemize yaklaşıp bir süre bizi incelediler.

Ertesi gün ise yine uzun bir süreç sonucunda soliter bir erkek ile karşılaşarak, seferimizin son 2 gününde 2 ayrı kaşalot gözlemi yaparak güzel bir şekilde sonlandırmış olduk. Bizler için ilk karşılaşma Akdeniz’de yapılan en yoğun yavru bireyli gözlemlerden biri olması sebebiyle oldukça önemliydi.

Doğu Akdeniz Türkiye sularında bulunan kaşalot balinalarının popülasyon durumunun belirlenmesi, habitatlarının saptanması, göç rotalarının keşfi ve koruma alanlarının oluşturulması , için oldukça önemli bir veri kaynağı olduğunu ve bu araştırmaların devamlılığının bu canlıları daha iyi anlayabilmemiz için büyük önem arz ettiğini söyleyebiliriz.

Denizin Kibar Devleri Balinalardan Korkmalı Mıyız?

Denizlerimizde balinaların yoğun bir şekilde gözlemlenmeye başlaması ve gündeme gelmesi kimi insanalarda korku yarattı. Peki balinadan korkmalı mıyız? Belki de denizlerin gizemini anlatan efsanelerden kaynaklanan, belki de Moby Dick romanının etkisiyle, bazı insanlar için balinalar hala korkutucu bir imaj taşıyor. Ancak gerçekte, bu muazzam deniz canlılarına karşı bir korku beslememize gerek yok.

Elçin Ekşi: Bazı insanlar için bu balinalar “korkutucu” oldu. Bu balinalara karşı korkusu olan vatandaşlarımıza neler demek istersiniz?

Dr. Aylin Akkaya: Evet her gün karşılaşmadığımız canlılar oldukları için bazı vatandaşlarımız boyutları dolayısıyla bizim “kibar devler” dediğiimiz bu türler karşısında yanlış izlenimlere kapılabiliyorlar. Balinalar agresif veya saldırgan, insanlar için tehlike oluşturan hayvanlar değildir.

Dediğimiz gibi 1000 metre derinlik bandında avlanan ve açık denizleri tercih eden canlılardır. Sahilde veya kıyıda denizde yüzerken karşılaşmayız ve dolayısıyla korkmamızı gerektirecek bir durum söz konusu değildir. Ama bu canlıların vahşi doğaya ait olduğunu unutmamak gerekiyor, onları gördüğünüzde, karşılaştığınızda gerekli mesafeyi koruyarak onları rahatsız etmeden bölgeden uzaklaşmanız hem onların hem de sizin güvenliğiniz için en doğru yaklaşım olacaktır.

Gücümüz Kadınlarla Geliyor: Deniz Memelileri Araştırmalarında Kadınlar

DMAD, kuruluşunda etkili bir araştırmacı ve doğa sever kadın tarafından şekillendirilmiş ve dernek her zaman kadın araştırmacıların ve öğrencilerin katılımını teşvik etmiş. Dernek merkezi ve saha ekipleri, deniz bilimi ve doğa koruma konusunda çalışmak, öğrenmek ve deneyim kazanmak isteyen kadınlarla dolu.

Elçin Ekşi: Dernekte kadın temsilinin yüksek olması çok güzel ve örnek bir durum. Bu alanda çalışmak isteyen kız çocukları için de bir şey söylemek ister misiniz?

Dr. Aylin Akkaya: Araştırmacı ve doğa sever bir kadın tarafından kurulan DMAD, bünyesinde kadın araştırmacılara ve öğrencilere yer vermeyi her zaman çok önemsemiştir. Hem derneğimizde hem de sefer ekiplerimizde deniz bilimi ve doğa koruma alanında çalışmak veya öğrenmek, deneyim edinmek isteyen kadınlar ağırlıkta yer alıyor.

Kadın araştırmacılarımız DMAD’ı DMAD yapan şey ve bizi her zaman daha güçlü kılıyor. Kadınlar olarak hayatın her alanında yer aldığımız gibi, bilim dünyasında da yer alıyoruz ve alacağız.

Bu alanda çalışmak isteyen bütün kız çocuklarına ufak notumuz: Kendinize inanmaya devam edin ve yalnız olmadığınızı, bütün engelleri aşacak güce sahip olduğunuzu hatırlayın!

Ülkemizdeki balina ve yunuslara ses

Dünyamızın en derin ve gizemli sakinleri olan balina ve yunusların varlığı, ne yazık ki Türkiye’de pek çok insan için sıradan bir gerçek değil. Denizlerimizdeki bu önemli canlılar hakkında eksik ve yanıltıcı bilgiler nedeniyle, genel farkındalık düşük seviyelerde seyrediyor. DMAD ekibi, ülkemizin sularda yaşayan balina ve yunus türlerinin durumunu ortaya çıkarmak ve halkımızı bu değerli canlılarla ilgili bilinçlendirmek amacıyla çaba harcıyor.

Dr. Aylin Akkaya: Ne yazık ki denizlerimizde balina ve yunuslara yönelik veri eksikliği var. Ayrıca
bu canlıların varlığından habersiz birçok vatandaşımız var. DMAD ekibi olarak ülkemiz denizlerindeki Cetacean türlerinin durumlarını ortaya çıkarmak ve halkımızı bu türlerle ilgili bilinçlendirmek için çalışıyoruz. Denizlerimizi korumak ve bu canlılara daha huzurlu bir deniz bırakmak için hep birlikte çalışabiliriz.

Balinalar ve yunuslar sese son derece duyarlıdır, bu yüzden su altı gürültüsünün çok önemli bir tehdit olduğunu, avlanma ve sosyalleşmelerine engel olup çoğu durumda ölümlerine yol açtığını bilmemiz gerekiyor. Ne yazık ki ülkemiz suları da bu tehditleri barındırıyor.

Aynı zamanda gemi trafiği ve hız tekneleri de çok ciddi tehditlerden bir diğeri. Bunun örnekleriyle de ne yazık ki sık sık karşılaşıyoruz. Sosyal medyada ilgi gören balina videomuzdaki yavru balinalardan bir tanesinde çok ciddi bir pervane izine rastladık. Ne yazık ki birçok vakada bu pervane kesikleri ciddi yaralanmalara ve ölümlere sebep oluyor. Bu sebeple, deniz taşıtı, tekne vb. kullanıyorsanız hızınıza dikkat edebilirsiniz.

Bunun dışında bireysel olarak plastik kirliliğinden kaçınabilir ve tüketimi azaltabilirsiniz. Çalışmalarımızı paylaşabilir ve toplumsal bilinçlendirmeye katkıda bulunup araştırmalarımıza destek olarak denizlerimizdeki canlıların korunmasında rol oynayabilirsiniz…

Dr. Aylin Akkaya ve DMAD derneğine bu sohbet için çok teşekkür ederiz. Umarız ki Türkiye’deki balina ve yunuslara dair toplumsal farkındalık daha da artacak ve etkin koruma çalışmalarıyla koruma altına alınacaklar.