Haber

Alternatif tıp – Kemoterapiyi reddeden kadın öldü

alternatif tıp meme kanseri

Alternatif tıp tartışmaları sürerken, genç bir öğretmenin ölümü alternatif tıp yöntemlerinin bilim dışı uygulamalarını tekrar gündeme getirdi.

İngilizce öğretmeni Merve Gülşah Şahin’e, 2 yıl önce meme kanseri teşhisi konuldu. Kanserin ikinci evresinde olan Şahin, kemoterapiyi reddederek kanserle alternatif tıp yöntemlerini kullanarak mücadele etmeye karar verdi. Merve öğretmen, Yazar ve doktor olan Aidin Salih‘in kitabında yer alan alternatif tıp yöntemlerine inanarak, bunları uygulayan Bursa’da bir hekim ile anlaştı. 2 yıllık süreçte hastalığı ilerleyen Merve öğretmen geçtiğimiz günlerde yaşamını yitirdi. Merve Şahin’in ailesi, alternatif tıp yöntemleri uygulayan hekimden, hastaya yanlış tedavi uyguladığı ve umut verdiği için şikayetçi olacaklarını açıkladı.

Kanser tedavisinde açlık orucu!

Milliyet’ten Mert İnan’ın haberinde, Merve Şahin’in kardeşi Çiğdem Hatipoğlu’nun sözlerine yer verildi. Hatipoğlu, hekimin tıbbi hiçbir tedavi uygulamadığını, tümörün seyrini bile izlemediğini söyledi. Hatipoğlu’nun ifadeleri: “Kardeşim, Aidin Salih yöntemi adı verilen uygulamanın kendisine iyi geleceğine inanarak bu yöntemi uygulayan Bursa’daki aile hekimine muayene olmaya gitti. O doktor, kardeşim Gülşah’a 2 günlük, 3 günlük ve 10 günlük açlık oruçları uygulaması gerektiğini söyleyip, çeşitli bitkiler önerdi. Bir yıllık süreçte de, hiçbir zaman ultrason ve modern tıp yöntemleriyle hastalığın seyrini izlemedi. Bir yıl boyunca aşırı zorlanarak yaptığı açlık gibi alternatif tıp yöntemlerinin tümör üzerinde hiçbir etkisi olmamıştı. Sonrasında bir daha o doktora gitmedi. Radyoterapi ve kemoterapi süreci başlasa da kanser 4. evrede olduğu için metastaz yapmıştı. Bir yıl aldığı kemoterapi onu kurtarmaya yetmedi.”

Çiğdem Hatipoğlu, hekimin 3 aylık periyotlardaki muayenelerinde kardeşinin yalnızca el-ayak tırnaklarına, kan değerlerine ve gözlerine baktığını söyledi. Hatipoğlu, “Tetkiklere gerek duymuyordu. Zamanla tümör gittikçe büyüdü ve farkedilir hale geldi. Bir gün aniden tümör bölgesinden kan akmaya başladı. Etraf kan gölüne dönmüştü. Doktoru aradığımızda tümörün vücuttan atılmaya başladığını söyledi. O günden sonra tümör, sürekli açık halde iltihap akan bir yaraya döndü. Gülşah, bir türlü hastaneye gitmeye ikna olmuyordu. Annem son çare doktoru arayıp ateş püskürdü ve sonrasında doktor Gülşah’tan ultrason için hastaneye gitmesini istedi. Ardından da kararını değiştirip, hastaneye gitti.”

Geleneksel tıp bilimsel mi?

Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, alternatif tıp yöntemlerinde kullanılan bitkilerin faydaları ve zararlarını sıkça resmi Internet sitesindeki yazılarıyla paylaşan bir doktor. Özdoğan, yazılarında karahindiba ve tarçın gibi bitkilerin kanser tedavisindeki yanlış kullanımlarını; zerdeçalın kanser tedavisinde kullanılabileceğine yönelik iddiaları; idrar terapisi gibi birçok alternatif tıp yöntemleri olarak hastalara uygulanan yöntemlerin bilimsel kanıtlara dayanmadığını yazıyor.

Özdoğan’ın yazılarından bazıları;

Karahindibanın kanser tedavisiyle ilişkisi

Laboratuvar çalışmaları, karahindibanın anti-kanser özelliklere sahip olduğunu göstermiştir ancak klinik çalışmalar bu etkiyi insanlarda doğrulamamıştır. Yani bilimsel olarak, insanlarda kanseri tedavi ettiğine yönelik bir kanıt yok!

Zerdeçalın kanseri tedavi etmediğini gösteren kanıtlar

Zerdeçalın hastalıkların tedavisinde kullanımına ilişkin ilk bilimsel çalışma 1937 yılında yayımlanmış, daha sonra 1949 yılında yayımlanan bir çalışmada antibakteriyel etkinliğine ilişkin umut verici sonuçlar elde edilmesiyle çalışmalar hız kazanmıştır. Yapılan birçok laboratuvar çalışmasında zerdeçalın biyolojik olarak aktif maddelerinden biri olan kurkuminin anti-inflamatuvar ve anti-tümör etkileri gösterilmiştir. Fakat bu etkiler insan klinik çalışmalarıyla doğrulanmamıştır. Örneğin kurkumin ileri evre pankreas kanserli 17 hastada, kemoterapi ilacı gemsitabinle kombine edilerek verilmiş ancak olumlu bir sonuç alınamadığı gibi 5 hastanın şikayetlerinde artış olmuştur.

  • Bütün bilimsel deneyler önce laboratuvar sonra hayvan ortamında yapılmakta, burada umut veren sonuçlar insan klinik çalışmalara aktarılmaktadır.

Bunun en önemli sebebi, tümör mikroçevresidir. Laboratuvar ortamında kanser hücreleri, sadece kendi kardeşleri ile bir hücre yığını halinde oldukları için büyük oranda savunmasızdır. Hayvanlarda ise tümör mikroçevresi insandakinden farklı ve çok daha az komplekstir. Ancak kanser hücreleri bunlarla sınırlı değildir; etrafındaki normal hücreleri ve kendisine saldırmaya gelen kimi bağışıklık sistemi hücrelerini manipüle ederek, kendisine yardım edecek şekilde değişikliğe uğratır ve tümör mikroçevresini oluşturur.

Zerdeçalın en bilinen özelliklerinden biri antioksidan etkisidir. Antioksidanlar, hücrelerde meydana gelen kimyasal süreçler sonucu açığa çıkan zararlı/atık maddeleri (serbest oksijen radikalleri) dönüştüren ya da ortamdan uzaklaştıran moleküllerdir. Antioksidanlar takviye yani fazla miktarda alındığında kanserin büyümesini tetikleyebileceğine dair bilimsel kanıtlar bulunuyor. Çünkü kanser hücreleri, normal hücrelere göre daha aktiftir ve hücresel süreçlerinde daha fazla serbest radikaller açığa çıkarır ve bunları ortamdan uzaklaştırmak zorundadır.

Antioksidan ve oksijen radikalleri

Oksijen radikallerine ilişkin bir yazısında Özdoğan, “Oksijen radikalleri, oksidatif strese yol açarak hücrelerin bileşiklerini parçalıyor, DNA’da  bozulmalara yol açabiliyor. DNA’daki bu bozulma hücresel mekanizmalar tarafından fark edilip hasarlı hücre programlı bir şekilde ölüme yönlendiriliyor (apopitoz). İşte kanserli hücreler de bir çeşit hasarlı hücredir ve antioksidan alınması, oksidatif stresi azaltıp kanserli hücrelerin apopitoza gitmesini engelliyor olabilir.” dedi.

Prof. Dr. Özdoğan, antioksidanların kanser tedavisinde kullanımına ilişkin yazısının devamında ise, “Ekim 2015’te Nature Dergisi’nde yayımlanan makaleye göre antioksidanlar, kanserin daha hızlı yayılmasına yol açabilir. Yapılan hayvan deneyinde antioksidan verilen farelerde kanser hücrelerinin daha uzun yaşadığı ve metastazların daha yoğun yaşandığı tespit edilmiş.” açıklamasını yaptı.

Kaynaklar;

Milliyet

Prof. Dr. Mustafa Özdoğan

Yazar Hakkında

Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümü mezunudur. Bilim ve teknoloji haberciliğinden önce spor ve gündem alanlarında muhabirlik yaptı. Paylaşmak istediğiniz haberler için +90 (541) 380 12 73 numaralı whatsapp ihbar hattımızdan veya [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz.
Alakalı İçerikler
HaberSağlık

Ebeveynler otizmli çocuklarını beyazlatıcı ile zehirliyor

Bilim dünyasının son haberlerini kaçırmamak için eposta bültenimize hemen üye olun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir