akdeniz istilacı türler araştırılacak
/

Akdeniz’deki istilacı türler takip ediliyor

Türkiye denizlerinde 500'ü aşan istilacı tür sayısı biyoçeşitlilik açısından risk oluşturmayı sürdürüyor. Araştırmacılar, ülkemizdeki önemli alanları koruma altına alacak proje geliştirdi.

13 dakikalık içerik

Akdeniz’deki istilacı türler takip altına alınıyor. “Denizel İstilacı Yabancı Türler Projesi” istilacı yabancı türlerin tespit edilmesi, önlenmesi, kontrolü ve yönetiminde deniz ve kıyı ekosistemlerinin direncinin artırılması hedefiyle başlatıldı. Proje kapsamında, Akdeniz’in yanı sıra Karadeniz, Marmara ve Ege’de önemli biyoçeşitlilik açısından zengin alanlar takibe alınacak. 

Önemli Denizel Biyolojik Çeşitlilik Alanlarında İstilacı Yabancı Türlerin Tehditlerinin Değerlendirilmesi Projesi“, kısa adıyla “Denizel İstilacı Yabancı Türler Projesi (MarIAS)” büyük bir titizlikle yürütülüyor. Akdeniz’deki istilacı türlerin önlenmesi ve kontrolünün sağlanması için başlatılan projeyi, Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) işbirliğinde Küresel Çevre Fonu’nun (GEF) finansal desteği ile sürdürülüyor.

Son yıllarda küreselleşmenin hız kazanmasıyla beraber insan, bitki ve hayvan hareketleri de hız kazandı ve bir yerden başka bir yere taşınmaları kolaylaştı. Doğal yayılım alanlarından, insan etkisi ile uzak ve farklı ekosistemlere katılan türlere yabancı tür adı veriliyor. Bunlardan popülasyonunu çok hızlı arttırıp geniş alanlara yayılan ve aynı zamanda ekosisteme, insan sağlığına ve sosyo-ekonomiye olumsuz etkide bulunanlara ise istilacı tür deniliyor. İstilacı yabancı türler küresel olarak biyolojik çeşitlilik ve ekosistemler üzerindeki en büyük tehditlerden biri haline geldi. Süveyş Kanalı’nın açılması, gemilerin balast sularını denizlere boşaltması, iklim değişikliğinin etkileri ve alıcı ortamın biyoçeşitlilik yönünden fakirliği yeni türlerin yerleşmesini kolaylaştırdı. Günümüzden 150 yıl kadar önce açılan Süveyş Kanalı, tropikal Kızıldeniz ile subtropikal Akdeniz’i birleştirmekle kalmayıp, günümüzde en önemli yabancı tür katılım yolu konumunda bulunuyor. Bunu gemicilik faaliyetleri takip ediyor ve araştırmacılar her gün binlerce türün gemi karinalarına yapışarak farklı ortamlara seyahat ettiklerini gösteriyor. Akdeniz’de yabancı tür sayısı bini aşarken, Türkiye denizlerinde bu sayı 500’e yaklaştı.

Ülkemiz denizlerinde görülen en tehlikeli istilacı yabancı türler arasında; Karadeniz’de taraklı deniz anası, kaykay (Mnemiopsis leidyi), deniz salyangozu (Rapana venosa), Ege Denizi ve Akdeniz’de katil yosun (Caulerpa taxifolia), balon balığı (Lagacephalus sceleratus), aslan balığı (Pterois miles) ve su sümbülü (Eichornia crassipes) sayılabilir. İstilacı yabancı türlerin etkilerinin yok edilmesi, azaltılması ve kontrol altına alınması yerli türlerimizin geleceği açısından büyük önem taşıyor.

İstilacı türler projesi hangi alanları kapsıyor?

Denizel İstilacı Yabancı Türler Projesi, önemli denizel biyolojik çeşitlilik alanlarında istilacı yabancı türlerin önlenmesi, tespit edilmesi, kontrolü ve yönetiminde deniz ve kıyı ekosistemlerinin direncinin artırılmasını amaçlıyor. Proje uzun vadede ise, dünya üzerindeki önemli biyoçeşitlilik alanlarından birini oluşturan Türkiye’nin kıyı ve deniz ekosistemlerinin korunmasını destekleyebilmek amacıyla istilacı yabancı türlerin olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi için önemli katkı sağlıyor. Proje kapsamında;

  • İstilacı yabancı türler konusunda ulusal politika oluşturulması,
  • İstilacı yabancı türlerin oluşturduğu tehditlerin belirlenmesi ve yönetimi için kapasite geliştirilmesi, bilgi ve veri paylaşımı sisteminin oluşturulması,
  • İstilacı yabancı türlerin girişinin engellenmesi, giriş yapmış olanların yok edilmesi, kontrol edilmesi, sürdürülebilir yönetiminin sağlanması ve önemli denizel biyoçeşitlilik alanlarında istilacı yabancı türlerden dolayı zarar görmüş alanların iyileştirilmesi faaliyetleri bulunuyor.

Denizel İstilacı Yabancı Türler Projesi hem ulusal düzeyde, hem de dört farklı pilot sahada bölgesel düzeyde uygulanıyor. Pilot çalışma alanları Karadeniz, Marmara Denizi, Ege Denizi ve Akdeniz’i kapsıyor. Bu alanlar arasında, İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı (Kırklareli), Ayvalık Adaları Tabiat Parkı (Balıkesir), Marmara Adaları (Balıkesir) ve Samandağ (Hatay, Akdeniz Foku Yaşam Alanı, Deniz Kaplumbağası Yuvalama ve Yumurtlama Alanı) bulunuyor.

Bölge bölge istilacı türlerin analizi

Akdeniz, dünyada istilacı yabancı türlerden en fazla etkilenen ekosistemlerin başında geliyor. Türkiye ise gerek Türk Boğazlar Sistemi’ndeki yoğun gemi trafiği, gerekse Süveyş Kanalına yakınlığı nedeniyle tüm havza içinde yabancı tür akınına en fazla maruz kalan ülkelerden biri. Projenin pilot alanlarından dördünde de (İğneada, Marmara Adaları, Ayvalık Adaları ve Samandağ) yakın zamanda gerçekleştirilen arazi çalışmaları, istilacı türlerin etkisinin ne denli büyük boyutlara ulaştığını ortaya koyuyor.

Batı Karadeniz’in önemli ekosistemlerinden İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı’nın deniz ve kıyı alanları, 1950’li yıllarda Japon Denizi’nden gemilerin karinalarına tutunarak Karadeniz’e gelen deniz salyangozunun (Rapana venosa) yaygın popülasyonuna ev sahipliği yapıyor. Olağanüstü obur olan bu istilacı tür, kıyısal ekosistemdeki önemli yerli midye stoklarını besin olarak tüketip ekosisteme olumsuz etkide bulunurken, diğer taraftan da ticari değer taşıması nedeniyle bölge balıkçılığının önemli gelir kaynakları arasında. Türkiye, en fazla deniz salyangozu ihracatı yapan ülkelerden biri. Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği’nin yaptığı açıklamaya göre Ocak-Ağustos 2020 döneminde 6 ülkeye bin 347 ton deniz salyangozu satılarak 9 milyon ABD doları kazanç sağlandı.

Henüz herhangi bir doğa koruma statüsü bulunmayan Marmara Adaları ise, sahip olduğu olağanüstü biyoçeşitliliği ile son derece özel bir konumda. Bern ve Barselona gibi uluslararası sözleşmeler ve IUCN tarafından hazırlanan Kırmızı Listeler bünyesindeki pek çok korunma öncelikli türün Marmara Adalarında halen sağlıklı lokal popülasyonlar oluşturduğu görüldü. Deniz salyangozu, Karadeniz kıyılarında olduğu gibi Marmara Denizi’nde de yaygın ve bunun olası etkileri araştırma kapsamında. Bunun yanı sıra, bölgeye deniz taşımacılığının etkisiyle ulaşmış olduğu düşünülen bir başka istilacı tür olan Atlantik deniz yıldızı (Asterias rubens) da projenin hedef türleri arasında. Atlantik deniz yıldızının hem aynı habitatı paylaştığı diğer yerli türlerle rekabet etmesi, hem de yerli midyeleri besin olarak tüketmesi, ekosistemi olumsuz etkiliyor.

Proje ekibi istilacı türlerin girişini engelleyecek mekanizmalara yoğunlaşıyor

Kuzey Ege Denizi’nin en hassas biyoçeşitlilik merkezlerinden Ayvalık Adaları Tabiat Parkı, çok uzun yıllardır Süveyş Kanalı’ndan kıyılarımıza ulaşan bir yeşil alg olan Caulerpa cylindracea türünün yoğun baskısı altında. Akdeniz ekosisteminin en istilacı türlerinden biri olan C.cylindracea’nin biyoçeşitlilik ve habitatlar üzerinde en az 20 farklı olumsuz etkisi bulundu. Ayvalık Adaları için en büyük tehlike ise, bu istilacı türün son derece önemli bir habitat oluşturan Posidonia oceanica deniz çayırları üzerindeki etkisi. Son derece fırsatçı olan ve hızlı büyüme yeteneğine sahip C.cylindracea, özellikle hasar gören deniz çayırı yataklarını büyük süratle istila ediyor. Hasarın nedeni ise, günübirlik tur teknelerinin yoğun çapa ve demirleme faaliyetleri.

Kızılıdeniz’den kıyılarımıza ulaşan yabancı türlerin ilk giriş noktası olan Samandağ kıyıları ile ilgili bulgulara projede henüz değinilmedi.

Araştırmacılar, ekosisteme katılıp yayılmaya başladıklarında yok edilmeleri neredeyse imkansız hale gelen bu istilacı türlere karşı mücadelede başarının anahtarını, kıyılarımıza ulaşmalarını engelleyecek etkin mekanizmaların oluşturulmasında görüyor. Proje kapsamındaki faaliyetler, başarılı bir mücadele için gereken tüm bileşenlere odaklanıyor.

UNDP Türkiye’nin YouTube’da yayımladığı Denizel İstilacı Yabancı Türler Projesi tanıtım videosu;

Kaynaklar;

UNDP Türkiye

MARIAS – Marine Invasive Alien Species Project

Sizin yorumunuz nedir?

Your email address will not be published.