3 milyon dolarlık yapraklar : Leaf peeping ya da Momijigari

0
3

Ceketlerimizi dolaplardan çıkardık, plaj havlularımızı ise önümüzdeki yaza kadar kaldırdık. Yaz mevsiminden geriye artık güneşin izlerini taşıyan sararmış yapraklar kaldı. Devasa bir çınarın dökülen yapraklarından, sarı-turuncu-kırmızı arasında renk şöleni yaşatan ormanlara kadar pek çok yerde son bahar kendi muhteşem manzarasını bizlere sunuyor. Aslında bu manzara dünyanın çeşitli noktalarında ciddi bir ekonomik döngü yaratmış durumda.

New England’da sonbaharı ve dökülen yaprakları izleyen gezginler ve buna dayalı önemli bir ekonomi var. “Leaf peeping” olarak da isimlendirilen bu aktivitelerde, insanlar yıllık yaklaşık 3 milyon Dolar harcama yapıyorlar.

japanese-1409839_1920Sadece Amerika da değil, Japon’ya da da sonbaharı ve sararan yaprakları büyük bir dikkatle takip eden insanlar var. Japonlar ise bunu Momijigari (紅葉狩) olarak isimlendiriliyor. Momiji (紅葉) kırmızı yapraklar ve kari (狩り)’de avlanmak anlamına geliyor.
Peki yapraklar neden yeşil ve sonra neden sararıyor? Yaprakların sararması ve dökülmesi aslında bitkilerin mevsim geçişinde kışa hazırlığı ve yoğun fizyolojik olaylarla gerçekleşen bir süreç. Yaprakların yeşil olma sebebi ise tamamen fotosentez ve bitkide bulunan pigmentlerle ilgili.

Öncelikle yapraklar neden yeşil ? Yaprakların yeşil olmasının birincil nedeni klorofil-a adı verilen pigmentler. Bu pigmentler yaprakların fotosentez yapabilmesi için gereken en önemli moleküller ve ayrıca dünyada en yaygın bulunan pigment. Yeşil görünmesinin sebebi ise, aslında elektromanyetik spektrumun yeşil ışık olarak gördüğümüz dalga boyunu, fotosentezde kullanamıyor olması. Yani klorofil-a genel olarak mavi ve kırmızı ışığı absorblamakta ve güneş ışığında bulunan bu renkleri yansıtmamakta. Ancak yeşil ışığı absorblamadığı için şiddetli bir şekilde yeşil ışığı yansıtmakta. Böylece bitkiler yeşil görünmekte.

Bitkilerde sadece klorofil-a pigmenti bulunmuyor. Bir de karotenoid olarak isimlendirilen ve genelde turuncu, sarı ya da kırmızı renkli olan diğer pigmentler de bulunuyor. Bu pigmentler ise bitkiyi ultraviyole radyasyondan ve serbest radikallerden koruyorlar. Ancak karotenoidler bitkide klorofil-a kadar yoğun değiller.

Bahar ve yaz aylarında yani güneşli ve uzun günlerde bitkiler yoğun bir fotosentez aksiyonu içinde oluyorlar. Daha sonraysa sonbahar gelip günler kısalınca yapraklarda kış hazırlıkları hız kazanıyor. İşte tam bu zamanlarda absisyon tabakası gövdeden yaprağa mineral, su ve besin geçişini engellemeye başlıyor. Absisyon tabakası yaprak sapı (petiyol) ve bitkinin gövdesinin birbirine bağlandığı noktada bulunan ve hücrelerden oluşan bir tabaka. Yaprağa besin, mineral ve su geçişinin yavaşlaması ile yaprakta klorofil oluşum hızı azalmaya başlıyor. Bu durumda yapraktaki yeşil rengin azalmasına sebep oluyor. Klorofil ve yeşil pigmentin azalmasıyla yapraktaki diğer pigmentler görünür hale geliyor. Antosiyanin, karotenoidler ve flavonoidler yaprağın sarı/turuncu/kırmızı/kahverengi gibi renklerde görünmesini sağlıyor.

  autumn-1620929_1920

Türkiye’de Japonya ya da Amerika gibi sadece sonbaharın renklerini takip etmek için gerçekleşen etkinlikler bulunmuyor. Ancak pek çok yaprak döken ormanda her sonbaharda Amerika ya da dünyanın diğer iklimlerindeki manzaraları aratmayacak görüntüler ortaya çıkıyor. Ayder (Rize), Azdavay (Kastamonu), Soğuksu Milli Parkı (Ankara), Yedigöller (Bolu), Belgrad Ormanı (İstanbul), Refahiye (Erzincan), Posof (Ardahan) sonbahar manzaralarının takip edilebileceği akla gelen ilk noktalar.

Sonbahar geçmeden bir haftasonunu sizde “leaf peeping”e ayırın, pişman olmayacaksınız.

Paylaş
Önceki İçerikSiz de %10 Azınlık içinde misiniz ?
Sonraki İçerikWO Virüsünün karadulla kaçış planı!
Hacettepe Biyoloji Bölümünden 2011 yılında mezun olduktan sonra ODTÜ’de Antik DNA çalışmaları ile lisans üstü eğitimini sürdürmüştür. Lisans eğitiminde ve daha sonrasında ekoloji ve popülasyon ile ilgilenmiş olup, vektör ekolojisi üzerine çalışmaları ve yayınları bulunmaktadır. ODTÜ’de lisans üstü çalışmalarına devam ederken biyoteknoloji girişimciliğine adım atmış olup, Türkiye’de inovatif biyoteknoloji ekosisteminin gelişmesi için çalışmalarına devam etmektedir. Bildiklerini ve öğrendiklerini paylaşmaktan büyük mutluluk duyan Elçin, doğrulanabilir Türkçe bilimsel yayın kaynaklarının az olmasından rahatsız olmuş ve ortağı Emre ile birlikte Bilimma'yı kurmuştur. Ekim 2016'dan itibaren bilimsel haber ve bilgilerin sorgulanabilir kaynaklarla insanlara ulaşması için yazılar yazmaktadır. Fotoğraf çekmek, arazi çalışmalarına katılmak ve gezmek başlıca ilgi alanları olup, ERES Biyoteknoloji'de projelerini sürdürmektedir.

Bir Cevap Yazın